Lamelif Kitabı Üzerine

Lamelif Kitabı Üzerine

Lamelif Kitabı Üzerine

20.11.2020 - Ethem Erdoğan
Lamelif Kitabı Üzerine

Şiirin, yanında yöresinde olmak, okumak ve yazmak belli oranda bir direnç içerir. Bu direniş noktası öncelikle yaşanan gerçekliğe karşıdır. Nitekim pek çok şairin ideal dünya, ideal mekân tavırları hep olagelmiştir. Diğer direniş şekilleri de aslında yine yaşanan gerçekliğin türevi olan diğer şeylere yöneliktir. Şairin bu kabullenilemez gerçekliğe karşı “iyi” ve “güzel” olanı anlatmak gibi bir zarureti vardır. İyi ve güzelin de ebedi olarak bir kalıcılık ve ölümsüzlük iddiasının oluşu yaratılış gereğidir.

Şiiri sağlam bir zemine oturtacak olan şey, iyi ve güzel olanları bir çağrışım bir imge ile anlam haritasına yerleştirmektir. İmgenin yakın ve uzak görünümleri, uyum ve çelişkilerini birbirine ulayan/bağlayan derinlik; anlam dünyasından kurtardığı kelimeler vasıtasıyla olacaktır. Bunlar şiirin yapısına dâhildir. Ressam için tuval ya da duvarın oluşturduğu çalışma zemini gibi. Şiirde bu zemin/yüzey gerçeklik, düzen, sahipliktir. Gerçekliği somutlayan, mekân ve zamana ait olmaktır. Somut gerçeklik şiirin zemini olduktan sonra; şairin seçtiği kelimeler, öngördüğü anlamları işaretler. Kelime ve anlamlar şiirin zemini değil maddesidir. Madde ise şiirin gövdesidir canı-rûhu değil.

Şiir için yukarıda oluşan yapıdan sonra işçilik ürünü unsurlar söz konusudur. Bu unsurlar tali olup öncelikli hale getirilme riski de şair için dikkatli olma noktasıdır. Bu nokta mısra ve seste kendini gösterir. Mısra ve ses yitimi şiirin de kaybedilme olasılığını yükseltir. Bir süre sonra hüsnü hat, kaligrafi istifi şeklindeki metinlere şiir denilmek zarureti doğabilir çünkü. Mısra ve ses kurulumunu ahenk unsurları takip edecektir. Uygun bir ölçü ve ses uyumları.

“Şiirin çağırdığı şairler” kavramını sık sık kullanıyorum. Bu şairlerden birisi de Burhan Özdin’dir. 40 yaşından sonra şiire başlayan bir şair. Şiirlerini Kırklar, Yedi İklim, Hece gibi dergilerde gördük. Kitabın adı Lamelif Kitabı. 2019 yılında Granada Yayınları’ndan çıkmış. 88 sayfa. Kitabın adı, bölümlerinden birinin de adı aynı zamanda. Şahsi kanaatim isim kitabın tamamına şamil değil. Kapak tasarımı biraz zayıf ve fazlaca sade kalmış. Kapakta beyaz bir zemin üzerine şairin ve kitabın ismi bölünerek yazılmış. Ön kapak tasarımında görülen diğer bir negatiflik, şair ve kitap isminin daha küçük puntolarla dikey olarak da yazılmış olması. Arka kapak koyu yeşille petrol mavisi arası ve üzerinde büyük puntolarla şu şiir yazılmış:

Eller ne bakın onun / herkes gibi onun da iki eli

ve iki elinde de on parmağı var / ve herkesten ayrı on parmağında

iki marifet taşır / biri lam, biri elif sadece

Şairin “açılış” ismini verdiği şiirle başlıyor kitap. Bu bir dibace ancak sebebi telif değil. Bir anlatının üst kurgu tekniğinde olduğu, şair bu şiirle kitabın içeriğini müjdelemiş. Yeni bir kullanım ve teknik olmuş. Sonra Roma rakamlarıyla numaralandırılmış şiir bölümleri karşılıyor bizi. XII bölüm ve 21 sayfadan mürekkep Lamelif bölümü “kapanış” adlı şiirle sonlanıyor. Bu bölüm “mü’min” bir kişiliğin, gerçeklik karşısında net bir özeleştirisi şeklinde kurgulanmış. İblis-melek, iyi-kötü çatışması söz konusu ve Müslüman yaşantısı da bu çatışmaya denk düşüyor esasen. Su, deniz, el, harf, kınanma, kadın, büyü gibi imgeler hayatın karşısındaki Müslüman kimliğin tutunma çabasına şahitlik etmiş.

Burhan Özdin şiirinin iç yapısındaki anlam haritasında İslami literatür oldukça sıkı istinat noktaları oluşturmuş durumda: “Ellerin halâ bembeyaz / yıllardır güneşten kaçırdığın o elleri çıkar koynundan” (S.13) mısralarında yapılan telmih bizi Kur'an-ı Kerim'de İsrâ sûresinin 101. Âyetinde: “Andolsun biz Musa'ya açık dokuz âyet (mucize) verdik.” Ayetine ulaştırıyor. Bu dokuz mucizeden birisi de ‘Yed-i Beyzâ’dır. Kur’ân-ı Kerîm’e göre de Hz. Mûsâ ailesiyle birlikte Medyen’den dönüşünde dağda gördüğü ateşe yaklaştığında Allah ona hitap eder ve kendisini elçi olarak seçtiğini bildirir. Ardından elindeki asâyı yere atmasını emreder ve asâ yılana dönüşür, daha sonra elini koynuna sokmasını, onu çıkardığında kusursuz bembeyaz olacağını haber verir. “Bu iki şey, senin rabbin tarafından Firavun’a ve onun çevresindeki seçkinlere gönderilen bir elçi olduğunu gösteren alâmetlerdir” der. (Tâhâ 20/22; Neml 27/12; Kasas 28/29-32) Yine bir başka şiirden de şairin istinat ettiği kaynağa dair çıkarım yapalım: “Sana verdiğimiz harfleri kıskandılar / bunlar gövdemize dar, diyerek / tersinden okunan harflere yöneldiler / o halde de ki, sizin harfleriniz size / bizim harflerimiz bize.” (S. 19) Bu mısralarda da pek çok düşüncenin yoğunlaştığını görebiliyoruz. İlki, Kafirun Suresindeki “Sizin dininiz size, benim dinim bana” ayetinde ifadesini bulan, kâfirle ayrım yapmaya atıf. İkinci olarak ayetleri tersten okuyarak büyü yapma hadisesine atıf. Üçüncü olarak, İslam alfabesinin (hatta Göktürk ve Uygur alfabelerinin de…) sağdan sola doğru okunmasına karşılık, Latin harflerinin ters şekilde soldan sağa doğru okunmasına atıf. Şairin düşünsel anlamda yerini belirlediği ve tanımladığı mısralar.

Kitapta beş bölümden oluşmuş. Lamelif kitabı, Saklı Harfler, Seferi Şiirler, Yeryüzü Ödevleri ve Fotoğraftakiler. Bu bölümlerden ilk dördünün adı başlı başına birer kitap adı gibi duruyor. Belki de başta öyle planlanmıştır.

Kitapta, ayetlerden ve şiir kitaplarının itiyadı olmayan şekilde pek çok şairden de iktibaslar var. Elbette bu durum gelenek içinde olması dolayısıyla aykırı durmuyor. Şahsi kanaatim biraz fazla olmuş. İktibas yapılan şairler şöyle: Nihat Behram’dan iki, Sezai Karakoç’tan üç, İhsan Deniz, Nazım Hikmet, Erdal Doğan ve Nuri Pakdil’den birer iktibas söz konusu.

Hâsılı; Burhan Özdin’in Lamelif kitabı, şiir üzerine fazlaca düşünülen kitaplardan. Anlam haritası çok geniş bir hinterland ve kadim bir bilgeliğin arka planına nüfuz etmeye çalışan imge yapısına sahip. Hayatın ve eşyanın tabii bir seyrine tabi ama kabullenmemiş bir ruhun şiirlerini gördüm. Bu durum, şairi özne-karakter olarak gösteriyor bize. Bu cümleyi; şairin algı ve ilgi noktalarından çıkardığım verilere dayandırıyorum. Hayatın gürültü-patırtısı, şairi ötelere iten/çeken algı ve ilgi noktasından uzaklaştıramamış. Bu nokta bir süreçtir. Açarsak; düşünsel ve edebi seyir içinde bir aşama oluşu ve şairi uyarıcı bir farkındalık süreci, idealize bir gerçeklik, bir incelme, hayattan ve ötelerden anlam kotarma, kotardığı anlamları şifreleyip seçtiği göstergelere yükleme süreci.

Burhan Özdin

Lamelif Kitabı

Granada Yayınevi

2019

Ethem Erdoğan - 20.11.2020

,

1236

Ethem Erdoğan Hakkında

Ethem Erdoğan

Kütahya doğumlu. 1995 yılında Alkım edebiyat dergisini bir grup arkadaşıyla beraber çıkardı. Yazı ve şiirlerini Alkım, Kırağı, İpek Dili, Edebiyat Ortamı, Hece ve Yediiklim edebiyat dergilerinde yayınladı.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin