Modern Kibre Çare Bir Yol: Melâmîlik

Modern Kibre Çare Bir Yol: Melâmîlik

Modern Kibre Çare Bir Yol: Melâmîlik

12.10.2020 - Uğur Cumaoğlu
Modern Kibre Çare Bir Yol: Melâmîlik

Modern zamanlar, ölçütlerin, insanın ilkel benliğini yücelten yönüyle değiştiği, onun hakikatini perdeleyen sayısız ihtirasın ve en kalın perde olarak da kibrin kendini gösterdiği garip zamanlar. Bu zamanlarda kariyer adı altında oluşturulmuş piramidin katmanları arasında bocalayan, bu katmanlar arasında yükselmek için ahlaki tüm değerleri hiçe sayan, diğer insanların üzerine basıp yükselirken onları ezmeyi başarı zannettiren bir değersizlik ortaya çıktı. Tanınır ve bilinir olma hastalığının, narsisizmin kırık dökük aynasındaki bozuk görüntüsünü hayranlıkla izlemek bir erdem haline geldi. Büyüklenmeci ve kendini beğenmiş, kendini hayatın tek ve değişmez ölçütü zanneden ideolojilerin gölgesi altında ve mükemmeliyetçi bir kargaşanın içinde kıvranan kalabalıklar gittikçe büyüdü.

Herkesin başarısına/statüsüne göre değer bulduğu, en büyük erdemlerden biri olan tevazunun bu değerler skalası içinde acizlik, aptallık ve ezginlik olarak kabul gördüğü ilginç zamanlarda sıkışıp kaldık. İnsanın fıtri ve ruhsal hazinelerinden habersiz, nüfusun büyük çoğunluğunun kendini değerler abidesi olarak gördüğü ve kendini yitirip kaybettiği anlamsızlıklara karıştık. Yaratılmış en üstün varlık olma şerefine nail olmak, bunu sürekli hatırda tutmak, gafletin konfora dönüştüğü bu zamanlarda bir hayli görünmez olmak gibi.

Ölümün, yaşadıkça kısalan ömrümüzde edindiği yere baktığımızda, ölüm hep başkasına gelecekmiş gibi yaşayan beşer için önemsiz bir ayrıntı olarak duruyor. Oysa bu dünyadan sağ çıkabilen kimse olmadı, olmayacak. Nefsanî tüm ihtirasların beşerde kendini göstermesi ve insani tüm faziletlerle bunların tedavi edilmesi gerektiği kimseyi kaygılandıran bir durum değil. Ruhunu kaybetmiş bir psikoloji biliminden medet umarken, akıl sağlığı için kurulmuş düzeneklere/normallere uyum sağlayamayanların nevrotik bir vaka olarak resmi kayıtlara geçtiği, adına duygu durum bozukluğu da denilen benzeri hallerde bireylerin deli ilan edildiği karışıklığı tedavi olarak kabul ediyoruz.

Özellikle modernlik sonrası dönemde herhangi bir merkezi ve sabitesi kalmayan insan, sadece ihtiraslarının ve ilkel benliğinin gönüllü kölesi olmayı erdem olarak kabul etmektedir. Zira elinde başka dayanağı ve yaşama gerekçesi de yoktur. İnsanın tüm çıkmazlarında onun yolunu aydınlatacak çareler üreten ve insanın hakikatini ona her daim hatırlatıp gaflet üzere olduğu durumdan onu kurtarıp bilinçlendirecek yollarda elbette kadim zamanlardan beri varlığını sürdürmektedir. Nitekim tasavvufun kendisi, tüm kolları ve tecrübesiyle insana ve onun hakikatine odaklanan, sönmeyen bir güneş gibi her çağı aydınlatan ve aydınlatacak bir hakikate davettir.

Tasavvufun her yolu gibi Melâmîler de yukarıda bahsettiğimiz ve insanın en büyük manevi rahatsızlığı olan kibre karşı nefsini kınama ilkesini düstur edinmiş bir tecrübedir. Nitekim tasavvufun sûfi tecrübelerinden olan Melâmiyye ya da Melâmetîyye ‘Yaptığı iyilikleri gösteriş olur endişesiyle gizleme ve işlediği kötülükleri ve günahları nefis ile mücahede etmek için açığa vurma’ ilkesini temel kurallardan biri olarak uygular.

İbrahim Gürses’in Sufi Kişilik Psikolojisi başlığı altında bir akademik çalışma olarak hazırladığı ve istifadeye sunduğu eseri, Melâmîliğin terbiye metotlarının, çağın bahsettiğimiz müzmin rahatsızlıklarına sunduğu alternatifleri ihtiva ediyor. Birinci bölümde Tasavvuf ve sûfi üzerine tanımlardan sonra Melâmîliğin ayrıntılı incelemesini yapan Gürses, bu tecrübenin tarihsel arka planını soruşturuyor. Derinlemesine bir takibat ile Müslüman psikologların insan kişiliğinde yer alan güçler olarak kabul ettiği akıl, kalp, nefs kavramlarının tanımlarını tahkik ediyor. Sûfi psikolojisinin benlik ve bilinç dönüşümü ve yeni kişilik yapılanması üzerindeki etkisini modern psikologların görüşlerine yer vererek karşılaştırıyor. Gürses, modern dünyanın temel ihtiyacı olarak gördüğü sûfi kişilik eğitimini, Melâmîliğin kişilik özellikleri ile de desteklemiş.

İkinci bölümde bazı çağdaş kişilik yapıları ile Melâmîliğin kişilik yapısının karşılaştırmasını yapan Gürses; büyüklenmeci kişilik yapıları başlığı altında narsisistler ve nevrotiklerin kişilik analizini yapıyor. Bu kişiliklerin bulaşıcı etkileri, şöhret arayışları, hak talepleri ve iddiaları, gurur ve kibirleri gibi özellikleri çözümlendikten sonra bu büyüklenmeci kişiliklere karşı Melâmî sûfi kişilik seçenek olarak sunulup Melâmîliğin derinlemesine tahlili yapılıyor. Melâmîliğin mütevazı kişiliğinin ortaya çıkardığı psikolojik ve sarsılmaz sağlamlık, esas itibariyle İslami inançtan aldığı güç, Kur’ân ve hadisler aracılığıyla destekleniyor.

Sonuç olarak, bireysel ve toplumsal tüm arızaların kâmil insan ve toplum olma yolunda engel gibi göründüğü, ancak fıtri ilklere uygun rehabilitasyon yöntemleriyle bunların aşılabileceği ana fikir olarak karşımıza çıkıyor. Nitekim eserdeki tüm karşılaştırmalar ve çözümlemeler, kişinin hakikati görmesi ve insanın aslına dönmesini sağlamak ve hatırlatmak için yapılmıştır. Eser, bir bilinç inşa etmek isteyenler için kıymetli bir çalışma.

Sûfi Kişilik Psikolojisi

Melâmîler Örneği

Doç. Dr. İbrahim Gürses

Hece Yayınları

Ankara, Eylül 2019

160 Sayfa

Uğur Cumaoğlu - 12.10.2020

,

1479

Uğur Cumaoğlu Hakkında

Uğur Cumaoğlu

Yazar, Şair, Sosyolog, Sinema Eleştirmeni, Talebe.Yazıları ve şiirleri Beyaz Gemi, Temrin, Ayasofya, Bilge Adamlar, Muşta, Yolcu, Temmuz, Birnokta, Yedi İklim, Dergâh, Mahalle Mektebi, Mostar dergilerinde; Edebifikir.com, Kitaphaber.com.tr, Jurnalortadoğu.com da yayımlandı. Yeni Başlayanlar İçin Dünya adlı yayımlanmış bir kitabı var. 

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin