Mekân İçre Mekânlar

Mekân İçre Mekânlar

Mekân İçre Mekânlar

19.05.2017 - Misafir Köşesi
Mekân İçre Mekânlar

Recep Şükrü Güngör yazdı...

Bir mekân sadece görünen nesneden ibaret değildir. Oraya ruh veren, mana veren arkadaşlıklar, dostluklar, fikirdaşlıklar ve davadaşlıklardır.

Mekân Hikâyeleri adıyla kitaplaşan ve Köksal Alver ile Duran Boz’un editörlüğünü yaptığı kitap ülkemizin çeşitli şehirlerinde insanımıza ufuk açıcı, yol gösterici, dava bilinci kazandırıcı özelliği taşıyan mekânları ele alıyor. Her bir yazıyı farklı isim kaleme almış. Maraş’taki terzi Yusuf’un dükkânından tutun, Adapazarı’ndaki İhvan kitabevi’ne, oradan Sivas İstasyonu’na, Eskişehir’den Atasoy ağabeyin mekânına ve Hece dergisinin bürosuna kadar birçok mekân ele alınmış ve incelenmiş. Hatıralarla süslenen yazılar Müslüman camianın edebiyat kültür macerasını da özetliyor. Nerelerde yetişti bu nesiller, sorusunu cevaplıyor. Şunu da açıkça vurgulamakta yarar var: Yüzlerce insanı bağrında barındıran cemaat evleri, tarikat yurtları, dergâhlar, medreseler bu manada adam yetiştiremiyor. Oralardan sadece iyi mürit yetişiyor. İçlerinden çıkan tek tük eli kalem tutanlar ise bulundukları mekâna rağmen, oraya karşı çıkarak bir şeyler yazıyor ama sonuç itibariyle bir entelektüel nitelik taşıyan şahsiyet çıkmıyor; çünkü o tür yerlerde şahsiyet öldürülüyor ve kişiliğini kaybetmiş, şahsiyetini başkasına devretmiş kişilerden özgün şahsiyet ve özgün eserler çıkmıyor. Necip Fazıl’ın Büyük Doğu’su, Sezai Karakoç’un Diriliş’i, Nerettin Topçu’nun Hareket’i, Nuri Pakdil’in Edebiyat’ı, Mavera’nın Akabe’si etrafında yetişenler bugün hem yönetim hem kültür alanında önemli şahsiyetler olarak görülmektedirler. Demek ki bu isimler etrafına topladıkları insanların şahsiyetlerini var etme çabası içinde olmuşlardır.

Şimdi büyük şahsiyetlerin etrafında toplanma gibi bir adet kalmadığı söyleniyor ama ben bu fikre katılmıyorum. Eskisi gibi değilse günün şartlarına uygun olarak edebi ve fikri hareketler yine belli başlı şahsiyetler etrafında cereyan ediyor. Rasim Özdenören’in etrafında bir halka var; buraya dâhil olanlar hem sanat icra etmeye hem de kendilerini geliştirmeye devam ediyorlar. Mustafa Kutlu’nun etrafında yine bir halka var; orada yetişiyorlar. Mehmet Doğan’ın TYB bünyesinde oluşturduğu halka, Duran Boz’un Maraş’ta Kıraathane bünyesinde yürüttüğü halka, Trabzon’da Nazan Bekiroğlu’nun, Sivas’ta Hüseyin Kaya’nın, Berat Demirci’nin, Adana’da Yunus Develi’nin, Ankara’da Hüseyin Su’nun, İstanbul’da Ömer Lekesiz, Cemal Şakar, İbrahim Tenekeci, Ali Haydar Haksal, Beşir Ayvazoğlu, İskender Pala gibi birçok şahsiyetin oluşturduğu halka hayatiyetini sürdürüyor ve insanlar buralarda derslerini talim ediyorlar. Maraş’ta Ali Yurtgezen’in, Hasan Ejderha’nın, Mustafa Köneçoğlu’nun etrafına kümelenen gençler geleceğin söz sahipleri olacak şahsiyetlerdir. Yani gelenek ölmedi, devam ediyor, sadece şekil değiştirdi. Eskisi gibi bir mekân, bir büroda değil farklı isimler, mekanlarla devam ediyor.

Mekân Hikâyeleri 567 sayfadan oluşuyor. Burada dergiler etrafında toplananlar, bir büroda toplananlar ve bir şahsiyet etrafında toplananlar ele alınıyor.

Mekân Hikâyeleri kitabında yazarlar daha çok şahit oldukları mekânları anlatıyorlar. Doğrudan tecrübeye dayanıyor ve okurda daha etkileyici tesir yaratıyor. Metinde adı geçen şahsiyetleri tanıyor, mekânları duymuş yahut okumuşsanız sizde bir iç sızısı bırakıyor ve keşke ben de o günlere yetişebilseydim diyorsunuz. Erzurum’a gitsem Hemşin pastanesini, Ankara’ya gitsem mavera dergisini, İstanbul’a gitsem Diriliş bürosunu, Eskişehir’e gitsem Atasoy ağabeyin evini bulabilir miyim? Bulsam bu metinlerde anlatılan manaya erişebilir miyim? Bunların yaşandığı zamanlar sihirli zamanlar mıydı? Bugün biz birlik ruhunu kaybetmiş sadece maddi beklentilere girmiş insanlar mıyız? İçimizde hiçbir maddi beklentisi olmadan çalışanlar o günlerden bugünlere düşmüş talihliler mi? Sorular uzar gider ama zaman değişir, hal değişir ve insan yeni hale, zamana göre şekil alır. Hayıflanmanın manası yok, yeni zamana göre o günkü ruhu yaşatmanın yollarını aramalıyız.

Mekân Hikâyeleri’nde 65 yazı kaleme alınmış. Hüseyin kaya ve Osman Bayraktar ikişer yazı yazmışlar. Diğer isimler birer yazı ile yetinmişler. Mekân Hikâyeleri ile Van’dan yola çıkıp Maraş’a uğruyor oradan Denizli’ye, Bursa’ya, İstanbul’a varıyorsunuz. Bir başka yolculukta ise Ankara’dan yola çıkıp Adapazarı’na, Balıkesir’e ve Eskişehir’e ulaşıyorsunuz. Bu şehirlerin kahvehanelerine, kitabevlerine, dergi bürolarına, öğrenci evlerine misafir oluyorsunuz.

Ahmet Doğan İlbey “Edebî hayatların kitabı: Mekân Hikâyeleri” başlıklı yazısında kitabı tanıtırken adeta kendi serüvenini de göz önüne seriyor: “Hayli zengin hâtıralarıyla edebî ve fikrî ekol olmuş şahsiyetlerin yer aldığı mekânları tahkiye ve deneme üslûbuyla anlatan bu kitabı, edebî ve fikrî mekân aidiyetini yaşayan biri olarak, bu yola sevdalı olanların okuması gerektiğine inanıyorum. Hayatının büyük bir kısmını bu mekânlarda geçirenlerin, hattâ âhir ömrüne gelmiş olup da elân bu mekânlarda seyr u sefer edenlerin gönül ve zihin dünyası bu mekânların izleriyle doludur.”

Mekân Hikâyelerinde ele alınan mekânların en belirgin özelliği manevi feyz merkezi olmasıdır. Feyz verirken bilgi ve kültür kazandırması da en güzel yanlarından biri. Müdavimlerini kitaplarla, yazarlarla, bilim adamlarıyla, maneviyat önderleriyle buluşturur. Edebiyat, sanat ve düşünceyle hemhâl olanların birbiriyle tanışması için sığınak olur.

Edebiyat ve fikir yönleriyle beliren şahsiyetlerden Necip Fâzıl, Sezai Karakoç, Nurettin Topçu, Nuri Pakdil, Rasim Özdenören, Cahit Zarifoğlu, Erdem Bayazıt, Atasoy Müftüoğlu gibi birçok isim bu kitapta yer alıyor.

Kitap, son yüz yılda oluşturulan mekânları ele alıyor. Hemen çoğu kişinin bildiği mekânlardan bazıları şöyle: Büyük Doğu, Hareket Dergisi, Diriliş Okulu, Mâvera, Edebiyat, Hece, Yedi İklim, Beyaz Saray Kitapçılar Çarşısı, Sur Dergisi, Eskişehir’de Bir Dükkân, İkindi Yazıları, Maraş’ta Edebiyat Kıraathânesi, Hâlis Çeyevi, Maraş’ta Terzi Yusuf Ustanın Dükkânı, Adana’nın Gölgeliği Ulu Câmi Medresesi (Şadırvan), Hacı Bayram’da Bir Gönül Eri, Zafer Çarşısı’sında Bir Darü’l-Eman: Akabe Kitabevi, Çekmegil’in Hikmet Dükkânı, Herkesin Çarşıdaki Evi olarak Endülüs Kitabevi, Tarihin Gölgesinde Dem Vakfı, Van Vakıf Kitap Sarayı, Harflerin Mekânı: Önde Giden Atlılar, Zamanın Kıyısında bir Mekân: Aliağa Câmii, Sivas İstasyonu, Şanlıurfa Dâvet Kitabevi.

Mekân Hikâyeleri’nde yazanlar daha çok bu mekânlarda ömür eskitenlerdir. Hayatlarını bu mekânlara adamışlar, hafızaları bu mekânlarda yaşadıklarıyla lebaleptir. Her biri farklı bir zihin dünyasından meydana gelen yazarların mekân hatıraları, kitabı daha da zenginleştirmiş ve okuma heyecanı katmıştır. Mekân Hikâyeleri ile evimize misafir olan bazı yazarlar şunlar:

Mehmet Doğan, Mehmet Narlı, Duran Boz, Köksal Alver, Hüseyin Su, Recep Şükrü Güngör, Mustafa Everdi, Ali Ural, Ali Ayçil, Arif Ay, Tayyib Atmaca, Mustafa Özçelik, N. Ahmet Özalp, Seyfettin Ünlü, Bekir Oğuzbaşaran, Mehmet Ali Abakay, Müştehir Karakaya, Âtıf Bedir, Mustafa Ökkeş Evren, Hayrettin Orhanoğlu. Hüseyin Kaya, Nazım Payam, Mücahit Koca, Şakir Kurtulmuş, Mustafa Uçurum, Necati Mert, Yunus Develi, Asım Öz, Ali Emre, Erdoğan Aydoğan, Aykut Ertuğrul, Ali Sali, Muhsin Bostan, Selçuk Küpçük, Cemil Çiftçi, Şahin Torun, Osman Bayraktar, Hamdi Akyol, İbrahim Yarış, Faruk Karaaslan, Hilmi Uçan, Ömer Şevki Hotar, Mustafa Şahin, Sıtkı Karadeniz, Turan Güler, Şaban Sağlık, Celal Ceren, Murat Ertaş, Ali Görkem Userin. Ümit Savaş Taşkesen, Akif Hasan Kaya.

Son yüzyılın şehirlerde iz bırakan mekânlarını anlatan kitap, yazarların hatıralarını, dergi odalarını, çay ocaklarını, yeni bir umutla çıkan dergileri yazarların kaleminden dile gelmesine imkân sağlıyor. Sözünü ettiklerimiz; Büyük Doğu, Diriliş, Edebiyat, Mavera, Hece, Yedi İklim, Hareket, İkindi Yazıları, Merdiven, Sur… ve bur dergilerin anılarından günümüze kalan hikâyeleri. İstanbul, Ankara, Kütahya, Van, Gaziantep, K. Maraş. Erzincan, Erzurum, Sakarya, Samsun, Şanlıurfa, Malatya, Ordu…

Buralarda iz bırakan kitabevleri, çay ocakları, terziler, yayınevleri, buluşma mekânları... Sohbetlerle onarıldığımız mekânlar… Ve en önemlisi birbirimizi çoğalttığımız, zenginleştirdiğimiz insanlar bu kitapla geçmişin tozlu sayfalarından çıkıp günümüze ulaşıyor ve yeni nesil için bir işaret fişeği bırakıyor. Bu ışığı takip edince sizi yanıltmayacak bir yola koyulacaksınız.

Misafir Köşesi - 19.05.2017

,

293

Misafir Köşesi Hakkında

Misafir Köşesi

2010-2017 yılları arasında destek vermiş arkadaşlarımızın yazıları... İlaveten alıntı olmadan misafir ettiğimiz kalemlerin yazılarını bu profilde paylaşmaktayız.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin