KUYUCAKLI YUSUF / BİR ANADOLU ROMANI

KUYUCAKLI YUSUF / BİR ANADOLU ROMANI

KUYUCAKLI YUSUF / BİR ANADOLU ROMANI

15.02.2019 - Merve Yüksel
KUYUCAKLI YUSUF / BİR ANADOLU ROMANI

‘’varlığı büyük boşlukları dolduracak mahiyette bir şey değildi, fakat onun yokluğu müthişti.’’ (Kuyucaklı Yusuf/ S.200)

Belli bir dönemin yaşantısını anlatan tarihi kitaplar insan belleğinin gizli saklı köşelerindeki sessizliği daha derinden görmemize ve bugünü anlamamıza yardım eder. İçinden geçip gidilen bir zaman dilimine meraklı bir bakış atarız çoğu zaman. Eğer kocaman bir andan ibaretse zaman, geçmiş gölgeler hiç umulmadık bir anda dikilebilirler başımıza. Kitaplardaki büyük adamları, büyük aşkları, savaşları, ihanetleri okumak yetmez olur, tarihe borçlu kaldığımızı anlarız.Ve burada, ‘’sıradan insan’’ hikayelerinin önemini fark ederiz. Her yaşamın eşsiz bir hikayesi olduğunu…

1937 yılında yayımlanan Kuyucaklı Yusuf adlı eser, Sabahattin Ali’nin ilk romanıdır. Meşrutiyet’in İlanı’ndan sonra otoritenin dahi kasabaya hakim olduğunu kahraman anlatıcının bakış açısı ile işleyen yazarın, anlatımı oldukça nesneldir ve roman boyunca süreklilik göstermektedir. Dönemin siyasi hareketlerini de işleyen Kuyucaklı Yusuf romanı, bir ilk olmasının dışında, Yazar Sabahattin Ali’nin en çok okunan eseri olmuştur. İlk olarak taşraya ve taşra sorunlarına açılan Yazar Sabahattin Ali, Türkiye’nin o yıllarda geçirmekte olduğu toplumsal değişim ve dönüşümlere, kültürel ahlak anlayışına duyarlıdır.

Anadolu’ya kaymakamlığa giden genç bir adamın, Salahattin Bey’in, medeniyetten çok uzak bir kasabada, Kuyucak’ta, Edremit’te, iktidar ve sınıf ilişkilerinde eşrafın yasa dışı işler yapıp memurları etkilediğinin farkına varıp, bu kötü gidişata ve acımasızlığa, yasa dışı tutumlara karşı gösterdiği adaleti işleyen roman, Anadolu’nun toplumsal sorunlarına da eğilir. Daha romanın ilk cümlesi eserin ana teması hakkında kanaat sahibi olmamıza imkan verir; ‘’1903 senesi sonbaharında ve yağmurlu bir gecede, Aydın’ın Nazilli kazâsına yakın Kuyucak köyünü eşkıyalar bastılar ve bir karı kocayı öldürdüler.” (Kuyucaklı Yusuf/ S.7)

Bir karı kocanın öldürüldüğü Kuyucak Köyüne olayı soruşturmaya giden Kaymakam Salahattin Bey, ölenlerin öksüz ve yetim kalan dokuz yaşındaki çocuğu Yusuf'u, evlat olarak alıp kendi ailesinin yanına getirir. Ardından Nazilli’den Edremit’e atanan Kaymakam Salahattin Bey, evlatlığı Yusuf’un eğitimi ve sorumluluğuyla ilgilenir. Hatta onu kızı Muazzez’den ayırt etmez. Yoksul ve kimsesiz bir çocuğa merhamet duygusuyla yaklaşma isteği ve düşüncesi romanda geçen olayların her evresinde kendini gösterir.

Muazzez küçük yaştan itibaren Yusuf’la birlikte büyümüştür ve Yusuf’a karşı önce ağabeylik olan bu bağ zamanla duygusal bağlılığa dönüşür. Bu bağlılık ilerde Yusuf’un da içten içe sevdiği Muazzez’i özgürce isteyemeyip, olayların gidişatında, karısı Şahinde’nin düzeysiz tutumlarından Kaymakam’ın evden uzaklaştığı bir zamanda, Yusuf ve Muazzez’in nikahlarının kıyılmasını beraberinde getirir. Kuyucaklı Yusuf, konu bakımından yazarın diğer eserlerinden oldukça farklıdır.

Bir taşra romanı olmasının dışında başka bir açıyla bakarsak, insanı hayatın acı gerçekleriyle yüzleştiren bir roman olarak da düşünülebilir. Çünkü romanda kahramanın hayatı bir cinayet olayıyla, ölümle açılır, yine bir cinayet olayıyla, ölümle son bulur. Kuyucaklı Yusuf, kurgu bakımından oldukça güçlü bir romandır. Eser, gerçekçilik ve tasvir bakımından sürükleyici anlatıma sahip, devrinde ve sonraki yıllarda tek başına yazarı temsil eden müstesna eserler arasında yerini almıştır.

Keyifli okumalar.

Sabahattin Ali

Kuyucaklı Yusuf

Yapı Kredi Yayınları

221 sayfa

Merve Yüksel - 15.02.2019

,

2453

Merve Yüksel Hakkında

Merve Yüksel

Kitap sever, deniz sever, camilerin ezan seslerinin bereketinde yaşar; sadece olduğu gibi yaşamaya çalışan, gördüğünün ve yaşadığının hakkını vermeye çalışan bir kul...

 

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin