Merhamet Adlı Bir Çınar Vardır

Merhamet Adlı Bir Çınar Vardır

Merhamet Adlı Bir Çınar Vardır

29.07.2015 - Mustafa Atalay
Merhamet Adlı Bir Çınar Vardır

"Kitap bilgisi hâl bilgisine kolaylıkla dönmüyor."

Kalbinize kabul ettiğiniz her cümle içinde merhamet ve muhabbet taşıyan bir hediye kutusu gibidir. Kutuyu açmadan hediyenin aslına vakıf olmak zordur. Kutuyu açıp hediyeyle karşılaştıktan sonra onu tanımak ise daha zordur. Zira genelde hediyenin maddi ve şeklî nedenleriyle oyalanırken faili ve amaçsal nedenleri hep ıskalanır. Tam olarak nedeni bilinemez. Eksik bilinir.

Her kitap da insan için özünde bir hediye kutusu gibidir. Süslenir kapağı özenle. Çekici bir duruma getirilir. Dikkatleri celbeder. Üzerine türlü kabartmalar uygulanır. Eliniz uzandığında dokunma duyunuzu tahrik eder. Eller kapakta kalır kitap okundukça. Eller kalpleri yener çoğu zaman. Arka kapakta yer alan ince bir paragraf ya da cümle ise, son darbedir okuyucuya, artık gel çığlığı...

Bütün kitapları bir cümle bulmak için okuruz. Bir cümlede hayat bulmak için. Bir cümlede dirilmek ve diriltmek için. Bir cümlede kalbimizi görmek için. Kalbimizin kanayan yaralarına merhem bulmak için. Acıya dayanmak için. Kanıksamak için. Çektiğimiz acıları çeken başka birilerinin daha var olduğunu görmek için. Bir cümle için...

Kitap bilgisinin hal bilgisine dönmesi, ancak beklediğimiz bir çağrı cümlesine gönül vermemizle gerçekleşir. Bu yüzden Kemal Sayar, hâl bilgisine dair cümleler sıralarken okurlarına, aslında bunların bir kitap haline geldiğini görerek sesleniyor. Kapağındaki ince mesaj bunun için belki de: Merhamet; Kalbe dönüş için son çağrı...

Her kitap bir çağrıdır insan için. Merhamet ise kalbe dönüş için son çağrı... İnsan merhamete dair kapalı bırakıyorsa kalbini, vicdanını diri diri toprağa gömüyor demektir. Oysa merhamet cümleleriyle sulasa kalbini, hem kalbi canlanacak hem de kalbinin değdiği cümleler canlanacaktır. "An" kanatlar takar böylesi zamanlara, uçar vakit, genişler ve diriliş anlam bulur.

Merhamet kitabımız, babasını kaybeden yazarın kalbine düşen acıları tek tek özenle toplayıp, kenarlarına iliştirdiği notlardan oluşturulan "başlarken" adlı bölümle yüreklere giriş yapıyor. Sonrasında, dört temel bölüm üzerinden merhamete dair yüreklerimize cümlelerden tohumlar ekmeye başlıyor.

İlk bölümü "kalbin sebepleri" ismiyle kaleme alan yazar şahit olmaktan hayale; gerçekten, hayret makamlarına değinerek sözü kalbe getiriyor: "Kalbin olma ve bilme biçimlerine teslimiyetle insana ve tabiata merhamet etmeyi öğreneceğiz."

İkinci bölüme" aşklar ve melekler" adını veren yazar, bu bölümde aşka dair perdeleri aralarken, okurlarına arka planda hep bir merhametin varlığını hissettiriyor. Bu bölümde aşk üzerine yapılan şu tarif, yağmurun ahdimizi yenileyen rahmetiyle ne kadar da yakın ilişkilidir: "Aşk insana bir melek kanadının değip geçişinden başka nedir ki zaten?"

Üçüncü bölüm "bir hıçkırık" ismini taşıyor. Bu bölümde yazar, bir hıçkırıkla var olduğunu kanıtlamaya çalışan, merhamet muhtacı yüreklerimize dokunuyor: "Tek bir hıçkırık! Öyle bir hıçkırık ki, dünyanın bütün kederini yüklenmiş; bir hıçkırık ki hayatı özetliyor."

Dördüncü ve son bölümde yazarla birlikte "biraz daha ışık" istiyoruz. Kalplerimizi teskin edecek, iyiliklerimizi olgunlaştıracak biraz daha ışık. Bize hakiki mutlulukların kapılarını aralayacak, korkunun hâkimiyetini kırmamıza cesaret verecek azcık ışık.

Eserimiz bir psikoloji dizisinin parçası. Yazarın gezileri, sempozyumları, okudukları, yaşadıkları her bir makalede belirgin bir şekilde görülebiliyor. Tıp bilimi ve psikolojiyle ilgili cümleler her okurun anlayabileceği şekilde oluşturulmuş. Tüm şahitlikler merhamete dair bir çağrı olabilmek için imkân olduğunca kullanılmaya çalışılmış.

Eseri okurken iyi bir kalem şart... Altı çizilecek çok cümle var. Hayatımıza konu olması gereken çok cümle...

Bu kitaptan sonra şuna bizzat şahit oldum ki; "merhamet, okunması bile çok güzel bir şey."

Ya yaşanması, yaşatılması...

Merhamet
Kemal Sayar
224 sayfa
Timaş Yayınları

Mustafa Atalay - 29.07.2015

,

4791

Mustafa Atalay Hakkında

Mustafa Atalay

Bir gölün kıyısında 88 yılının Temmuz sıcağında hayata gözlerini açtı. Eğitiminin büyük bölümünü burada geçirdi. Bir denizin kıyısında 2007-2012 yılları arası Üniversite eğitimiyle birlikte hayat eğitimi de aldı.

Bir gölün kıyısına döndüğü yaşamını, 2012 Ağustos'undan bu yana 'Lale'lerle bezeli düşüncelerle 'Eczane'sinde devam ettiriyor.

Okuyor, yazıyor, çalışıyor ve başka alanlarda eğitimine devam ediyor.

Daha önce Üniversite bünyesinde çıkarılan Sentez Dergisi'nin editörlük ve yazı işleri sorumluluğu görevlerini üstlendi. Kardelen Derneği Bülteni'nin editörlüğünü yaptı. Dernek ve Vakıf bültenlerinde ara ara göründü, Alıntılar Mektebi'nde talebe oldu, Yolcu Dergisi'nde nefeslendi, on5yirmi5.com'da uzun bir serencamı oldu. Kitaphaber.com.tr'yi ise evi gibi görüyor...

Facebook: mvatalay
Twitter:@ayn_sin_kaf
Blog:http://aynsinkaf.blogspot.com.tr

Yorumlar
  • Ferhat Özbadem 2012.02.09 08:15

    Emeğine sağlık... Emeğin her türü değerlidir. Tespit ve umut etme babında M.atalay kardeşime şunu beyan etmek faideli olacaktır sanırım: Kendi yazı tarzımızı oluşturmak için biraz daha orjinal teknikler kullanmalıyız. Yeni ve özgün bir tarz emek ister, zaman ister, sevgi ister (severek yapmak anlamında). Fakat nihayetinde bizim yeni ve özgün bir tarza ihtiyacımız var. Zaman içinde söylenmeyen söz/hakikat yoktur sanırım. Fakat bizler sanatsal cümleler ile o hakikatleri güncellemeliyiz diye düşünüyorum...

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin