Manevî İkramlar

Manevî İkramlar

Manevî İkramlar

29.09.2017 - Serdar Kocabaş
Manevî İkramlar

Hâcegî İmrekenegî hazretleri, halifesi Muhammed Bâkibillâh’a Hindistan’a gidip orada tasavvufu yaymasını istediğinde Bâkibillâh kendisini bu göreve yeterli görmez ve bu durum üzerine şeyhinin emriyle istihare yapar. Rüyasında dala konmuş bir papağan görür ve, “Bu papağan o daldan inip elime konarsa bu Hindistan seferi hayırlara vesile olacaktır” diye düşünür ama papağan uçup eline konar. O esnada Bâkibillâh’ın ağzının suyu papağanın gagasına akar, papağan konuşmaya başlar ve Bâkibillâh’ın ağzına şeker döker.

Sabah uyanınca hemen şeyhine rüyasını aktaran Muhammed Bâkibillâh’a şeyhi; “Papağan Hindistan kuşlarındandır, hemen Hindistan’a gidiniz, orada sizin bereketli varlığınızdan hakikatleri konuşan bir aziz meydana gelecek, bize de onun sayesinde bir bereket ulaşacaktır” der. Şeyhinin tavsiyesi üzerine Bâkibillâh Hindistan’a gider, Delhi’de bir tekke kurar ve irşad faaliyetlerine başlar. Bir zaman sonra tekkeye İmam-ı Rabbânî hazretleri gelir ve dergâhta misafir olur. Hemen kalp zikrine başlayan İmam-ı Rabbânî her an yeni bir manevi iklime girer ve seyr-i süluk yolunda hızla ilerler. Bu durum karşısında Muhammed Bâkibillâh, rüyasında gördüğü papağanın İmam-ı Rabbânî’ye işaret ettiğini anlar.

***

Şeyhi Muhammed Bâkibillâh’tan halifelik icazeti alan İmam-ı Rabbânî hazretlerinin hayatı tecdid (yenileme), irşad, cihad ve ilmi faaliyetlerle geçip hem Hindistan’ı hem de İslam âlemini aydınlatmıştır. Mücadeleci kişiliği sayesinde İslam aleyhtarlığı yapanlara, İlahi Din adı altında sahte bir din icat edenlere ve Ehl-i sünnet inancı düşmanlarına karşı hem mücadele etti hem de halkı bilinçlendirip toplumsal bir etki oluşturdu.

Nakşiler başta olmak üzere tasavvufi çevrelerde ikinci bin yılın yenileyicisi olarak bilinen ve mücadelesi ve ilmi faaliyetleriyle bu sıfatı hak ettiğini kanıtlayan İmam-ı Rabbâni hazretleri tasavvuf ve kelamı özümsemiş ve bunları birbiriyle barıştırmış sufilerdendir. Bu sebeple çeşitli kitaplar yazmış ve fikirlerini ortaya koymuştur. Bu bağlamda farklı zamanlarda yazdığı ve talebesi Muhammed Sıddık Bedahşi tarafından 1610 senesinde derlenen Mebde ve Meâd kitabı Manevî İkramlar adıyla Türkçeye çevirildi.

Manevî İkramlar tasavvufî ve kelâmî konuları ihtiva eden son derece kıymetli bir eser. Kitap; tasavvuf yolunun incelikleri, seyr-i sülûk’a dair açıklamalar, Allah’ın zâtı ve sıfatları ile ilgili meseleler, keşif ilmine dayanan çıkarımlar, velinin velayeti, ruhun seyri gibi pek çok konuyu içeriyor.

İmam-ı Rabbânî, Muhammed Bâkibillâh’ın teveccühünün bereketi kutubluk makamına gelişini şöyle anlatır: “Muhammed Bâkibillâh’ın teveccühünün bereketi ile istihlak yönüyle yani külliyen yok olma haliyle kayyumluk sıfatına erişen hacegânın yüksek cezbesi fakirde hâsıl oldu. Ayrıca, sonda meydana gelen hallerin başta zuhur ettiği yoldan da bir parça nasipdar oldu. Bu cezbe ile hale girdikten sonra, sülûkte karar kıldı. Bu yolu Allah’ın aslanı Hz. Ali’nin (r.a.) ruhaniyetlerinin terbiyesi ile sonuna kadar katetti. Sonda o isimden Hâce Nakşibend hazretlerinin (k.s.) ruhaniyetinin yardımı ile hakikat-i Muhammediyye’ye yükseldi. Oradan, Hz. Ömer el-Fâruk’un (r.a.) ruhaniyetlerinin vasıtası ile o kabiliyeti aşmak nasip oldu. Oradan da, kabiliyetinin üzerinde olan ve onun tafsili gibi bulunan aktâb-ı Muhammediyye makamına Hz. Rasulullah’ın (s.a.v.) ruhaniyetlerinin terbiyesiyle ulaştı. Bu makama ulaştığında, Hâce Bahâeddin Nakşbend hazretlerinin halifesi ve irşad kutbu olan Alâeddin Attâr’ın (k.s.) ruhaniyetlerinden şu fakir dervişe bir yardım ulaştı.” İmam-ı Rabbânî hazretleri buradan sonra çıktığı makamları ve yaşadığı halleri sözkonusu kitabında etraflıca aktarıyor.

Tasavvuf yoluna dair son derece ince meseleler, yol kesicilere karşı uyarılar, kalp ayağı ile Hakk’a yolculuk demek olan seyr-i sülûk esnasında karşılaşılan haller ve bunları aşma yollarının doyurucu bir şekilde anlatıldığı ve daha birçok konuya ilişkin İmam-ı Rabbânî’nin ilmine ve keşiflerine dayanan açıklamaların olduğu Manevî İkramlar kitabı derdi Allah olanların okuması gereken eserlerdendir. “Lâ” süpürgesi ile yolu süpürmeden “illallah” sarayına ulaşılmadığı gibi yolumuz aydınlatan velilerin kademi izlenmedikçe derviş kendi yolunu bulamaz.

Manevî İkramlar
İmam-ı Rabbâni
Semerkand Yayınları

Serdar Kocabaş - 29.09.2017

,

176

Serdar Kocabaş Hakkında

Serdar Kocabaş

kendi halinde bir halsiz.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin