Litatetür ve Kavram Üzerine

Litatetür ve Kavram Üzerine

Litatetür ve Kavram Üzerine

20.04.2016 - Sait Alioğlu
Litatetür ve Kavram Üzerine

Literatür, sözlük anlamı itibarıyla; "Edebiyat ve bir konudaki eserler toplamı" olarak adlandırılır. Örnek verirsek " Tarih literatürü ya da İslami literatür."

Kavram ise; Bir şey hakkında sahip olunan genel fikir, mefhum veya zihin ve düşünce tarafından kavranmış şey, konu veya fikir. Kavram kelimesinin "ihata, idrak, anlayış ve kavrama gücü" gibi anlamlarının olduğunu da belirtelim. Burada şu tespitte bulunabiliriz; kendine ait kavramları olan 'literatür'de sonuçta bir kavramdır.

Her inanç ve düşünce topluluğunun mutlaka bir literatürü ve o literatürün içeriğini dolduran kavramları vardır. Zaten bu ikisi olmadan, bir topluluk kendini nasıl ifade edebilir? Daha anlaşılır bir ifadeyle, literatür ve kavram olmadan inancın, dünya görüşünün ve bir hayat anlayışının bir anlam ve önemi olmazdı. Ki, anlamdan yoksun bir şeyde, her zaman bir hiç mesabesindedir.

Her inanç ve düşünce topluluğu kendi literatür ve kavramlarını mantık ve mantalite çerçevesinde tabanını dizip, çatısını kurup ve örtüsünü örttüğü sürece kendi varlığını koruyabilir. Yoksa işin hiç bir anlamı kalmazdı, sonuçta…

Her inanç ve düşünce yapısı, kendi oluşum sürecinde bir takım tarihi, sosyal ve siyasal "İç ve dış etkenler" sonucu literatürünü ve kavramlarını kaybedebileceği gibi, başka inanç ve düşünce bağlılarıyla birlikte, dejenere olmuş/edilmiş biçimde ortaklaşa kullanmak zorunda kalırlar.

Sürekli olarak boyutları çok büyük ve etki alanı geniş bir kavram kargaşası yaşanır, durur. Bu kargaşa, iki şeyden kaynaklanır; birincisi; hakikat boyutu' asla inkâr edilemeyecek olan ve sağlaması yapılmış literatürün karşılıklı olarak lağvedilmesi ya da ona yeltenilmesi yoluyla; İkinci ise, lağvedilmek istenen literatüre ait kavramların yerlerinin "ithal kavramlarla" doldurulmaya çalışılmasıyla…

Eğer, literatür, bir hakikat boyutunu içermiyorsa, o literatüre ait kavramların ithalleriyle yer değiştirmesi veya içeriklerinin başka anlamlarla doldurulmak istenmesi pek bir anlam ifade etmezdi, sonuca bakıldığında…

Ve eğer, literatür, hakikat boyutu ile bir anlam kazanmışsa doğal olarak kavramlarda asla dejenerasyona müsaade etmez, etmesi de düşünülemez! Bununla birlikte literatürün bağlıları, kendi kavramlarının içeriklerini bir takım ‘telkin ve tavsiye’lerle değiştirme yoluna gidebilir. Böyle bir durumda yapay bir kavram kargaşası yaşanır. Fakat tavsiyecilerin maksat ve muradı gerçekleşmez. Yani 'literatür' yerli yerinde kalır. Bilakis, daha da güçlenir. Zira onun hakikat boyutu tek kelime ile "ilahi"dir!

Burada "ilahi" olarak tanımlanan şey; bilinmelidir ki, İslam'dır! Ve "İslami literatür" ilah olan Allah(cc)'ın inayeti ve vahyettikleriyle, peygamberi vasıtasıyla tebliğ ettiği 'Kelam-ı ilahi'nin; Kur'an'ın beliğ bir açıklaması olan sahih sünnetten oluşmuştur. Şüphesiz bu iki kaynağa dayanan "literatür ve kavramlar" bizleri ayakta tutan çekirdek olguları da beraberinde geliştirip dönüştürürler...

Not: Bu yazı daha önce Ali Bulaç yönetimindeki Kitap Dergisi'nde yayımlanmıştır.

Sait Alioğlu - 20.04.2016

,

1004

Sait Alioğlu Hakkında

Sait Alioğlu

Özgün Duruş gazetesinde kitap değerlendirme yazıları yazmaktadır.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin