Lüsyen - Can Dündar

Lüsyen - Can Dündar

Lüsyen - Can Dündar

01.07.2011 - Ömer Asım
Lüsyen - Can Dündar

Lüsyen, "Tarihe gizlenmiş bir aşkın hikayesi" alt başlığıyla karşılıyor okurunu. İmparatorluğun kurt kemirmiş gıcırdayan ahşap zemininde başlayıp, yeni devletin kofluğu, bomboşluğu, aleladeliğine uzanan, gelgitli, tumturaklı, hasretli, ayrılıklı, aşık için aşkta ne varsa bolcasından katılmış bir aşk hikayesi.

Türk edebiyat tarihinin ve bilhassa tanzimat edebiyatının öncülerinden şair Abdülhâk Hâmid Tarhan'ın Brüksel sefiri iken, bir davette tanıştığı ve adeti olduğu üzre vurulduğu bir Belçikalı genç kızdır Lüsyen. Daha önce bir çok kere evlenen, bir dolu sevda maceraları olan şairin, ömrünün ahirinde taze bir fidanın dalına yapışıp bir müddet daha hayatın tadıyla dimağını hoş etme gayretinde geçirdiği günlerin anlatısı.

Lüsyen tarafından bakıldığında ise, Avrupa'nın göbeğinden şarkın başkentine, apayrı bir kültüre, kendinden haylice büyük olan, bir ayağı şarkın kadîm geleneklerinden hafifçe sıyrılmış, diğer ayağı garbın kültürüne aşina ve bir parça da meyilli olan, karmakarışık bir adamın peşinden, bulanık bir akıbete yol alışının, vatanından, anne ve babasından uzakta olmanın acısının, yeni hayata ayak uydurma çabasının anlatısı.

Hâmid'in hayatının büyük bir kısmını, şairin dünyasını, yaşayışını, eserlerinin yazıldığı zamanın atmosferini, ihtişamlı Osmanlı İmparatorluğunun Türk insanına ne bağışladıysa hepsini geri alarak, toprak üzerindeki suyun çekilişi gibi, arzın zemininden yavaş yavaş çekilişini, romanı okurken arka fondan duyacak, görecek, tanıklık edeceksiniz.

Sonra 1.Dünya savaşının sürdüğü zamanlara yürüyeceksiniz. Hâmid ve Lüsyen'in dünyanın bu keşmekeşliği içinde oradan oraya savruluşunu, çektikleri sıkıntıları, Hâmid'in vatanının kurtuluş mücadelesini uzaktan izleyişini okuyacak, çok da uzak olmayan yıllara dönecek ve o yılların bir fragmanını görür gibi olacaksınız.

Kitabın sonlarına doğru, Türkiye Cumhuriyeti kurulduğu ve gazi mustafa kemal bey'in inkılaplarının yürürlüğe konduğu zamanlara geldiğinizde ise hayretinizi artıracak bir kaç şeyle karşılaşacaksınız. Mesela, büsbütün Türk halkının bir gecede sağır ve dilsiz edildiğine şahit olacaksınız, "dil kurultayından çıkan imal edilecek yeni kelimeleri bir hamlede dilin bünyesine sokma kararı" ile. Çünkü insan sözleri duyar ve sözlerle konuşur. Bilmediğini duyan sağırdır. Söyleyecek sözü kalmayan dilsizdir. Bununla alakalı kitaptan bir bölüm;

"Anlatılanlara bakılırsa reisicumhur bir gece bu hamle konusunda sofradakilerin onayını aldıktan sonra Yunus Nadi'ye dönüp "siz ne dersiniz"" diye sormuştu. "Bendeniz olmaz derim efendim" cevabını vermişti Yunus Nadi. Gazi inkılap bahsinde tavizsizdi. Bu itiraz karşısında gazi sertleşmiş, "öyle ise bu masanın başından kalkınız Nadi Bey" diyerek Yunus Nadi'yi kovmuştu."

Can Dündar "Gazi inkılap bahsinde tavizsizdi." diyor. Ama durumun öyle olmadığı Falih Rıfkı ve Necmettin Sadak'ı aynı sebepten ötürü sofrasından kovmasıyla anlaşılıyor. Akıl danışmaktan öte, inkılaplarına destekçi arayan bir kimlikle görünüyor mustafa kemal bey. Yer yer bu gibi misallerle demokrasinin sanıldığı ve söylendiği gibi hemen ilk yıllarda etkili olmadığını göreceksiniz.

Tekrardan Abdülhak Hâmid'e dönersek, dîvan şiirinin alışılmış ve dar kalıplarından kurtularak yeni bir şiir dili oluşturmuş edip "Dâhi-i Âzam" olarak bahsedilir ondan. Fakat kitapta da rastlayacağınız Nazım Hikmet'in değerlendirmesine katılıyoruz. Gerçekten de kendisine "Dâhi-i Âzam" denilen Hâmid'in şiirini bırakın başka dile çevirmeyi, sadeleştirmeye kalktığımızda arta kalan yalnızca bir kaç sözcük öbeği oluyor.

Devrinde çokça abartılarak göklere yükseltilmiş bir şairin hayatının son demlerine tanık olacak ve tam bir roman dili kuramamış olduğunun bilincinde olarak eseri Lüsyen'e, belgesel/roman diyen Can Dündar'a teşekkür borçlu olduğunuzu hissedeceksiniz. Çünkü Can Dündar epey zorlanmış eski dile vukûfiyetinin eksikliği, Osmanlı Kültürüne yabancılığı nedeniyle. Bütün bunların rağmına çalışmasını iki kapak arasına sığdırıp, edebiyatımıza bu eseri kazandırdığı için teşekkür borçlu olduğumuzu düşünüyorum.

Lüsyen
Can Dündar
Can Yayınları
Ekim 2010

Ömer Asım - 01.07.2011

,

3017

Ömer Asım Hakkında

Ömer Asım

Sakarya'da yaşıyor, 23 yaşında. Bazı dergilerde ve sitelerde şiir, öykü ve denemeleri yayınlanıyor.

Yorumlar
  • Bilal Can 2011.07.15 17:39

    Ömer Asım iyi kitapları tercih ediyor. Tercihleri arasına ayrıca imla kurallarını da koyarsa daha samimi bir yazı olacak. Örneğin bakınız: gazi mustafa kemal bey. Yazı genel itibariyle güzel. Özet verip geçilmemiş. Bu da yazıyı yazanın kitap üzerinde daha çok düşündüğünü gösterir.

    Daim olsun.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin