Kur’anda Edebi Tasvir - Seyyid Kutub

Kur’anda Edebi Tasvir - Seyyid Kutub

Kur’anda Edebi Tasvir - Seyyid Kutub

02.02.2011 - Esra Şen
Kur’anda Edebi Tasvir - Seyyid Kutub
Seyyid Kutub’ın yıllar süren Kur’anî incelemelerinin bir ürünü olan “Kur’an’da Edebi Tasvir” kitabı, Kur’an’ı Kerim’i anlamak ve anlatım biçimini kavramak hususunda önemli bir kaynaktır.

Kitapta sıklıkla değinildiği gibi “tasvir” Kur’an uslübunun en güçlü anlatım aracıdır. Öyle ki Kur’an’ın teşri (kanun koyma) ayetleri gibi istisna hususlar hariç yüzde yetmiş beşini kapsayacak kadar geniş bir bölümünde tasvir metodu kullanılmıştır.

Konuyu inceleyiş bakımında kitabı iki kısma ayırabiliriz.
İlk kısımda tasvirin nasıl bir metod üzerine uygulandığından bu metodun tesirine birçok konu incelenirken, ikinci kısımda daha ziyade Kur’an kıssaların tasviri ve incelemeleri üzerinde durulmuştur.

Giriş olarak sunulan bölüm ise aslında yazarı “tasvir” konusuna çeken sebepleri izah etmektedir.
Kur’an’ın büyüsü ve çekiciliğine kapılanların hikayeleri anlatırken bu tesirin O’nun etkileyici hitabının sonucu olduğu analizi yapılmaktadır.

Yazar, Hz. Ömer’in Kur’an ayetlerinden etkilenerek İslam’a girmesi ile Velid bin Muğire’nin ayetlerin tesirinden ürkerek kaçmasını, hatta kafirlerin “Şu Kur’an’ı dinlemeyin, O’na karşı yaygara yapın belki bastırırsınız” [Fussılet/26] haykırışlarını aynı noktada birleştirmiştir. Hepsi Ayet-i Kerime’lerin duyulduğu gibi üzerlerinde bıraktığı etkiyi saklayamayan “insan” tasvirleridir.

İslam’ın ilk yayılış süreci olan Mekke döneminde ki ayetler incelendiğinde çok nadiren kevni (yaradılış ve kainatla ilgili), teşri (kanun koyma) ya da gaybi ayetlere rastlanacaktır. Dolayısıyla bu ilk dönemde insanları etkileyen şeyin Yüce Kur’an’ın uslubu olduğunu anlamak çokta zor değildir. Velid bin Muğire’nin hislerini tevil etmek için söylediği “Kuran bir sihirdir” cümlesi ile farketmeden açığa vurduğu şey Kur’an’ın uslubu ile dinleyende bıraktığı yoğun etkidir.

İlk bölümdeki “tasvir usulüne” ise yazar tefsir tarihine kısa bir değinişle başlamıştır.
Sahabiler Kur’an’ın tefsiri konusunda çok fazla etkin olmamışlar hatta kimi rivayetlere göre bundan kaçınmışlardır. Buna binaen tâbîun ise az bir açıklamadan öteye gitmediği tefsirler hazırlamıştır. Ancak Hicri 2. asrın sonlarına doğru tefsir incelemeleri gelişmişse de bu incelemelerde Kur’an’ın edebi uslubundan; Zemahşeri istisna olmak hususuyla pek bahseden olmamıştır.

Edebi uslub ve tasvir konusunda malesef dönemin belagat ve icaz âlimleri de eksik kalmıştır. Yalnızca Abdulkâhir el-Cürcâni’nin bu alanda başarılı çalışmalar yapmiş olduğu söylenebilir. Oysa Kur’an anlatmak istediği birçok konuyu insanlığa betimlemeler, teşbihler yaparak anlatmış ve algılama hususunda kolaylık sağlamiştir. Neyse ki bu alandaki boşluğu daha sonraki dönemlerin müfessirleri dolduracaktır.

Bu edebi tasvirler Kur’an’ı her okuyanda başka bir his uyandırarak oldukça geniş bir kitlenin farklı açılardan “hayretini, canlılığını, diriliğini” ayakta tutmaktadır.
Kimi zaman somut haller tasvir metodu ile anlatılırken kimi zaman ruhi ve manevi (soyut) durumlara vurgular vardır.

Kur’an bu usul ile olayları tablolaştırır.

Örneğin insan tipleri, tarihi hadiseler, kıssalar, peygamberlerden örnekler, kıyamet manzaraları, nimet ve azap sahneleri, sürekli görülmelerine rağmen farkında olunamayan yeryüzü sahneleri tablolaştırılmıştır.
Bunlar içinde özellikle kıyamet sahneleri ile sıklıkla karşılaşılır ve hemen ardından nimet/azap tasvirleri gelir. Bu tasvirler muhakkak insanın algısını genişletmek ve kıyas edebilmesini kolaylaştırmak içindir. Ki insan gördüğünden başkasını tahayyül etmekte zorlanır.

Peki ya bu tasvirler hangi temeller üzerine bina edilmişir!

Tasvirlerin az bir bölümü suskun ve sakin tablolardan, büyük bir bölümü ise coşkuyla anlatılan hayat manzaralarından oluşur.
Bu tablolar ise ya “tahyil” (tahayyül edip zihinde canlandırma, cansız varlıkları hareketlendirme) yöntemi ile ya da “tescim” (cisimleştirme, vücut verme, soyut şeyleri duyularla algılama) ile çizilmektedir.

“İşte karşınızda nefes alıp veren sabah! Kasem ederim nefeslendiği dem o sabaha ki.” [Tekvir/18] tahyil ile tasvir edilmiş bir ayettir.
“Rabbine küfredenlerin meseli şudur: Amelleri bir küle benzer ki onu fırtınalı bir günde rüzgar şiddetle savurmaktadır” [İbrahim/18] ayeti ise tescim ile tasvir edilmiş bir ayettir.

İşte bu yöntemler Kur’an tasvirlerinin esaslarıdır.
Seyyid Kutub kitabında yalnızca ayet örneklendirmeleri ile tasvirleri değil bu tasvir yöntemlerini de incelemektedir. Ki bu yöntemlerin yanı sıra Kur’an’da ki edebi uyumun birçok sebebi daha sayılmakta ve anlatılmaktadır.

İbareleri oluşturan kelimelerin tertiple sıralanması, bir ifadenin bitiminde ifade içeriği ile ilgili sonuç cümlelerinin kullanılması (örn: kudretten bahseden bir ayet-i kerime’nin “şüphe yokki Allah her şeye kadirdir” diye bitirilmesi) bunlardan bazılarıdır.

Kitabın ikinci bölümü olarak bahsettiğimiz kısmı incelediğimizde ise Kur’an kıssaları üzerinde derinlemesine bir incelemeyle karşılaşmaktayız. Kur’an kıssaları şüphesiz dini mesajı tebliğ etme yöntemlerinden biridir.

Kıssaların gayeleri ise: Risaleti kanıtlama, peygamberlerin hepsinin Rab olarak Allah’ı bilmesinin anlatımı, semavi dinlerin birliği, peygamberlerin tebliğ yöntemleri, Hz. İbrahim’den Hz. Muhammed’e tüm dinlerin aralarındaki rabıtanın kuvvetini gösterme, Allah’ın peygamberlerine yardımlarını anlatma, tebşir (müjdeleme) ve tahzir (korkutma,uyarı) de bulunma, peygamberler ve seçkin kullar için olan nimetleri açıklama, şeytan’ın oyunlarına karşı uyarma gibi oldukça şümulludür.

Ve bu geniş alan Kur’an’ı Kerim’de tamamiyle tasvir metodu ile anlatılmıştır.
Allah’u Teala bu şekilde insan karakterini de inşa etmektedir. Zira kıssalarda geçen tüm karakterler iyi ya da kötü manada bir insanı temsil etmektedirler. Dolayısıyla mümin ve kafir ayrımı yalnızca hükmen değil örneklendirmeli anlatımlarla da insanlığa gösterilmiş olur.

Şüphesiz Kur’an’ın tasvir yöntemi ona apayrı bir güzellik katmıştır.
Kur’an anlamları ve hedefi ifade hususunda bağımsız ve benzersiz bir sanattır.

Bu kıymetli eseri ile dikkatleri “Kur’an’da tasvir” hususuna celbeden ve mânâ kapılarından bir kapıyı daha aralayan üstad Seyyid Kutub’u Rahmetle anıyoruz. Esra Şen - 02.02.2011

,

2851

Esra Şen Hakkında

Esra Şen

Sosyoloji öğrencisi. Hılfu'l-fudul'da eğitmen. Osmanlı ve Cumhuriyet Târihi derslerine giriyor. 1988 doğumlu.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin