Merkez Taşranın Nesi, Taşralı Merkezin Neresinde

Merkez Taşranın Nesi, Taşralı Merkezin Neresinde

Merkez Taşranın Nesi, Taşralı Merkezin Neresinde

17.06.2020 - Bilal Can
Merkez Taşranın Nesi, Taşralı Merkezin Neresinde

Taşra neresidir, nerede başlıyor, kimdir taşra, ne renktir, nasıl kokar, ne şekilde yaşar? Bütün bu sorular taşranın bir kavram dâhilinde irdelenmesi ile sonuçlanabilecek sorulardır. Mekânsal bir unsur olarak taşra, sosyal bilimlerin araştırma alanlarından biridir. Bir tür ötekileştirme biçimi olarak zıddının “merkez” olarak ele alındığı “periferik” unsur olarak aktarılan “taşra” aslında odak noktasının neresi olarak alındığına göre değişiklik gösteren bir unsurdur.

Merkez olarak İstanbul alındığında, İstanbul dışındaki her yer taşradır. Merkez olarak büyük yerleşim yerleri alındığında bunların dışında kalan her yer taşradır. Ama her merkez de kendi taşrasını yaşar, kendi taşrasını içten içe büyütür, ortaya çıkartır. İstanbul örneğinde, bir merkezileştirme yapıldığında odak noktasının neresi olacağı kesin çizgilerle belirlenemez. Bir taşra denizi olan İstanbul, bütünlüklü bir yapı içerisinde ele alındığında “merkezi” bir konuma yerleşir. Kenar mahalleleri, gettolaşmış yerleşim yerleri, kale surlarını andıran duvarlarla çevrelenmiş güvenlikli siteler, plazalar, gökdelenler, taşra ve merkezilik arasında bir yerde durmaktadır. Bu bakımdan taşradan bahsedilirken aslında tek bir taşradan değil, “taşrasal unsurlardan”, “taşralardan” bahsetmek daha elzemdir. Çünkü tek bir taşra bulunmamakta, bir çok taşradan müteşekkil “taşralar gurubu” bulunmaktadır.

Taşrayı, merkezin zıddı, muhalifi, ya da sakinliğin, sükunetin yurdu olarak görmek ne kadar eksik ve yetersizse merkezi de taşraya karşı cephelendirmek yetersiz ve yanlıştır. Taşra, merkezin içi konumunda olup, için merkezileşmesi için, dönüştürülmeye hazır görülen bir olgu olarak değerlendirilmesi gerekir. Unutulmamalıdır ki her merkez, bir taşradan doğar. Taşrası olamayan hiçbir merkez yoktur. Bu bakımdan merkez ve taşra bir birini tamamlayan iki farklı unsurdur.

Mekân, Etkileyen ve Etkilenen Bağlamında

İnsanoğlunun mekân seyri tamamen sosyolojiktir. Ana rahminden ölümüne değin mekânsal atlamalar yaparak dünya hayatını tamamlar. Ana rahmi ilk mekânı iken mezarı bu dünya sahnesindeki son mekânıdır. Yaşadığı mekân, çalışılan iş yeri, gezdiği parklar, gördüğü şehirler, haritada baktığı çizgilerle ayrılmış tüm yerler birer mekândır. Hatta yaşanan dünyanın bulunduğu galaksi, galaksinin bulunduğu kâinat… Makro mekândan mikro mekâna doğru inen ve indikçe daralan bir mekânlar zinciri. Bu bakımdan denilebilir ki; insanoğlunun mekânlar içinde durma zorunluluğu vardır. Bu mekânlar içerisinde kendini gerçekleştirebilir, bu mekânlar içerisinde hayatını sürdürebilir ve yine bu mekânlar içerisinde hayatını yitirebilir. Cennet ve cehennem bile yine birer mekân olarak insanoğlunun bu dünya sahnesinden çekileceği diğer mekânlardır. Araf, Sırat Köprüsü, Arasat Meydanı… Tüm bunlar gösteriyor ki, insanoğlu mekândan münezzeh değil.

Tüm mekânsal unsurlar, çeşitli bir biçimde irdelendiğinde elde edilen verilen birçok yönden değerlendirilebilir. Mekân unsuru ilahiyattan felsefeye, sosyolojiden edebiyata değin birçok yönelimin ilgi alanı olmuştur. Sosyal bilimlerce yoğun biçimde irdelenen mekân; şehir, kent gibi kavramlarla irdelenerek ele alınmakta, farklı yaklaşımlarla bu unsurların insanlar/insanlık ve toplum üzerindeki etkisi, sonuçları ortaya konulmaya çalışılmaktadır.

Mekânlar, insanoğlunun ortak mirası, insanlığın yaşam biçimlerini sergilediği yerler olarak farklı iletişim ve etkileşim ağlarına sahiptirler. Mekânlar bu bakımdan hem etkileyen hem de etkilenendir. Mekânların ruhu, yaşayanlara sirayet ederek onları etkiler, yaşayanlar da mekâna etki ederek onda değişimlere sebep olmaktadır.

Taşra Halleri ve Taşradan Merkezi İzlemek

Merkez ve taşra genellikle şehir ve köy bağlamında değerlendirilmiş, bir birinin zıddı olarak ele alınmış ve işlenmiştir. Köksal Alver editörlüğünde hazırlanan Taşra Halleri adlı çalışma, taşrayı odak noktası olarak ele almış, onun salt bir mekânsal unsur olarak, hazır kalıplarla açıklanmasına itiraz ederek derinlikli bir biçimde ortaya konulmasını amaçlamıştır. Köksal Alver, Celaleddin Çelik, İbrahim Nacak, Ertan Özensel, İslam Can, Mehmet Narlı, Murat Ak, Ejder Ulutaş, Vefa Taşdelen, Mustafa Aydın, Hasan Harmancı ve Ali Ayçil’in yazılarının bulunduğu edisyon kitap, çok yönlü bir taşra sorgulamasını da gözler önüne sermektedir. Bu sorgulamada Mustafa Aydın’ın Dedemli Kasabası, Köksal Alver’in Narman Çarşısı ve Ünlükaya Köyü ile Hasan Harmancı’nın Taşrada Bir Muammer Çelik ve Ali Ayçil’in Hüzünlü Ovada Bir Şehir: Erzincan yazıları taşranın durumunu ortaya koyan teoriden ziyade örnekler üzerinden açıklanmasına imkân sunmaktadır.

Taşra Halleri adlı çalışma, taşranın klişelerin kurbanı olduğunu, aynı ifadelerin devamı şeklinde tekrarlanarak açıklandığına, bunun da taşranın anlaşılmasını engellediğini hem teorik hem de örnekler üzerinden irdeleyerek “taşranın” geniş bakış açısıyla irdelenmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. On dört ayrı makaleden oluşan Taşra Halleri adlı çalışma Sosyoloji Divanı Dergisi, Taşra Fragmanları Dosyası ile şekillenip yeni yazılarla genişletilmiş bir çalışma. Kitabın ismi Köksal Alver’in Taşra Halleri başlıklı oylumlu yazısıyla açılmaktadır. Alver, bu yazısında taşranın neliğini sorgulayarak geniş bir perspektifle taşrayı, ruhu olan bir olgu olarak değerlendirir, onun uzaklarda değil “merkezin kalbinde yurt kurma biçimi” olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade eder. Aynı yazının devamında Taşra-Merkez gerilimi de irdelenerek “taşralılık” kavramını irdelemektedir.

Taşra Halleri

Editör: Köksal Alver

Çizgi Kitabevi

352 s.

Bilal Can - 17.06.2020

,

2449

Bilal Can Hakkında

Bilal Can

Dumlupınar Üniversitesi Sosyoloji lisansını tamamladıktan sonra yüksek lisansını da aynı üniversitede "Mustafa Kutlu Öykücülüğünce Mekân: Bir Edebiyat Sosyolojisi" teziyle tamamladı. Sosyolojik çalışmaları mekân, kent, şehir ve edebiyat sosyolojisi üzerine yoğunlaşmıştır. Şiirleri, denemeleri, kitap değerlendirmeleri ve eleştirileri bir çok dergide yer aldı. Kitaphaber.com.tr sitesinin kurucuları arasında yer alıyor ve 2012 yılından beri Kitaphaber.com.tr nin editörlüğünü, 2015'ten itibaren genel yayın yönetmenliğini yapıyor.  Yayınlanmış 2 kitabı vardır. 

twitter: @bilalcan1

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin