Kur'an-ı Kerim'de Suyun Varlığı

Kur'an-ı Kerim'de Suyun Varlığı

Kur'an-ı Kerim'de Suyun Varlığı

24.01.2019 - Misafir Köşesi
Kur'an-ı Kerim'de Suyun Varlığı

Saliha Güngör yazdı

İnsana varlığı âşinâ kılınan su, yaşamın en önemli kaynağı ve belirtisidir. Nitekim Kur’ân-ı Kerim’de insanoğlunun yaşam serüveninin suyla başladığı belirtilmektedir. Öyle ki Hazreti İbrahim’in eşini ve oğlunu yerleştirdiği şehir olan Mekke sudan yoksun ve kurak bir şehirdi. Dolayısıyla Zemzem suyunun çıkışıyla birlikte Mekke’nin önemli bir merkeze dönüşmesinde suyun rolü yadsınamaz. Su birleştirici ve iman esaslarına giden yolda asıl unsurdur. Zira ibadetlerin edâsında ilk adım abdestten geçmektedir.Asırlar boyu farklı fikirlere ve mitolojilere konu olmuş su, ayetlerle destekli İslâm akidesindeki önemini de korumuştur. Oldukça geniş perspektifle bize sunulan bir araştırma olan “Kur’an’da Suyun Varlığı”nda İskender Şahin kilit önem mahiyetindeki başlıkları okuyucuya sunmaktadır.

Müellif, eserini bir giriş ve dört müstakil başlık halinde ele alıp incelemiştir. Giriş bölümünde su ile ilgili genel mülâhazalar, mitolojilerde, Eski ve Yeni Ahit’te suyun varlığı ve cahiliye Arap toplumunda suyun durumu üzerinde duran Şahin, birinci bölümde Kur’an’da suyun tespiti; ikinci bölümde suyun manevi çerçevede Kur’an’da kullanılışı; üçüncü bölümde suyun uhrevî boyutu ve dördüncü bölümde ise geçmişten günümüze suyun hayatımızdaki yerini etraflıca ele alıp değerlendirmiştir. Eserde konu dahilindeki telif edilmiş modern ve kadim kaynaklara da sık sık müraacat edildiğini görmekteyiz. Bunun yanında Arap dilinde su ile ilgili kavramları biraraya toplayan “Kitabu’l-Matar”, “Kitabu’l-Ma”, “Kitabu’l-Bir” türü kitaplardan da yeri geldikçe istifade ettiğini görüyoruz. Kur’an ekseninde çalışılmış olan bu eser bilimin suyun üzerinde duruş vukufiyetinden ayrı bir safta yerini almaktadır. Zira bilim suyu yapısı itibariyle ele alırken, vahiy suya daha ziyade araç niteliğiyle bakmaktadır. Su, imana, ahlaka, amele ve manaya götüren tefekkür mekanizmasıdır. Buna rağmen müellifin ayetleri değerlendirirken bilimin verilerinden yararlanma noktasında geri durmaması da takdire şayandır. Bu sebeple eserini bilimsel tefsirle de ilişkili gören Şahin, çalışması bağlamında konulu tefsire de kapı aralamaktadır.

Her kitap gönlümüze açılan bir kapıdır. Okuyucunun o kapı önündeki duruşu kapı ardındaki bereket ve feyzden ne miktarda elde edeceğini de belirleyen bir sınırdır. Eserin bereketine niyet ederek kitabı eline alan bir okuyucunun ilk sayfalarda gerek lügavî gerekse mânâ itibariyle daha evvel bildiklerini pekiştirmesi beklenir; üstü tozlanan bir rafın tozu alınmışcasına su bir kez daha yoldaşlık edecektir okura ilk bölümde. Bulutlara, yağmura, suyun işlevlerine, oluşumuna, tabiattaki yerine, kısacası suyun maddî boyutta bürünebileceği en hassas başlıklara yer verir müellif; öyle ki bölümün sonunda okuyucuya Sezai Karakoç’un suyu şükre bürüyen dizeleri eşlik eder;“ Melekler bir demir parçasının üzerine oturmuşlar /Her biri bir damla atıyor aşağıya /İşte yağmur bunun için yağıyor /Ben bunun için yağmuru seviyorum/Yağmur bizim için yağıyor.

İlerleyen sayfalar bizleri gerçeklerin içli başlıklarıyla baş başa bırakır. İkinci bölüm adeta sabrımıza sesleniş sanki. İmtihan vesilesi olmasıyla yönüyle suyu inceleyen müellif bizleri Hazreti Salih’in kavmine, Tâlut askerlerine götürür adeta. İçimiz yanmıştır ki ilerleyen başlıkta mucize yönüyle ele almaya başlar suyu. Hazreti Eyyüb’ü bir kez daha hatırlattığında serinleriz, ferahlarız; yine su sayesinde. Su imtihan olduğu kadar, mucize olduğu kadar rahmettir der müellif ve suyun rahmet oluşuna dair açtığı başlıkta insanın acziyetine vurgu yaparken suya muhtâç olduğumuz gerçeğinin altını çizer.

Eserin üçüncü bölümüne geldiğimizde ise uhrevî bir kapı aralanmayı beklemektedir. İçleniriz, hissederiz. Kıyamet ve âhiret bağlamında suyun ehemmiyetini idrâk ederken tahayyül ve tasavvur gücümüzün yetersizliğiyle acziyetimizi tekrâren hatırlarız. Cennet ve cehennemde suyun varlık rollerinin ayrı menziller üzre olduğunu hatırlatır müellif. Okuyucu mırıldanır içten içe; “celâl ile gelene celâl ile, cemâl ile gelene cemâl ile..”

Müellifin kullanmış olduğu ölçülü dil konular bağlamından bizleri ayırmaz. Son bölüme dek üçüncü bölümün ele aldığı hususiyetler bahsettiğimiz şekliyledir.

Dördüncü bölüm olan son bölüme geldiğimizde ise bizleri daha somut ve güncel sayabileceğimiz gündelik hayatımızdaki suyun önemi karşılar. İlk başlıkta Hazreti Peygamberimiz’in (s.a.v) hayatındaki suyun önemine değinen müellif sonraki başlığı Müslümanlar’ın hayatındaki suyun varlığına ayırır. Böylece ilk bölümde daha maddî ve ilmî sayabileceğimiz hususiyetleri son bölümde amelî çerçevede idrâk etmiş oluyoruz.

Bu güzîde eser gönlümüze açılan bir başka kapıydı ve biz bereketini umarak kapı ardını aralamaya çalıştık. Suyun asırlar boyu süregelen ve dahi sürecek olan dünyevî ve uhrevî boyutunu İskender Şahin üslûbundan dinlemiş olduk. Dinledik, zira bu eser okuyucuyla konuşabilen bir eserdi. Eserin sonuç bölümünde müellif dört bölümün özetini sunarak su ile ilgili ölçünün bozulmamasının altını çizen uyarısıyla eserini tamamlamış.

Şimdi vakit suya sarılma, İskender Şahin’e sükran sunma ve Fuzûlî’nin Su Kasîdesi’ni tekrâr etme vaktidir.

“Tıynet-i pâkini rûşen kılmış ehl-i âleme

İktidâ kılmış tarîk-i Ahmed-i Muhtâr’e su”

Su, Hz. Muhammed(sas)’in yoluna uymakla temiz yaradılışını bütün dünyaya açıkça göstermiştir.

Kur'an'da Suyun Varlığı

İskender Şahin

Okur Kitaplığı

Misafir Köşesi - 24.01.2019

,

411

Misafir Köşesi Hakkında

Misafir Köşesi

2010-2017 yılları arasında destek vermiş arkadaşlarımızın yazıları... İlaveten alıntı olmadan ya da talepleri üzerine daha önce yayınlanan yazıları misafir ettiğimiz kalemlerin yazılarını bu profilde paylaşmaktayız.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin