KÜRESELLEŞME BİR TÜR YURTSUZLAŞMA MI?

KÜRESELLEŞME BİR TÜR YURTSUZLAŞMA MI?

KÜRESELLEŞME BİR TÜR YURTSUZLAŞMA MI?

11.09.2017 - Yusuf Âsaf
KÜRESELLEŞME BİR TÜR YURTSUZLAŞMA MI?

Bazılarına göre 'küreselleşme' onsuz mutlu olamayacağımız şey; bazılarına göre ise mutsuzluğumuzun nedeni. Gelgelelim, herkesin birleştiği nokta, 'küreselleşme'nin hem geri dönüşü olmayan hem de hepimizi aynı ölçüde ve aynı şekilde etkileyen bir süreç; dünyanın kaçamayacağı kaderi olduğu. Hepimiz 'küreselleşiyoruz' ve 'küreselleşiyor' olmak tüm 'küreselleşmişler' için üç aşağı beş yukarı aynı anlama geliyor.

Bazıları için küreselleşme olarak görülen şey, başkaları için yerelleşme anlamına gelmekte; bazıları için yeni bir özgürlüğün işaretini veren şey, başkalarının üzerine davetsiz ve kötü bir kader gibi çullanmaktadır. Hareketlilik, gıpta edilen değerler arasında en üst sıralara yükselmekte ve her zaman eşitsiz dağıtılan kıt bir meta olan hareket özgürlüğü hızla, geçmodern ya da postmodern zamanların temel katmanlaştırıcı unsuru haline gelmektedir.

Anlam ve değer üretim merkezleri günümüzde yurtsuzdur ve yerel kısıtlamalardan kurtulmuştur; ne var ki bu, söz konusu değer ve anlamların bildireceği ve yorumlayacağı insanlık durumu için geçerli değildir. Merkezinde hareket özgürlüğü yatan günümüz kutuplaşması çok boyutludur; yeni merkez, zenginle fakir, göçebeyle yerleşik, 'normal'le anormal veya yasayı ihlal edenler arasındaki çağlar süren ayrımların üzerini yeni bir cilayla örtmüştür.

Zamansal/mekânsal mesafelerin teknoloji vasıtasıyla sıfırlanması, insanlık durumunu homojenleştirmekten çok, kutuplaştırma eğilimindedir. Bu, belirli insanları bölgesel tehditlerden azat eder ve belirli cemaat-üretici anlamları yurtsuzlaştırır; öteki insanların hala sınırları içinde olduğu toprakları ise anlamından ve kimlik bahşetme yeteneğinden yoksun bırakır. Bazı insanlar için bu, fiziksel engellerden eşi görülmedik bir kurtuluşun, duyulmadık bir hareket yeteneğinin ve uzaktan uzağa eyleme kabiliyetinin habercisidir. Bağlarını koparıp başka yere taşınma şansı çok az olan diğerleri için ise, yerelliği kendine mal etme ve evcilleştirme imkânı bulmadığının işaretidir.

Gücün kullanımında, gösterinin yerini gözetim almıştır. Modern öncesi zamanlarda güç, haşmetini, zenginliğini, görkemini sıradan insanların gıpta, korku ve hayranlıkla seyretmesine izin vererek, kendinin halkın zihnine nakşederdi. Yeni modern güç ise uyrukları tarafından seyredilmektense, gölgede kalıp onları seyretmeyi tercih etmiştir.

Küreselleşme fikrinin taşıdığı en derin anlam, dünya meselelerinin belirsiz, ele avuca sığmaz ve kendi başına buyruk doğasıdır; bir merkezin, bir kontrol masasının, bir yönetim kurulunun, bir idari büronun yokluğudur. Küreselleşme, 'yeni dünya düzensizliği'nin başka bir adıdır.

Yeni hareket özgürlüğünün bölücü etkisiyle ivme kazanmış zıt iki eğilimin çakışması ve iç içe geçmesi yüzündendir ki, adına 'küreselleşme' denen süreçler, ayrıcalıkların ve mahrumiyetlerin, servetin ve yoksulluğun, becerilerin ve acizliğin, gücün ve güçsüzlüğün, özgürlüğün ve kısıtlamanın yeniden dağıtımında yankılanır. Bugün tanık olduğumuz şey, dünya çapında bir yeniden tabakalaşma sürecidir ve bu süreç boyunca yeni bir toplumsal-kültürel hiyerarşi, dünya çapında bir derecelendirme oluşturmuştur.

Bilinen bütün öteki toplumlar gibi, postmodern tüketim toplumu da katmanlı bir toplumdur. Bir toplumun üyelerini ayırdığı katmanların kapsamına bakarak o toplumu bir diğerinden ayırmak mümkündür. Bir tüketiciler toplumunda 'yukarı' ve 'aşağı' katmanları belirleyen, tüketicilerin hareketlilik dereceleri, olmak istedikleri yeri seçme özgürlükleridir. Küreselleşmenin doğurduğu bir garabet olarak alışveriş merkezleri öyle düzenlenmiştir ki, insanlar sürekli etrafa bakarak, gözlerini sonsuz sayıda cazip maldan ayırmadan, ama hiçbirinin başında da fazla dikilmeden bir oraya bir buraya gidip gelirler; durup birbirleriyle iki çift laf etmelerine, birbirlerinin yüzüne bakmalarına, tezgâhta sergilenen nesneler dışında bir şey düşünmelerine, ölçüp biçmelerine ve tartışmalarına imkân yoktur.

Günümüz toplumunun esrarı, 'yapay olarak yaratılmış, öznel bir yetmezlik duygusunun gelişmesi'nde yatar; zira günümüz toplumunun temel ilkeleri için 'hiçbir şey, insanların sahip olduklarıyla tatmin olduklarını ilan etmeleri kadar tehlikeli olamaz.' Bu yüzden, hali vakti yerinde olanların görkemli maceralarının tüm çıplaklığıyla göze sokulurcasına sergilenmesiyle, insanların sahip oldukları şeyler azımsanır, kötülenir ve hor görülür: 'Zengin, evrensel tapınma nesnesi haline gelir.'

Küreselleşme (Toplumsal Sonuçları)

Zygmunt Bauman

Ayrıntı Yayınları

2. Baskı İstanbul

Yusuf Âsaf - 11.09.2017

,

502

Yusuf Âsaf Hakkında

Yusuf Âsaf
Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin