Mantıku’t-Tayr - Feridüddin Attar

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 437 | 16.02.11

Ferîdüddîn-i Attâr

“Can bu âlemden geçti mi bu âlem sana o âlem oluverir. Bu âlemden o âleme giden yol pek uzun değildir. Arada duvar olan ancak bir soluktur.”

Asıl ismi Muhammed bin İbrâhim el-Attâr en-Nişâbûrî el-Hemedânî olup Feridüddin( dinin ışığı, dine ışık veren) ismi ona sonradan paye olarak verilen bir isimdir.

1120′ de Horosan’nın Nişabur kentinde dünyaya geldi. Ünlü mutasavvıf ve soy isminden de anlaşılacağı gibi attar yani eczacıydı. Baba mesleği olan işle uğraşmaktaydı. O muhitte sohbet ve vaazlarıyla meşhur Kutbüddîn Haydar isimli büyük zatın sohbetlerine katılıp faydalanırdı. Attarlıkla uğraşırken bir yandan da dini kitaplar ve Allah dostlarının hayatlarını ve büyük velilerin menkıbe kitaplarını okurdu.

Soy isminin açılımı yapılacak olursa ”attâr” başka bir deyişle ”aktar” anlamı çıkar ki o da: baharat ve güzel kokular satan kişi ya da dükkân anlamına gelmektedir. Feridüddin-i Attar hakkında geniş çaplı bir bilgiye sahip olamasak da bilinenlerden yola çıkarak az da olsa birkaç şey diyebilme adına kalemimizi aşk mürekkebine daldırıyoruz. Çünkü biraz sonra hakkında bahsettiğimiz kişi de gönlünün lisanını yazarken kendini aşk deryasına daldırıp o yolda ilerleyen şahane bir kişilik olarak karşımıza çıkacaktır. Ve bizim de onu az da olsa anlatabilmemiz için onun gittiği yolu ve gösterdiği işaretleri ince eleyip sık dokumamız lazım.

Kübreviye tarikatına bağlıdır: Kübreviye tarikatı 13. asırda yaşamış Necmeddin Kübra Hz.leri tarafından kurulmuş olup kendi ismiyle adlandırılmıştır. Mevlana Hz.lerinin babası Bahuddin Veled’ de bu tarikata bağlı olduğu bilinmektedir.

Birçok eser vermiştir Bunlar arasında en ünlüsü 1187′de yazmış olduğu Mantıku’t-tayr adlı 4724 beyitten oluşan eseridir. Diğer önemli eseri ise hala tarikatların başvurduğu 80 civarında evliyaullah’ın hayatını ve hallerini anlattığı Tezkiret-ül-evliyadır.

1-Tarîkatnâme: mesnevi türünde yazılmış küçük hikâyelerden oluşur
2-Esrârnâme: tasavvuf hakkında yazılmış mesnevi tarzında olan bir eserdir.
3-Mantık-ut-Tayr ve Makâmât-ı Tuyûr: bu eser bilinen en meşhur eseridir. Konu itibariyle tasavvuf’un kuşdiliyle anlatılmasıdır. Asıl konu Gazâlî’nin Risâlet-üt-Tayr’ından alınmıştır. Türkçeye birkaç defa tercüme edilmiş olsa da en esaslı tercümeyi Gülşehri’nin aynı isimle tercümesi olmuştur.
4- Muhtârnâme: Rubailerini 50 bab’da topladığı eseridir.
5- Cevher-üz-Zât: Baki olan tek şeyin Allah olduğunu diğer tüm şeylerin fani olduğunu konu ettiği eseridir.
6) Üştürnâme 7) Bülbülnâme 8) Bisernâme 9) Haydarnâme 10) Deryânâme 11) Leylâ ve Mecnûn
12) Mahmûd-u Ayaz 13) Mahzen-ül-Esrâr 14) Mazhâr-üs-Sıfât 15) Miftâh-ül-Fütûh 16) Vuslâtnâme
17) İrşâd-ı Beyân 18) Velednâme 19) Hırâdnâme 20) Hayâtnâme 21) Şifâ-ül-Kulûb 22) Uşşaknâme
23) Kenz-ül-Esrâr 24) Kenz-ül-Hakâik 25) Mazhar-ül-Âsâr 26) Mîracnâme
27) Misbahnâme 28) Hüdhüdnâme 29) Mahfinâme 30) Kemâlnâme
31) Tercümet-ül-Ehâdîs, 32) Zühdnâme 33) Tezkiret-ül-Evliyâ:

Eserlerinin genelinde tasavvufu ve Allah dostlarını, iyilik ve güzelliği, fani olan her şeyin geçiciliğini Baki kalanın ise yalnız Allah olduğunu defalarca vurgulamıştır.

“Neden öyle abdal abdal bakınıp duruyorsun!

Birkaç yerde okuduğumuz kadarıyla bir gün yine attar dükkânında oturup kitapları karıştırırken hırpani giyimli bir derviş kapı önünde durup içeriye bakarak bir ah çeker:

Ferîdüddîn-i Attâr da : “Neden öyle abdal abdal bakınıp duruyorsun! Yürü git işine senin için hayırlısı budur” der.

Derviş: “Ben yükü hafif bir adamım. Dünyada bu hırkadan başka bir şeyim yok. Böyle olunca, bu dünya pazarından çabuk ve kolaylıkla geçip giderim. Fakat sen bu ağır yükleri derleyip topla kendi başının çaresine bak!” deyince,

Ferîdüddîn-i Attâr; “Sen bu dünyadan nasıl göçüp gidersin!” dedi. O zat da; “Bu hırkayı sırtımdan çıkarır, başımın altına yastık yapar, canımı Hakk’a teslim ederim.” dedi ve hırkasını başının altına koyarak; “Allah.” deyip ruhunu teslim etti.

Bu olay Attâr-i Hz.lerinin Allah dostlarına karşı bağlılığını daha artırdı bu olaydan sonra atarlığı bırakıp Rükneddîn-i Ekaf Hz.lerinin yanına giderek dergâhına yerleşti ve böylece uzun talebelik yılları başlamış oldu.

“Sırlar âlemine uçan kuş idim.
Alçaktan yükseğe çıkmak istedim.
Sırra mahrem kimseyi bulamayınca,
Girdiğim kapıdan ben yine çıktım.”

Ferîdüddîn Attar da Muhyiddin-i Arabî, Yunus Emre, Mevlana, Şah-ı Nakşibendî gibi tasavvuf ocağında yetişip bu yolda ilerleyen büyük insanlardan biridir. Tasavvufun gereği olarak fena makamına ulaşması için ve seyri sûlûğünü tamamlamak için ilkin mürşidi ve hocası olan Rükneddin-i Ekaf Hz.lerinin manevi himmet ve tasarrufu altında girmiştir. Daha iyi istifade etmek için de onun dergâhına yerleşmiştir.

Tasavvuf ” nefsi tezkiye kalbi tasfiye” dir başka bir deyişle Tasavvuf, Allah’ın, seni sende öldürüp, Kendinde ebediyen diri kılmasıdır. (Cüneyd Bağdadi)

Yolu aşk yolu olanların işi hiç de kolay değildir. İlkin sevgiyi ve aşkı öğrenmek ve gideceği yol hakkında uzun ve yorucu bir öğrenme yoluna giderler mürşitlerinin manevi tasarrufu altında, öğrendiklerini edep kapısından geçirerek ”edep ya hu” sözünü hayatlarının her safhasına nakşederek tatbik ederler.

Tarikatlar insanları kâmil bir forma dönüştürmek için kurulmuş okullardır. Bu okullara kaydolmak için bir mürşid’in dergâhına girmek şarttır. Her ne kadar bazı kişiler tarafından kötü olarak lanse edilse de günümüzün açlığını dindirecek ve insanları daha insancıl bir hale dönüştürecek olan bu ekol; sünnet-i seniyeden ve kur’an esaslarından bir milim şaşmadan insanlara daha iyi kul olma, feraset gücünü artırma, idrak kabiliyetini artırma ve kendini keşfetmesi için eşsiz bir yoldur. 13. asırdan beri süregelen bu okullar zinciri günümüzde de hala geçerliliğini korumaktadır.

“attar aşkın yedi şehrini gezdi de
biz ancak bir sokağın dönemecindeyiz.”
Mevlana

Attar Mevlana Celaleddin Hz.leri ile aynı dönemde yaşamıştır. Hatta rivayetlere göre Mevlana’nın ilerde çok büyük bir derya olduğuna dair müjdeyi Bahauddin Veled’e veren de Attar’dır.

Attar’ın sözlerini de -her büyük şahsiyet gibi- ince eleyip sık dokumak lazım. Bildiğimiz doğrularla açıklamaya çalışırsak işin içinden çıkmayız. Çünkü O’nun sözlerinin bir zahiri yönü bir de batîni yönü vardır. Zahir yani görünen yüzünde teni, bedeni, izleri.. vs görürüz; batîni yönünde ise asıl maksadı, gayeyi, iyiyi ve güzeli, doğruyu vs. görürüz.

“Ummandan yağmur bulutları gibi var da sefere çık. Seyahat etmeden inci olmazsın”

İran Klasik Edebiyatının devi olan Attar’ın en bilinen eserinin Mantık-ut Tayr olduğunu söylemiştik. Bu eser günümüzde hala okuyucularını celb etmektedir.

Kitab hakkında özetle biraz bilgi verecek olursak:

Kitap yedi bölümden oluşmaktadır: bölümler sırasıyla: ”istek vadisi, aşk vadisi, marifet vadisi, istiğna vadisi, vahdet vadisi, hayret vadisi, yokluk(fena) vadisi” ‘nden oluşmaktadır. Burada her vadi aslında tasavvuf yolunda ilerleyen birinin aşamalarını göstermektedir. Nefs-i emmara makamından nefs-i mütmain, nefs-i levama gibi makamlara işaret edildiğini anlayabiliriz. Çünkü fena makamına ulaşmak için çeşitli badirelerden ve safhalardan geçmek lazımdı.

İlk vadide-istek vadisi- nefsin kötü istekleriyle insanı kötüye yönelten, kötülüğü emreden bir halde olan nefis, tasavvufta nefs-i emare sıfatıyla adlandırılmaktadır. Yokluk(fena) vadisi ise bizim dünyalık isimle adlandıracağım son vadi, son makamdır. Bu makama nefs-i mutmain makamı de denilir. Bu makamda Allah’ın ” ey iyiliği emreden nefis ben senden razı sen benden razı gir cennetime” diye Hitapla sardığı kullarının ulaştıkları makam/vadi/mertebedir. Çünkü bu makama ulaşan kişi kendisi değildir artık. Yunus’un tabiriyle ” beni bende deme, ben, bende değilem” sözü tam da bunu anlatmaktadır.

Hüthüt kuşunun diliyle anlatılan eser sîmurg’u bulmak için yola çıkan binlerce kuşun bu çeşitli vadilerde takıldığını anlatır. Yokluk vadisine ulaşanların ise sadece 30 kuştan ibaret kaldığını ve amacına ulaşan, maksadına nail olan, o 30 kuş anlar ki simurg aslında kendileridir. Çünkü artık ne yol kalmıştır ne de kaf dağı, ne de yolcu kalmıştır. ”yolculuk sırası içinde geçen zaman içinde fenâda kaybolup yeniden bekaya dönüp, yokluktan varlığa ulaşmıştılar.”

Burada kuşlar sembol olarak ele alınmıştır. Hakikate ulaşmak için yola koyulan kuşlardır, simurg ise hakikat olarak karşımıza çıkar. Gidilen yol ve erilinilen murad. Aşikârdır.
Kitaptan anlayabileceğimiz başka bir şey ise sîmurg’un farsça bir tabir olduğudur. Sî farsça da otuz, murg ise kuş demek. Artık varın siz birleştirin parçaları.

Hz Feridüddin Moğol hakanı Cengiz Han zamanında yaşadı. O devirdeki Moğol istilasının ateş ve kan kokan havasını tasavvufi ahlak fikrini telkin ederek insanlara yardımcı ve destek oldu.

1193′te Cengizhan, Nişabur’u istila edince Attar’da Moğollara esir düşer. Asker onu satılığa çıkartır. Az bir para verene satmayı düşünmektedir. Ancak Attar’ı tanıyan biri çok yüksek para verir. Asker buna çok sevinir ve satmaya razı olur. Ama attar, askere: “ben bundan daha fazla ederim” diyerek askerin aklını çeler. Asker de onu satmaz. Sonra çok düşük fiyata alıcı bir dilenci çıkar. ” Bu piri bana ver; sırtımdaki bir çuval samanı sana vereyim”der. Feridüddin tevazuundan “işte pahamı şimdi buldun. Hemen sat” der. Buna sinirlenen Moğol askeri Attar Hz.lerini öldürür.

Ardında bir dolu hayat hikâyesi bırakarak vuslatına eren Attar Hz.leri kendinden sonra gelen nesillere seslenmeye devam etmiştir. Vefat ettiğinde 73 yaşında olduğu tahmin edilmektir. Allah ona rahmet etsin.

izdiham dergisi

86 yılının mayıs ayında doğdu. Dumlupınar Üniversitesi Sosyoloji öğrencisi.

Filbahar | Edebiyatın Yeni Baharı sanal dergisini 15 sayı yayınladı.

Yolcu Dergisi'nde düzenli olarak deneme yazıları ve kitaplar üzerinden yazar portreleri yazıyor. Şiirleri çeşitli dergilerde yer alıyor.

Kitaphaber.com.tr sitesinin kurucuları arasında yer alıyor.

Bilal Can İsmine Kayıtlı 197 Yazı Bulunmakdadır.


Bilal Can İsmine Kayıtlı 197 Yazı Bulunmakdadır.

İlk Buluşma – Ercan Soysal
Türkiye Yerel Edebiyat Dergileri Albümü ve Türkiye'deki Dergicilik
Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu
Yokuşa Akan Sular - Mustafa Kutlu
Günübirlik Uykuların Mekanı Oteller
Dil Toplumsal Bir Olgudur
Edebiyat Sosyolojisi - Editör: Köksal Alver
Çarpışan Sesler - Nuri Pakdil
Sivil İtaatsizlik ve Pasif Direniş
Yenilmiş Asilere Çiçek Verelim
Yakup Çak İle Söyleşi
Düşüncenin Mumyalaşmış Hali: Kitap
Gülnaz Eliaçık ile Kitaplar Üstüne Söyleşi
Arif Ay Şiirindeki Şehirler
Ferhat Özbadem İle KitapHaber ve Kitaplar Üstüne Söyleşi
İnsanı Aşan kan - Mustafa Celep
Kulak - Enis Batur
Profil Yayınları Editörü Cem Küçük İle Söyleşi
Kırklar Diyarı - Şebnem Pişkin
Kral Şeffaf - Fadime Özkan
Cemal Paşa'nın Casusu İdim - Cemal Ayman
Ben İsmet Özel Şair - Reşit Güngör Kalkan
Mor Mürekkep - Nazan Bekiroğlu
Anadolu'nun Kalbi İstanbul!
Kürtçe'nin Edebiyat Kanalı Üzerinden Yeni Baharı
Kül ve Umut: Bir Öykü Adamı Necip Tosun
Tarifsiz Aşkı Tarif Etmeye Çalışan Ses
Mavi Lale - Nazan Bekiroğlu
Alnı Mavide - Ahmet Büke
Daniel Pennac - Okul Sıkıntısı
Mektuplar - Cahit Zarifoğlu
Roman Okumanın Gerekliliği ve Etki Alanı
Bir Irmak Düşü - Mustafa Özçelik
Yazının Gizledikleri - Cemal Şakar
Immanuel Wallerstein Düşüncesine Giriş 3
Immanuel Wallerstein Düşüncesine Giriş 2
Bıçağa Basar Gibi - Metin Önal Mengüşoğlu
Salkım Söğütlerin Gölgesinde Bir Başkonsolosun Romanı
Gökyüzünde Bir Mızrak Güneş - Mehmet Şahinkoç
Immanuel Wallerstein Düşüncesine Giriş 1
Seyr-i Âdem - Hüseyin Kaya
Orhan Tepebaşı'nın Kapı Metaforu
Sürgün Edilen Ünlüler - Erdal Sarıçam
Fil Yazıları - Sibel Eraslan
Edebiyatımızın Kozmik Odası - Adem Çevik
Machiavelli - Hükümdar
Kentler Kapitalizm ve Uygarlık - R. J. Holton
Sevgili Huzursuzluğum - Bülent Parlak
Siyah Zamanlar - Behçet Yani
Sürmeli Türkçe - Şeref Yılmaz
Gariplerin Kitabı - Ian Dallas
Erken Kaybedenler - Emrah Serbes
İki Darbe Arasında - İskender Pala
Çalınmış Miras - G.M. James
Bir Masal İsmet Özel’i - Selahattin Yusuf
Su Güncesi - Fatma Çolak
Şey ve Tan - Mehmet Sabri Genç
Tarafsızlık Masalı - Sadık Yalsızuçanlar
Zafer Yahut Hiç - Mustafa Kutlu
Zengin Hayaller Peşinde - Cahit Zarifoğlu
Sur Kenti Hikayeleri - Ali Ayçil
Kün - Şahin Taş
Amsterdam Akşamları - Hüseyin K. Ece
Kanayan Simya - Nazir Akalın
Düşmanlık - Osman Özbahçe
Başka Göklerin Altında - Selahattin Yusuf
Of Not Being A Jew’ a Kismet Olan Bir Yazı
Yazmasam Ölürdüm - Ayşe Böhürler
Kunduz Dersleri- Atakan Yavuz
Hayali Cemaatler - Benedict Anderson
Cumhuriyet’in Dindar Kadınları - Fatma K. Barbarasoğlu
Gazete Yazıları - Karl Marx
Yazar: Ali Ayçil
Bağlanma - Nuri Pakdil
Ateşten Kelimeler - Ömer Lekesiz
Bu Ülke - Cemil Meriç
Herkesin Alıp Gittiği - A.Barış Ağır
Aynalar - Eduardo Galeano
Yol ve Kavil - Ferhat Kalender
Tarihsel Kapitalizm - Imanuel Wallerstein
Haçlı Seferleri’nden Günümüze Batı’nın Soykırımcı Tabiati - Hakan Albayrak
Arka Kapak Yazıları - Mustafa Kutlu
Çerağ - Cumali Ünaldı Hasannebioğlu
Bir Delinin Anıları - Gustave Flaubert
Angelika - Yıldız Ramazanoğlu
Arap Saati - Nuri Pakdil
Ahid Kulesi - Nuri Pakdil
Mehmet Akif ve İstiklal Marşı - Mustafa Özçelik
Kasırganın Çatırtıları - Guillevic
Henry Sen Neden Buradasın 2 - İsmet Özel
Gece Işıltısı - Mustafa Özçelik
Gazze Risalesi - Cahit Koytak
Hudayinabit - Süleyman Çobanoğlu
Bismillah Otel - Hakan Albayrak
Nisan Çobanı - Adem Turan
Garanti Karantina - Murat Menteş
Kalbimin Üstünde Bir Avuç Güneş - Nuri Pakdil
Sükût sûretinde - Nuri Pakdil
Tavşanın Randevusu - İsmet Özel
Sosyoloji Eleştiriel Bir Yaklaşım - Anthony Giddens
Üç Köpük - İbrahim Tenekeci
Peltek Vaiz - İbrahim Tenekeci
Güzellik Uykusu - İbrahim Tenekeci
Uçuş Denemeleri - İbrahim Tenekeci
Yazar: Tarık Tufan
Ateşte Yıkanmış Atlar - Adem Turan
Hakan Albayrak Kitabı - Hakan Albayrak
Edebiyat Kulesi - Nuri Pakdil
Şiirler Çağla - Süleyman Çobanoğlu
Sessiz Yığınların Gölgesinde Ya da Toplumsalın Sonu - Jean Baudrillard
Aynalı Barikatlar - Murat Menteş
Taşları Yemek Yasak - İsmet Özel
Tek Kelimelik Sözlük - A. Ali Ural
Birimiz Ölene Kadar - Aliye Akan
İki Dirhem Bir Çekirdek - İskender Pala
Kompile Hikayeler - Nihat Genç
Ayak izleri - Peter Curman
Henry Sen Neden Buradasın 1 - İsmet özel
Ben Asyalı Bir Ozan - Metin Önal Mengüşoğlu
Kaosa Mütevazi Bir Katkı - Murat Menteş
Tarihten Sayfalar - Muzaffer Taşyürek
Surat Asmak Hakkımız - İsmet Özel
Ve Sen Kuş Olup Gidersin - Tarık Tufan
Buraşeyler - Tahsin Saltık
Mızraksız İlmihal - Mehmet Efe
Aşk - Elif Şafak
Tarih Aynasında Osmanlı - Muzaffer Taşyürek
Şiir Biraz Çok Hüzün - Hasan Akçay
Kekeme Çocuklar Korusu - Tarık Tufan
Sabahın Altısında Bir Kalp Kırıldı - Sadık Şanlı
Posta Kutusundaki Mızıka - A. Ali Ural
Portakal, Turta Bir De Kirpi - İsmail Kılıçarslan
Çatı Katı - Nihan Kaya
Ölü Köpeğin Dişleri - Taşkın Tuna
Başka Masallar - İsmail Kılıçarslan
Şiir Okuma Klavuzu - İsmet Özel
Kalın Türk - İsmet Özel
İlaveler ve Vaat Edilmiş Bir Şiir - İsmet özel
Deliliğe Övgü - Erasmus
Peynirimi Kim Kaptı? - Spencer Johnson
Kraliçenin Pireleri - Tarık Tufan
Mantıku’t-Tayr - Feridüddin Attar
Sessiz Redifler - Cafer Turaç
Altın Eşik - Sedat Umran
Kendi Kalemini Kıranlar - Cemile Sümeyra
Kayboluş Şiirleri - Hilmi Yavuz
Güneş ve Ayna - Mustafa Özçelik
Satranç Oynayan Derviş - A. Ali Ural
Ağzı Karanfilli Dost - Mesut Doğan
Ebabil - Ahmet Veske
Kuduz Aşısı - A. Ali Ural
Bütün Şiirler - Arthur Rimbaud
Yobazlığa Övgü - Süleyman Çobanoğlu
Bir Yusuf Masalı - İsmet Özel
Hayal Meyal - Tarık Tufan
Resimde Görünmeyen - A. Ali Ural
Güneşimin Önünden Çekil - A. Ali Ural
Sylvıa Plath’ın Şairliğinin İntiharı Bağlamında Analizi - Nilgün Marmara
Körün Parmak Uçları - Ali Ural
İçinizdeki Öküze Oha Deyin - Bülent Akyürek
Amerikan Köpekleri - Nihat Genç
Yangın Merdiveni - Ali Ural
Makyaj Yapan Ölüler - Ali Ural
Cehennemde Bir Mevsim, Aydınlanışlar - Arthur Rimbaud
İntihar Eden Ünlüler - Erdal Sarıçam
Merhaba Ey Hüzün - Mehmet Atilla Maraş
Katre-i matem - İskender pala
Beyaz Yürüyüş - Faruk Uysal
Eylülde Su - İbrahim Eryiğit
Arzuların Tercümanı - İbn Arabî
Ebuzer - Hakan Albayrak
Bir Overlokçu Kıza İlan-ı Aşk - İdris Özyol
Kovulmuşların Evi - Ali Ayçil
Naz Bitti - Ali Ayçil
Arastanın Son Çırağı - Ali Ayçil
Yasak Bölge - Cafer Keklikçi
Ricat - Kemal sayar
Lanetli Sınıf 1: Ne Mutlu Lahmacun Yiyebiliyorum - İdris Özyol
Sevdadır - Arkadaş Zekai Özger
Hayy Aksi - Esra Elönü
Gün Doğmadan - Sezai Karakoç
Ceviz Sandıklar ve Para Kasaları - Ali Ayçil
Güz Klâsiği - Cevat akkanat
Ağır Misafir - İbrahim Tenekeci
İfşa - Mustafa Özçelik
Derin siyah - Yıldız Ramazanoğlu
Küçük Şeyler - Üstün Dökmen
Med-Cezir - Elif Şafak
La: Sonsuzluk Hecesi - Nazan Bekiroğlu
Yankı ve Hüzün - Nurullah Genç
Garipsemeler - Şakir özdoğru
Şubatta Saklambaç - Zafer Ekin Karabay
Aşk ile Hain Kardeş - Süleyman Çobanoğlu
Medya Gösterisi - Doglas Kellner
Hikâyât - Cemal Şakar
Açık Mektuplar - Ahmet Özcan
Kabahatler Kanunu - Furkan Çalışkan