İsmini Descartes ile Kraliçe Christina’nın bir hikâyesinden alan kitap bir Tarık Tufan klasiği olarak karşımıza çıkıyor. Felsefe dersi için kraliçenin kapısını aşındıran bir filozofun yaşadığı talihsizliği ve bu talihsizlik içinde bir matematiksel düşüncenin filozofu.
Tarık Tufan ismi geçiyorse durmak lazım. Çünkü o bizi bilmediğimiz yerde koşturmadan kurar cümlelerini. Ama cümlelerini bizim görmediklerimiz üzerine şekillendirerek görmediklerimizi, resimlerde görünmeyenleri göstermeye çalışır. Bu belki yol gösteriştir belki de ”işte istikamet” diye mimlemektir. Ne olursa olsun yazdıklarını iyi okumak lazım. Her yazdığını olmasa bile en azından sağlam denilen ve içinde mutlaka en vurucu silahları olan cümlelerini sakladığı yazıları.
Tarık Tufan’ın dili akıcılığı yanında şiirselliğiyle kendini gösterir. Kitaplarındaki uzun cümlelerin tutarlılığı ve anlatımındaki kurgu damarlarda akan kan gibi diri ve canlı. Kitap öykü ve deneme arasında gelip giden bir yapıya sahip. Bu da kitabın hangi kategoriye göre değerlendirilmesini zorlaştırır nitelikte.
Tarık Tufan duyarlı bir yazardır. Satır aralarına işlediği bizden kareler gönlümüze doğradığımız hüzünler kadar sahihtir. Dilindeki sadelikle anlaşılır oldu sözleri aklımızda. Cümle vurgularına sığdırdığı öfkelerini ünlemlerken anladık yazan kişi öfkesini boş yere kullanmayandır.
Gündemden de beslendiği yazılarında Ali Ural’dan alıştığımız haberlerin içten yorumlanmasıyla yazılan yazıları da gördük kitabında Tufan’ın. Ama farklı olarak bu sefer birinci özneyi kendisi yaparak. En fazla kendini acıtarak. Acısına ortak koyarak empati yapan ve yüreğimizde çizikler açan hikayeyi okurken.
Bizden dedik bizden parçalar saklayan anekdotlarla dolu kitap. Burayı okunca dedim işte bu benim geçmişimde yaşadığım anılardan biri.
“Çocukluğumuzun ve ilk gençliğimizin değişmezlerindendir üç numara saçlar. Bir kuaförün önüne oturup da uzun uzun saçımızı nasıl kesmesi gerektiğini anlatmak gibi bir lüksümüz olmadı hiç. Tek bir cümle sarf ettik. Kısa ve basit bir cümlecik; “üç numara olsun.” İstemeden söylenmiş, ağız ucuyla, kısık bir sesle, yarım yamalak söylenmiş bir cümlecik.”
Artık üç numaralı saçlarımızla durur izlerdik gölgemizi. Kendimizi o üç numaralı saçlarımızla hatırlarız hep. Belki de bu yüzden de saçlarımızın güçlü olması ve tenimizin esmerliği.
Yazana teşekkür ederiz.

86 yılının mayıs ayında doğdu. Dumlupınar Üniversitesi Sosyoloji öğrencisi.
Filbahar | Edebiyatın Yeni Baharı sanal dergisini 15 sayı yayınladı.
Yolcu Dergisi'nde düzenli olarak deneme yazıları ve kitaplar üzerinden yazar portreleri yazıyor. Şiirleri çeşitli dergilerde yer alıyor.
Kitaphaber.com.tr sitesinin kurucuları arasında yer alıyor.
Bilal Can İsmine Kayıtlı 197 Yazı Bulunmakdadır.