Modern Fransız Tekil Düşüncesine Giriş

Modern Fransız Tekil Düşüncesine Giriş

Modern Fransız Tekil Düşüncesine Giriş

25.08.2016 - Serkan Parlak
Modern Fransız Tekil Düşüncesine Giriş

Deleuze, Guattari, Foucault, Lyotard, Derrida, Chatalet… 80’lerin sonunda “Tekil Düşünce”de adı geçen düşünürlerin çoğu Türkçe’de tanınmıyordu. Acilen bu düşünürlerin düşüncelerinin Türkçe’ye kazandırılması gerekiyordu. Her ne kadar var olan kavramların Türkçe’ye çevrilmesi sorun çıkarsa, Türkçe’de olmadığını düşündüğü kavramları çevirse, var olan kavramların yeniden çevrilmesi sorun çıkarsa ve bunlar okunma zorlukları çıkarsa da yazarın niyeti iyi, amacı tekil düşüncenin Fransızca’dan Türkçe’ye geçmesini, okunurluğunu sağlamaktı.

Aradan geçen yaklaşık yirmi beş yıla bakıldığında bunun başarıldığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Basit bir örnek verecek olursak yazarın bizzat Deleuze’le bulmuş olduğu “yersiz yurtsuzlaşma” kavramı başlangıçta her türlü yanlış anlamaya uğramasına rağmen hem köylünün toprağını bırakıp göç etmesi hem de sermayenin göç etmesi anlamında ki doğru anlamda kullanılmaktadır artık. Diyalektik ve yapısalcılık tartışmalarının aşılması, genelleşen bir bütünsellik ve Hegelci sentezler yerine, bugün daha anlaşılır kılınan bir kuramcılar dizisinin serüvenidir “Tekil Düşünce”yle kastedilir olan.

Düşünürlerin çoğunun birçok kitabı Türkçe’ye çevrildi. Ancak bu kitap “Tekil Düşünce”nin Fransız tekilliğinin anlatısını yapmaya çalışmakla hâlâ güncelliğini koruyor. Yaşanan bir dönem anlatılıyor sonuçta kanlı canlı. 1976’da Paris VII Üniversite’sinde Siyasal bilgiler, Felsefe ve Sosyoloji okuyan ilgili dönemi bir yerlerinden yakalayan Ali Akay başka bir açıdan da yaşadığı dönemi kendi bakış açısıyla kurgulamayı hedeflemiş, bence çok da başarılı olmuş. Yazarın her yeni basımda metnin dilini daha anlaşılır biçime getirmeye de çalıştığını gözden kaçırmamak lazım. Düşünürlerin metinlerini tek tek okumaya başlamadan önce Fransız tekil düşüncesine genel bir giriş yapmak için çok değerli bir temel başvuru kitabı var elimizde.

Modern Fransız Düşüncesi neden tekildir? Tek olan anlamında değil, burada kastedilen çoğul ve tekil olanın daha fazlasını oluşturan “çokluk” düşüncesidir. Ender olan, ötekilere benzemeyen, farklılığını doğrulayan bir düşünce. Tekil düşünce; kişinin tek olmadığını, daima kolektif düzenlemelerin var olduğunu, bireyselin kişi olmaktan ayrı bir şey olduğunu ve ayrışıklıklardan oluştuğunu anlatmaya çalışmaktadır.

Tek merkezciliğin kırıldığı, merkezin daima yer değiştirdiği ve hatta merkez biçiminin bile biçimi belirlenemeyen bir biçimden oluştuğu bir düşüncenin ortaya çıkışı tekil düşüncenin olayıdır. Düşüncenin yeni değerler arama istenci söz konusudur. Yinelenenin özdeşliği, iki karşıtlık arası bir sentez fikri ve bu iki karşıtlığın birden aşılması fikrini savunan diyalektik düşüncenin tümelliği karşısında; tekil düşünce ayrıksılıkları, ayrışıklıkları göstererek yinelemelerin bile bir başka ötekilik olduğu, hiçbir şeyin aynı kalmayacağını göstermek ister. Konuyu örneklemek gerekirse, yirminci yüzyılın en önemli sanat akımlarından kabul edilen Pop-Art’ta yinelenen resimlerin birbirinin aynısı olmadığının farkına varırız. Andy Warhol’un “Yirmi Marilyn” adlı portrelerden oluşan tablosunda, Marilyn Monroe’nun portrelerinin birbirinin aynısı olmadığı, renklerin ışığı alışlarının bile farklı olduğu ve bunun sonucunda bizzat modelin bile değiştiği görülür.

Kapitalist sistem çözümlemelerinde diyalektik düşünceden hareketle, sistemin kendi iç çelişkileriyle bunalıma girerek ortadan kalkacağı savunuldu. Ancak yaklaşık iki yüzyılı aşkın bir süredir gözlemlenen olgu, kapitalizmin daimi bunalımlar içinde yaşadığı gerçeğidir, bunalımlar sayesinde ayakta durduğudur. Kapitalizm, tıpkı psikanalizin yaptığı gibi bunalımlarını ve hastalıklı hallerini insanlara bulaştırarak varlığını sürdürür. İktidarlar da korkularını ve hastalıklarını insanlara bulaştırarak yaşarlar. Bunalımların genelleşmesi ve diyalektik aşmalarla yinelenmesi için hastalıklı insanlara ihtiyaç vardır. ( Aşma: A ile A olmayanın beraberce alınması, A ile A olmayanın özdeşliği içinde beraberce yapılan hareket, yani Hegelci anlamıyla hem saklama ve kaldırma hem de geçip aşmadır. Çelişki ve karşıtlıklar sistemin sürekliliğini sağlar. Tekil düşünce bu anlamda yadsımanın (inkarın inkarı) değil; olumlamanın, evetlemenin ve yeni değerlerin olumluluğunun karakterini taşır.

Modern Fransız tekil düşüncesinde:

  1. a) Hegel’in tümelliği bir kenara bırakıldı.
  2. b) Nietzsche’ci bir yaklaşıma girildi. Ayrışık düşünce olumlandı. Fransız tekil düşüncesi ayrıksılığı, tekilliği doğrulamak ve olumlamaktır. Varlıkların karşıtlarının birliği ve çatışması yerine, varlıkların olumlu ayrıksılığını odak alır. Tez-antitez-sentezden oluşan üç devinimli oluşma yasası yerine; çokluk ve çokluğun hâkim olduğu ayrışıklıkların meydana getirdiği bir oluşu, düzenlemeyi ön plana çıkarır. Ne bilinç temeline oturtulmuş bir fenomenoloji ne de maddesel çelişki; yineleme ve farklılık düşüncesinin tekilliği…

Kitapta asıl amacın tekil düşüncenin ortaya çıkış sürecini göstermek ve buna bağlı olarak tekil düşüncenin değişim evrelerinin incelemek olduğu söylenebilir. Bu yüzden giriş bölümü düşüncenin kökenleriyle açılıyor. Aydınlar, Diyalektik Antropoloji ve Mekanist Marksizmin eleştirisi yapılıyor. Dönemin hâkim düşünceleri Varoluşçuluk ve Yapısalcılık, hemen ardından tekil düşünceye giriş olarak da Yeni Roman ve Seri Tarih hakkında kısa ve özlü bilgiler veriliyor. İlk bölüm tekil düşünce filozoflarına ayrılmış: Paul Veyne, M. Foucault, F. Chatalet, Deleuze ve Guattari; son olarak da Lyotard tekil düşünceye en parlak katkıları doğrultusunda temel metinleri üzerinden ele alınmış. Kitabın ikinci bölümünü tekil düşüncenin ana temaları oluşturuyor: fark ve yineleme, Lyotard ve evrensellik sorunu, evrensel insan hakları ve dirimsellik, olay felsefesi, sonluluk teması, hümanizma-dirimsellik ilişkisi (ki kitabın bence en önemli bölümü burası çünkü odaklanma ve sorgulama öteki bölümlere göre çok daha fazla.) Üçüncü ve son bölümde ise J. Derrida’nın düşüncelerinden hareketle tekil düşüncenin uygulanması ve siyaset ilişkisi ele alınmış.

Sonuç olarak yapısalcılık sonrası diye adlandırılan tekil düşünce; Bataille, Foucault, Deleuze, Guattari, Lyotard ile başlayan olay felsefesini, Platon’u ters yüz etmeyi, postmodernizmi, simülasyonu ve iktidar biçimlerine direnişi inceler. Tekil düşünce, Fransız düşüncesinin özdeşlik ve kimlikten farklılığa doğru gidişini, Hegelci bir okunuştan Nietzsche’ci bir okunuşa geçişini ele alır.

Ali Akay, Tekil Düşünce, Afa Yayınları, İkinci Baskı: Mayıs 1999.

Not: Afa Yayınları'ndan görsel resmi bulunmadığı için Bağlam Yayınlarındaki görseli eklenmiştir.

Serkan Parlak - 25.08.2016

,

1275

Serkan Parlak Hakkında

Serkan Parlak

1975 yılında Bilecik'te doğdu. Ankara Üniversitesi D.T.C.F. Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdi. MEB'de öğretmen olarak çalışıyor. İstanbul'da yaşıyor.

Çeşitli türde yazıları Notos Öykü, Radikal Kitap, Futbol Extra, Edebiyat Otağı ve Kırmızı-Beyaz-Siyah'ta (Samsunspor Kitabı, İletişim Yayınları) yayınlandı.

Derlediği "Başka Semtin Öyküleri" adlı öykü kitabı Bilgi Üniversitesi Gençlik Çalışmaları Birimi tarafından yayınlandı.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin