Mahur Bir Beste Yahut Güz Havası

Mahur Bir Beste Yahut Güz Havası

Mahur Bir Beste Yahut Güz Havası

14.12.2020 - Ülker Gündoğdu
Mahur Bir Beste Yahut Güz Havası

Müziği oluşturan notalar, bestecinin dizimiyle bir araya geldiklerinde beste ortaya çıkar. Besteci, en mükemmel besteyi ortaya koyabilmek için notaları, ayrı ölçü ve vuruşlarda öyle bir kombinasyon ile birleştirmelidir ki; şaheserler besteleyebilsin.

Dinleyici, bestenin hazzına vardığında ruhunun ve kulaklarının pası silinir. Beste, dinleyende öyle bir iz bırakır ki hayatının dinmeyen bestesine dönüşür. Yazarın kaleminden dökülen kelimeler de müzisyenin notaları gibi en iyi şaheseri oluşturmak için kusursuz uyum ile bir araya gelerek kitaba dönüşür. Okur; kitabın içinde kaybolduğunda, zihninin ve yüreğinin pası silinir. Kitap, okurda öyle izler bırakır ki bunu tüm yönleriyle kestirmek çok zordur. Doğanın, insanın ve hayatın kelimelere dökülmüş bestesini, okuyucularla buluşturan Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Mahur Beste adlı eseri, okuru tüm bu bahsettiğimiz uyumla buluşturur.

Ahmet Hamdi Tanpınar, İstanbulda dünyaya gelir. Babasının Kadı olması hasebiyle Ergani-Madeni, Sinop, Kerkük ve Musul gibi farklı kültürlerinde çocukluğunu ve gençliğinin ilk yıllarını geçirir. Musul’dayken annesini kaybeden Tanpınar babasının tayini üzerine Antalya’da liseyi bitirir. Tüm bu farklı kültürler Tanpınar’a, yazılarında da izi sürülebileceği gibi, önemli bir gözlem ve tespit gücü kazandırmıştır.

Yüksek tahsil için geldiği İstanbul’da Darülfünun Edebiyat Fakültesi’ne kaydını yaptıran Tanpınar, burada Yahya Kemal başta olmak üzere edebiyat dünyasının ileri gelen hocalarıyla tanışır; Necip Fazıl Kısakürek, Mükrimin Halil Yınanç, Hasan Ali Yücel, Ahmet Kutsi Tecer gibi isimlerle de dönem arkadaşlığı yapar. İlk şiirleri Dergâh Dergisinde yayımlanır. Erzurum, Konya ve Ankara’da öğretmenlik yapar. İstanbul Kadıköy Lisesi’nde görev yaptıktan sonra Güzel Sanatlar Akademisi, Sanat Tarihi kürsüsünde estetik ve mitoloji hocalığı görevine getirilir. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde Yeni Türk Edebiyatı kürsüsüne profesör olarak atanır. Maraş milletvekili olarak meclise giren Tanpınar’ın milletvekilliği sona erince Milli Eğitim müfettişi olarak görevlendirilir.

Mahur Bir Beste

Medeniyetin iflasında insanlarda da bozulmalar meydana gelir. Çünkü medeniyet; insanı insan yapan manevi kıymetler manzumesidir.

Zihniyet ya tam değişir ya değişmez. Saraydan köylü kulübesine kadar, şark son sözünü söylemedikçe hür olamayız.

Yaşadığımız zamana sahip olamayız. Medeniyet, günün efendisi olmalı ve hayatımızın her anında onunla kopmaz bir bağ içerisinde olduğumuzu bilmeliyiz.

İnsanlar hayatın emrindedir, ruhaniyetiyle beraber yürür. Mahur Beste, acı bir aşk hikayesinin klasik musiki kalıplarıyla soyutlanmasıdır. Klasik Türk musikisini medeniyetimizin özlü bir yansıması olarak kabul eder Tanpınar. Mahur Beste, Tanzimat sonrasında toplum hayatımızın her yönüne yansıyan değişim ve başkalaşımın yansıtıldığıdır.

Yahut Güz Havası

Devire olan düşmanlık ileri değil geri götürür. Talihin mahkûmu olmak ödül değil, ceza gibidir. Bir beste, değiştirir, ürpertir, yakalaması imkânsız olanı yakalamak ister, içten çırpınır, beste bitince hal de biter musiki de erir, kendini bulur, saadeti yakalar. Tıpkı insanlık gibi, tıpkı topluluklar gibi.

Behçet Bey ve babası Molla Bey eserin ana karakterleri. Bu karakterler üzerinden insanları, sistemleri, mekânları ve musikiyle olan ünsiyeti gözler önüne serer Tanpınar

İstediği gibi yaşayamayacağı, hayatının ahenginin bozulmuş olduğu hissini, hokkabazın şapkasından kedi yavrusu çıkarır gibi o hissi çekip çıkarmaya uğraşır Behçet Bey.

Nefsine karşı büyük bir hata ve ihmalde bulunanların duydukları o keskin azabı ve bütün ömrünce azabın verdiği duygudan kurtulma çabası anlatılır. Her şeyi tek bir adamın avuçları içine aldığı bir devirde arzusunu doyuramamanın verdiği azabı da koymalı diğerlerinin yanına.

Yaşadığı zamanın fikirleri ileri götürebilirdi tabi, devir düşmanı olmasaydı onu zamanın içine atardı. Kütüphanesinin Mollalık Devrin’den beri aynı şekilde, yüzükoyun okuduğu tarihlerdeki ihtilallerin çoğu aile hatırasıydı. Dedeleri her şeyin içinde ve her şeyin üstündeyken... Tambur çalar, kitap ciltler, saat tamir ederdi. İstanbul’un sesine koştuğu nadir insanlardan biri olan babası Molla Bey’in musikiyle sürdüğü hayatının yanında kendi hayatı çok sönüktü.

Boğaz gecesinin geniş pırıltılı sükûtu, Mahur’un sıcak busesiyle kucaklaşır, mehtaplı gecelerde. “İstanbul, içten içe kaynaşan şehir hayatıyla durmadan çarpışan ihtiraslarıyla, kin ve sevgileriyle, birdenbire coşar, nefretleriyle kaynayan sular gibi içten dönen ve derinleşen dolaplarıyla, daima, kızdırılmış bir kaplan.” (S44) Her geçen gün halka halka büyüyen kadını erkeğini tamamlayan halkıyla her türlü canlılığın üstünde canlı şehir.

Sonuç itibariyle; Mahur Beste, hoş tınılar eşliğinde içimizde sızlayan akşamların İstanbul silüetinde yansımalarını ortaya koyar. Tanpınar’ın eşsiz anlatımıyla ruhumuzda o bestenin tınıları dolaşır. O tınılarla eski zamanlardan bir İstanbul resmi belirir hayallerimizde. Caddeleri, sokakları, konakları, erguvan çiçekleriyle bezeli bahçeleriyle... Ele aldığı olaylar ve karakterlerle büyük bir uyum içerisinde olan eser, yazarın diğer eserleri gibi bir kültür atlası gibidir.

Mahur Beste

Ahmet Hamdi Tanpınar

Dergah Yayınları

160 Sayfa

Ülker Gündoğdu - 14.12.2020

,

2512

Ülker Gündoğdu Hakkında

Ülker Gündoğdu

Okumaya başladığımdan bu güne bulabildiğim her tür kitabı okumaktan duyduğum zevk daha fazla okumaya teşvik etti. Bir çok alanda okuma gayreti ile beni seçen kitapları okuyorum. Bilgi birikimimi paylaşma isteği ile uygun platformlarda okur yazar olarak okuma sevgisine farkındalık oluşturmak için kitaplara verdiğim anlamı aktarıyorum. Bibliyomani değilim sadece bir kitap daha okuyacağım…

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin