Kuşku Çağı’ndan Uygar Barbarlığa

Kuşku Çağı’ndan Uygar Barbarlığa

Kuşku Çağı’ndan Uygar Barbarlığa

09.08.2017 - Yusuf Fettahzade
Kuşku Çağı’ndan Uygar Barbarlığa

11 Eylül 2001 olaylarının birkaç ay sonrasında ‘Batı Düşünsel Bunalımla Karşı Karşıya’ başlığı ile Yusuf Kaplan’ın yönetiminde başlayan tartışma oturumları, Abdurrahman Babacan’ın ‘Siyah Yüze Beyaz Maske’ ve Ömer Miraç Yaman’ın ‘İslam Dünyası ve Demokrasi İlişkileri’’ başlığı altında yönettikleri oturumlarla devam etmiştir. Bu münazaralara Yasin Aktay, Abdurrahman Arslan, Mustafa Aydın, Ali Bulaç, Teoman Duralı, Akif Emre, Yusuf Kaplan, Ferhat Kentel ve Mustafa Özel katılmış ve üç farklı zamanda yapılan münazaralar bu eserde toplanmıştır. Oturumlar arasındaki zaman aralıkları uzun olsa da tartışılan konuların güncelliğini koruması, söz konusu eseri de güncel kılmıştır.

Gafletimize atıfta bulunarak giriş yapan eser ‘Hız Çağı’nın bir hediyesi midir ya da basit bir nisyanın sonucu mudur yaşana gelen bu durum tam olarak adı konulmasa da; 21. Yüzyıl insanının en büyük hastalığı hiç kuşkusuz yaşadığı dram ve acıları esrarengiz bir biçimde ve çabucak unutmasıdır.’ tespitiyle başlamaktadır.

  1. Dünya savaşı ve öncesinde 500 yıllık tarih boyunca dünya üzerindeki büyük savaşların neredeyse tamamına yakını Avrupa coğrafyasında ve Avrupa halkları arasında cereyan ederken; son elli yılda katliamların, savaşların ve işgallerin hemen hepsinin İslam coğrafyasında süregeldiğini dile getirmekte ve analizlerine şöyle devam etmektedir:

‘’Bir taraftan Batı demokrasisi tüm dünyaya özellikle de ‘geri kalmış’ İslam Dünyası’na yegâne çözüm yolu olarak deklare edilirken; diğer taraftan ise İslam ülkelerinin totaliter rejimlerinin devamlılığına göz yuman, dahası arka çıkan bir reel politik işletmektedir. Son zamanlarda İslam coğrafyasında yaşanan bazı pratikler üzerinden sürecin bütününe bakıldığında karşımıza Batı’nın felsefi ve paradigmal aklının ve tarihsel tecrübesinin, özelde bu aklın İslam dünyası ile ilişkisinde kurduğu demokrasi kavramı etrafında oluşan yansıma alanının derinlikli analizinin gerekliliği bir kez daha açığa çıkmaktadır.

Batı’nın tarihsel tecrübesi, ontolojik kodları ve pratikleri itibariyle bir akıl ekseninde sorgulanması gereken bir olgudur. Bu aklın ürettikleri ve doğurduklarının dünya siyasi tarihinde ne gibi büyük çaplı sonuçlara yol açtığı ise, büyük savaşların, trajedilerin, katliamların, dışlayıcı ve ötekileştirici sınıflandırmaların, kolonyal politikaların, işgallerin ve hegemonik politikaların tarihinde açığa çıkabilir.

Düşük yoğunluklu demokrasiye doğru evrilen Batı siyasetinin, küresel ölçekte en revaçta sömürgeci söylemi olan ‘demokrasi’nin, İslam Dünyasına yönelik kullanılma biçimi, Müslüman toplumlar nezdinde yer ettiği anlam/anlaşılma düzeyleri, geçmişte olduğu gibi şimdide iktidarı ellerinde tutanların demokrasiyi kendi iktidarlarını meşrulaştırma ve halkı hareketsiz ve karar alma süreçlerinin dışında tutma eylemlerinin sürekli tekrar eden yapay fragmanlarıdır.’’

Kuşku Çağı’ndan Uygar Barbarlığa

Batı-ABD-Dünya Siyaseti-Demokrasi

Ömer Miraç Yaman

Abdurrahman Babacan

Pınar Yayınları

İstanbul

Mart 2014

159 Sayfa

Yusuf Fettahzade - 09.08.2017

,

241

Yusuf Fettahzade Hakkında

Yusuf Fettahzade
Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin