Kusva Dergisi 4. Sayısı Yayımlandı

Kusva Dergisi 4. Sayısı Yayımlandı

Kusva Dergisi 4. Sayısı Yayımlandı

30.12.2017 - Alıntı
Kusva Dergisi 4. Sayısı Yayımlandı

Yollar...

Arayışlar...

Bekleyişler...

Karar verme ve tercih çarpıklığı...

En nihayetinde kaçınılmaz son "kaybedişler"

Kaybetmeye ramak kaldığında etrafımızdaki herkesin kapısını çalıp yardım dileniyoruz. Kaybetmemek adına. Aslında kazanmaya aday iken biz, yani işlerimiz iyi giderken "her şeye burnunu sokanlar kisvesi" diye sınıflara böldüğümüz insanlara bile danışıp karar vermek üzere yol alıyoruz. Her şey kaybetmemek, yani gücümüzü daim tutmak için.

Nâsın duygu devinimine ayak uydurmak güç; bir zaman kimseyi görmek istemeyip yalnızlığına gömülmeyi isterken, bir başka zaman bu yalnızlığı şikayet edeceği arkadaşlar arar durur.

Toplumdan sıyrılıp sıyrıldığı toplumun gözdesi olmaya çalışan biz insanların ruhsal temposuna ayak uydurmak zor olsa da ortada duran mutlak gerçeği unutmamak gerekir:

"İnsan tek başına güçsüzdür"

Gücünü başka güçlerin varlığı ile kazanan bu aciz varlık, arkadaş kavramının ona neler sunduğunun bilincindedir ve bu sebeple toplumdan kopamaz.

Latince'de "arkadaş/toplu grup" anlamına gelen "socius" kavramını, Yunanca'da "bilim" anlamına gelen "logy" kelimesi ile birleştirdiğimizde oluşan toplum bilimi bu sayımızın temel çağrışımına konu olur. Fakat sosyolojinin bireyselciliği kapı eşiğinde tutmasına gönlümüz razı gelmediğinden kendi sesimizi kısmaya yeltenmediğimizi de belirtmek isterim.

İnsanların sistemde başıboş gezinen tek varlık olduğunu söyleyen Mehmet Poyraz bu sayımızda; sesin, frekansların ve ritmin ahenkli olduğu her durumda insanın sisteme, bir nevi topluluğa ayak uydurmaya başladığını belirtir. Ömer Bakkaloğlu ise bu sayıda; frekansların çoğu zaman karmaşık titreşimlerle hayatımıza yansıdığından, bu yansımanın çoğu kez ani ve dengesiz olduğundan şikayetçidir.

Denge hususunda Şenay Bozkurt'un yaptığı analizi göz önüne alırsak; insanoğlunun güç bilincine karşı ağzının şehvet yalaklarında olduğunu, bu gücü dengeleyemediğinde ise tekrar aciz düştüğünü okuyoruz hep birlikte. Aynı şekilde taraf fanatikliğini benimsedikçe insanın bu fanatiklikden oluşan zıt kutbun farkına varması gerektiğini anlatan yazısında Burak Ak; sağcı ya da solcu şeklinde nitelendirilen grupların toplumda birbirinden bağımsız var olmayacağını ileri sürer.

Benliğimizi ölçüsüzce sergilediğimiz de karşılaşacağımız kendine yabancılık hikâyesinde ise Arzu Gür Gerçek'e kulak kesileceğimiz 4. sayımızla siz değerli okurlarımızı selamlıyor, Kusva dergisinin birinci yaşını doldurmasının verdiği gururla diğer sayılarımızda buluşmayı ümit ediyoruz.

Keyifli okumalar...

Alıntı - 30.12.2017

,

1294

Alıntı Hakkında

Alıntı
Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin