Mesleğim Yazarlık kitabı üzerine çeşitli notlar

Mesleğim Yazarlık kitabı üzerine çeşitli notlar

Mesleğim Yazarlık kitabı üzerine çeşitli notlar

06.10.2020 - Sabri Ünal
Mesleğim Yazarlık kitabı üzerine çeşitli notlar

Haruki Murakami bu kez roman olmayan fakat konusu yazarlık olan, Murakami özelinde ise roman yazarlığı mesleğini ele aldığı Mesleğim Yazarlık isimli deneme kitabıyla okurlarıyla buluşuyor.

Kitapta yer alan metinlerin ne zaman kaleme alındığını tam olarak yazarı da hatırlamıyor lakin kitaptaki yazıların bir yayınevinin siparişi üstüne yazılmadığını özellikle belirtiyor.

"Buradaki yazılar yayınevi siparişi üzerine yazılmış metinler değil, tamamıyla kendiliğinden, diğer bir deyişle, kendim için kaleme aldığım metinlerdir." (Sh. 203)

Yine de bir tarih vermek gerekirse kitabın ilk yarısı 2013'ten 2015'e dek MONKEY adlı dergide, ilk altı bölüm MONKEY'in ilk altı sayısında sırasıyla yayımlandı. (Sh. 204-205)

Kitap, yazarın roman yazarlığı ve yazarlık mesleğine olan kişisel bakış açısını, çoğu zaman kendi hikayesinden yola çıkarak anlatmayı tercih ediyor. Yine de kitap otobiyografik bir metin olmaktan oldukça uzak durmaya çalışıyor.

"Bu kitap sonuçta 'otobiyografik bir metin' olarak kabul edilecek gibi görünüyor, ne var ki öyle bir bilinçle yazmış değilim. Ben sadece bir roman yazarı olarak bu yolu hangi düşünceler doğrultusunda yürüyegeldiğimi, olabildiğince elle tutulur halde, gerçekçi bir şekilde kayıtlara geçirmek istedim." (Sh. 205)

Yazar kitabı hakkındaki özet fikrini kitabın Sonsöz kısmında şöyle ifade ediyor:

"Bunlar gibi, bir anlamda benmerkezci ve kişisel -mesaj vermek yerine aksine kişisel bir fikir jimnastiği gibi yazılmış- metinler siz okurlarıma ne kadar faydalı olur, açıkçası bunu ben de bilmiyorum. Azıcık bile olsa, gerçekten bir işe yararsa, buna çok sevinirim." (Sh. 207)

Kitap Sonsöz dahil 12 bölümden oluşuyor.

"Roman yazarları neden hoşgörülü insanlardır" isimli ilk bölüm roman yazarı olmanın basitliğinden, herkesin roman yazabileceğinden ama zor olanın ringe çıkmak değil orada uzun süre kalabilmek olduğundan bahsediyor. Roman yazmanın düşük hızda, küçük viteste yapılan bir iş olması sebebiyle zeki insanlara hitap eden bir iş olmadığını özellikle dile getiriyor ve roman yazmayı koca bir yılını uzun bir cımbızla bir şişenin içinde minyatür bir gemi maketi yapmaya veren insanların yaptığı işe benzetiyor. Underground isimli kitabını yazdığı zaman, düzyazı konusunda uzman yazarlar tarafından şiddetli bir şekilde eleştirildiğini ve bu eleştiriler karşısında ilk başlarda epey şaşırdığını belirtmeden geçemiyor ve bölüm "Ringe hoş geldiniz" cümlesiyle bitiyor.

"Roman yazarı olduğum ilk zamanlar" isimli ikinci bölüm kitabın benim için en anlamlı ve en otobiyografik bölümü. Bir beyzbol maçı sırasında yaşadığı aydınlanma sonucu roman yazmaya karar veriyor Murakami. Lakin ilk kitabı Rüzgarın Şarkısını Dinle'yi ilk haliyle kendisi bile ilgi çekici bulmuyor ve farklı bir şey denemek istiyor. Kalemi kağıdı bir yana bırakıp İngilizce klavyeli daktilosuyla romanın ilk bölümünü yeniden ve İngilizce olarak yazmaya çalışıyor. Yabancı dilde yazmanın ilginçliğini keşfedip kendince cümle kurma ritmine ulaşınca ise daktiloyu bir kenara bırakıp tekrar dolma kaleme ve kağıda geri dönüş yapıyor ve tüm romanı yeniden baştan yazıyor.

"Edebiyat ödülleri hakkında" isimli bölümün en ilginç notu "Haruki Murakami Akutagava ödülü'nü neden alamadı" isimli bir kitabın yazılmış ve yayımlanmış olması karşısında yazarın yaşadığı tuhaflık duygusu.

"Özgünlük üzerine" bölümünde ise bir eserin özgün olup olmadığını ve bunun nasıl tanımlanabileceğini tartışıyor:

"Kanımca belli bir anlatımcıyı (veya şarkıcıyı, sanatçıyı) "özgün" olarak nitelendirmek için onun temelde şu koşulları sağlaması gerekir:

1) Diğerlerinden açıkça farklı eşsiz bir tarz (yazım tarzı, form ya da renk) sahibi olmalıdır. Biraz izleyince (dinleyince) bunun o kişinin kendini ifade ediş şekli olduğunu (çoğu zaman) hemen anlamak gerekir.

2) O tarzı kendi gücüyle geliştirmelidir. Zamanın geçişiyle birlikte tarz da gelişir. Olduğu yerde aynı şekilde duramaz. Bir anlamda kendiliğinden olur bu. İçsel bir kişisel devrim gücüne sahip olmalıdır.

3) Bu eşsiz tarz zamanla standart hale gelir, insanların ruhlarına işler ve değer belirleme standardının bir parçası olarak kabul edilmeye başlar. Ya da sonraki zamanlarda bol bol referans gösterilecek bir kaynak halini alır.

... "Ne var ki "az ya da çok" bu üç maddeyi sağlamak "özgün" olmanın temel şartlarıdır. " (Sh. 67)

"Peki ama ne üzerine yazmalıyım" isimli bölümü özetleyen cümle muhtemelen yazarın kendi şu cümlesi olacaktır:

"Eğer roman yazmak istiyorsanız, etrafınızı dikkatlice gözlemleyin. Bu bölümle anlattıklarımın özü bu. Dünya gözünüze sıkıcı görünebilir ama gerçekte bir dolu büyüleyici, gizemli cevherle doludur. Roman yazarı bunları keşfedecek göze sahip kişidir. Harika olan bir başka şey ise, bunların temelde bedava olmasıdır. Doğru gören bir çift gözünüz varsa bu değerli cevherlerden istediğinizi seçip alabilirsiniz." (Sh. 93)

"Zamanı yanına almak - uzun romanlar yazmak" bölümü yine otobiyografik yönü öne çıkan bölümlerden. Bu bölümde Haruki Murakami'nin nasıl uzun romanlar yazabildiğini öğreniyoruz. Malesef buraya birebir aktarmak uzun olacağından sabırsızlık gösterip es geçiyorum. Özetle ise her gün belli sayfa sayısını tamamlamaya çalışıyor, hikaye/roman yazarken başka bir yazım işiyle daha uğraşmıyor ve hikayenin/romanın ne zaman sona ereceğine hikayenin veya romanın kendisi karar versin diye yazının akışına bırakıyor. İlk yazım işinden sonra tekrar ve tekrar metni elden geçiriyor. En önemlisi hiçbir romanı için önceden bir yayıneviyle anlaşıp anlaşma yapmıyor. Yani yazarın gözünde ve gönlünde kitap ne zaman pişerse o zaman baskıya giriyor.

"Tamamen kişisel fiziksel aktivite" bölümünü "Koşmasaydım Yazamazdım" kitabının bir özeti gibi düşünebilirsiniz. Ben hızlı okuma yapıp pek not almamışım.

"Yaşamak denilen şey (çoğu durumda) sıkıcı, salyangoz hızıyla ilerleyen, uzun süreli bir savaştır. Bedeni de çalıştırmak için gayret etmeden, sadece ruhun ileriye dönük isteklerini inatla korumak, bana sorarsanız gerçekten mümkün değildir." (Sh. 129)

"Okul hakkında" bölümünde yazarın okul hayatı ve romanlarla olan ilişkisini okuyoruz.

"Lise döneminin ortalarından itibaren İngilizce romanları aslından okuyabilir hale geldim. Bu, İngilizcemin iyi olduğu anlamına gelmiyordu. Orijinal dilinde roman okumak ya da Japoncaya çevrilmemiş romanları okumak istediğim için, Kobe limanı yakınlarındaki sahaflardan satın aldığım yığınla İngilizce kitabı anlasam da anlamasam da deli gibi okuyordum.... Bunun sonucunda İngilizce sınavlarından aldığım not yükseldi mi diye sorarsanız, hayır, hiç etkisi olmadı. İngilizce sınav notlarım hiç parlak değildi." (Sh. 135)

"Nasıl karakterler yaratalım" bölümünde yazarımızın en zorlandığı konunun oluşturduğu karaktere isim vermek olduğunu öğreniyoruz. İlaveten birinci tekil şahıstan (ben dilinden) üçüncü tekil şahıs diline yaşadığı dil genişlemesini de bu bölümde okuma şansımız oluyor.

"Kime yazarız" bölümünde Murakami'nin bir dönem denediği ve başarısız olduğu her sorulan soruya cevap verme gayretini hayretle müşahade ediyoruz.

"Yurtdışına açılıyorum, yeni sınırlara" bölümü ise bir yazarın yurtdışında kendisini tanıtma gayretlerini ve yine İngilizce ile olan ilgisinin ve kendisinin de İngilizce'den Japonca'ya çeviriler yapmasındaki ilişkiler ağını nasıl şansın yardımıyla bir başarıya dönüştürdüğünü okuyoruz. Kitabın en eğlenceli bölümlerinden birisinin bu son bölüm olduğunu söylemeden geçemeyeceğim.

Sonsöz olarak kitabın henüz İngilizce olarak yayımlanmadığını özellikle belirtmek isterim. İyi okumalar.

Mesleğim Yazarlık
Haruki Murakami
Doğan Kitap
Orijinal dilinden çeviren: Ali Volkan Erdemir.

Sabri Ünal - 06.10.2020

,

1852

Sabri Ünal Hakkında

Sabri Ünal

1982 doğumlu. Harran Ün. İlahiyat Fakültesi'nden 2010 yılında mezun oldu. Bir firmada yazılım geliştirmekle uğraşıyor.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin