La: Sonsuzluk Hecesi - Nazan Bekiroğlu

La: Sonsuzluk Hecesi - Nazan Bekiroğlu

La: Sonsuzluk Hecesi - Nazan Bekiroğlu

16.02.2011 - Hasip Çifci
La: Sonsuzluk Hecesi - Nazan Bekiroğlu

"Öyle bir çığlıkla attı ki kendini Adem uykusundan, gerçekte çığlık atıp atmadığını bile bilemedi. Ama iki uyku arasında rüyasının bölündüğü gün gibi gerçekti. Ve başına bir şey gelmiş gibiydi.

O zamansızlık zamanında, cennet ırmağının kıyısında Adem, onunla göz göze geldi. Kuşları, tüyleri ürkütmekten korkarcasına elini uzattı yavaşça. Parmaklarının ucundan dökülen yaseminleri gösterdi. İçine dolan ses ve ışığa, sevince sarmaşığa, usulca, sen kimsin, dedi.

Bildiğini bir kez daha bilmek, kelimesini birde ondan duymak istedi. Ben kadınım, dedi
Havva, ama bu benim sıfatım. Adımı henüz bilmiyorum.
Sonra döndü Âdem'e, aklına bir şey gelmişti.
Sesi, bengisular gibiydi.

Bana dedi, bir isim ver, varlığım olsun. Durdu, aklından yeni bir şey geçti. Bana dedi, sen isim ver, varlığım senin olsun. Bana öyle bir isim ver ki senin adının yanında dursun.

Seni anan beni de ansın. Seni hatırlayan beni hatırlamadan olmasın.
Bir "ile" koy aramıza bizi birbirimize bağlasın..."


Nazan Bekiroğlu böyle tanımlıyordu kitabının arka kapağına aktardığı öykünün özetini. Sonsuzluk öncesinden gelen ve sonsuzluğa yürüyen ilk insan(ın)ların hikâyesiydi bu. Cennetin ve sonra dünyanın, sonra affedilmenin ve Allah'ın ilk kulunu ve ilk Peygamberini böyle özetliyordu.

Kitabı elinize ilk aldığınızda tanıdık, bildik bir hikaye gibi dursa da onca sırrın bu denli bir kitaba dahi sığmayacağına daha ilk sayfadan itibaren kanaat getiriyorsunuz. Topraktan gelen ve yine toprağa yol alan insan suretlerinin ilkiydi Adem ve Adem'in sol yanını boş bırakan ilk kadındı Havva. Onlar birlikteyken tamdı ve eksiklik ve zafiyet mutlaka insana mahsustu.

Âdem balçıktan alıyordu özünü, içi ikiyüzlüydü bir yanı melekken bir yanı şeytandı bu yüzdendi kalbin yaratılması ve kalbin içine Yüce Yaratıcının kendi nurundan üflemesi hep bu yüzdendi. Âdem irade sahibiydi ama bir o kadarda muhtaçtı, hani bir defa kaysaydı ayağı hep kayacaktı. Güçlüydü ve Allah kendi kelimelerini, kendi lisanını öğretti, melek değildi ama melekleri kıskandıracak derecelerdeydi, şeytan hiç değildi ama şeytanı kıskandıracak kadar Allah'a yakın...

İlk kovulan Âdem değildi tabi ki cennetten, Şeytanı ve şeytanın insana olan kinini anlamak için zaten bilge olmakta gerekmiyor, tabi şeytanlaşmadıkça...

Nazan Bekiroğlu ilk insanların, cennetten kovuluşun ve ilk kan dökenin ve ilk mazlumun öyküsünü özetliyor kitabında. Akıcı ve edebi bir biçimde aktardığı öyküde ince ayrıntıların yanı sıra, sırların ve üstü kapalı kalan birçok bildirgenin işaretlerini veriyor.

Buna göre insan hiç alçalmadı ve hiç o zamanlar kadar şerefli kılınmadı, insani duyguların ve tutkularında aktarıldığı bu kitapta Kabil ve Habil'de anlatılıyor ki ilk kanın yere damladığını damarlarınızda hissediyorsunuz. Kulaklarınız yer ve göklerin inleyişiyle doluyor, öyle ya dünyanın ışıkları hiç sönmemişti o zamana dek.

Yani Aşk-ı, yani Âdem'i, yani ölümü, yani cennetten kovulmuş ilk insanların cennete dönüş öykülerini, ve cehennem narıyla yanan kabilleri en güzel tabiriyle zihinlerinize misafir kılıp, düşünmenin ve asli olan gerçekliğin serüveninde sürüklüyor.

Öyleyse hep birlikte "LÂ" ama olumsuzluk kipinde sıkışmış bir "LÂ" olmasın hecemiz. Sonsuzluğun hecesine geçmiş ve gelecek zamanın zarflarını da yükleyelim üzerine. İçlerimizdeki Kabillerden ve dışımıza yansıyan sahte Habillere sarılmadan bizi biz yapan kendiliğimizle baş başa kalalım ve düşünelim acaba hangi kalıba daha uygun kalıyoruz.

Öyle diyordu ya şair;

Aşk yaşamın kendisiyken,
Yaşam ölümden ibaret...
Ne ilk sen geldin dünyaya,
Ne giden son kişisin unutma...


La: Sonsuzluk Hecesi - Nazan Bekiroğlu - Timaş Yayınları

Hasip Çifci - 16.02.2011

,

13473

Hasip Çifci Hakkında

Hasip Çifci

Konyada doğdu, Konya'da yaşıyor. Kitap okumayı ve çocukları seviyor: her baba gibi.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin