Modern Öykü Kuramı Üzerine

Modern Öykü Kuramı Üzerine

Modern Öykü Kuramı Üzerine

21.10.2020 - Ethem Erdoğan
Modern Öykü Kuramı Üzerine

Necip Tosun'un Modern Öykü Kuramı kitabı, belli iddialarla Hece Yayınlarından çıktı ve üç baskı yaptı. Belli oranda da ilgi gördü. Hatta Mustafa Kutlu bu kitap için “tam bir ‘Kılavuz Kitap’ sayılabilecek eser” demişti.

Kitabın sunuş yazısında sebebi telif ve gerekçe açıklanmış. İnceleme ve kuram içerikli eserler muhakkak ki sahadaki bir açık ya da eksik/yanlış üzerinden yola çıkar. Önce kuram için en basit tanımı burada zikredelim: ‘Uygulamayı ve yarar sağlamayı dikkate almadan ortaya konan soyut salt bilgi ve kural, nazariye, teori.’ Bu en basit tanım kuram için elbette yetersiz. O sebeple ikinci bir tanım alalım: ‘bir bilim ya da sanatla ilgili ya da herhangi bir sorunu ilgilendiren ve uygulanmadıkça gerçekleşip gerçekleşemeyeceği, doğru olup olmadığı bilinemeyen düşünce ve ilkeler toplamı’. Bu ikinci tanımdan yola çıkmalıyız. Sebebi telif için de kitabın sunuşundan şu cümleleri alalım: “Çünkü türsel farklılıklar üzerine yeterince düşünülmediğinden, kuramdan yoksun, derinliksiz eleştirilerle, edebiyat dünyasında öykü fazlasıyla suiistimale uğramıştır. Kitap biraz da bu haksızlığı gidermeyi amaçlamaktadır.”

İkincil olarak da; sahadaki açık ya da eksik/yanlış meselesine bakalım. Yazar sunuşunda bu meyanda şunları ifade ediyor: “Ne var ki öykü, nitelikli ürünlerini verse de, kuramsal düzlemde hala üzerinde en az konuşulan yazınsal türlerden biri olma konumunu sürdürüyor. Oysa gelişim ve değişim sürecinin belirlenmesi, yeni atılımlar için yaşamsal bir önem taşıyor.” Bu cümleler fazlaca uyarıcı. Nitelikli ürün esas olduğuna göre, bu anlamda derin bir boşluk fikri biraz ağır geldi şahsen. Yazar eserini verir, edebiyat tarihçisi yerine koyar. Eleştirmen değerini ölçer-biçer, korunmasını sağlar. En büyük yük ise okurundur. Kalıcılık okunmasıyla orantılıdır çünkü. Bu cümleler elbette ‘üzerinde en az konuşulan yazınsal türlerden biri olma konumunu’ nakzeden cümleler değildir. Yeterince söz edilip edilmediği de şiirle kıyaslandığında doğrudur ancak neden kıyaslayalım?

Öncelikle henüz edinmeyen ve okumayanlar için içindekiler kısmından bazı başlıklar sunmak istiyorum. Modern Öykünün Serüveni, Betimlemeden İmgeye, Karakter: Yeni Bir Hayat Teklifi, Öykü Dili: Gerilim ve Paradoks, Öyküde Anlatıcı Ses, Özerk Sanattan Sanatın Sonuna, Öyküde İronik Anlatım, Deneysel Öykü, Hikayenin Bittiği Yer vb.

Modern Öykünün Serüveni başlıklı yazı tam yirmi iki sayfa. Bu metin; öykünün yazınsal son buluş olarak nitelendirilmesiyle başlıyor. Tarihi süreçte her sanat dalı gibi yenilenme yaşadığı anlatılıyor. Bu yenilenme faaliyetleri anlatımın daha üst/iyi ve elbette daha güzel olması isteğinden. Önemli bir bilgi veriyor bu kısımda yazar: Yaratıcı etkinliğin kural-oluş ve beğeni sorgulamak gibi doğası olduğu ve elbette bunu yaparken hangi imkanların kullanıldığını da anlatıyor. “Bu süreçte öykücüler, bazen şiirin (imge/akıcılık/yoğunluk), bazen resmin /sinemanın (gösterme/kurgu), bazen de müziğin (ritim) olanaklarından yararlanarak öykünün evrenini genişlettiler. İnsanı, hayatı, eşyayı kimi açık ve yalın, kimi kapalı ve soyut yansıtma yoluna gittiler.”

Bu metinde Gogol, Poe ve Çehov’dan Marquez’e kadar öykünün ana damarındaki her renk üzerinden değerlendirmeler yapılıyor. Modern öykünün kurucusu bazında bilgiler sunuluyor. Elbette yapısal bir sıralama, öykü çeşit ve aşamaları da başlıklar halinde incelemeye tabi tutulabilirdi ve sanırım formel bir tutum olurdu. Ancak yazarın öncülü; “modern öykünün öncüleri” olduğu için bu yol izlenmiş. Bu metnin sonuç paragrafında da şu önemli bilgilendirme yapılmış: “Hiç kuşkusuz öykü, geçmiş birikimine yaslanarak kendi içsel dinamiğiyle gelişimini, arayışını sürdürecektir../.. Bu birikim de öyküyü edebiyat dünyasında farklı bir yere taşıyacaktır.” (S.33)

“Hikayenin Bittiği Yer” kitabın son metni. Bu metne “kurgu” üzerinden giriyor yazar. İlk tespit şöyle: “Kurgu, yaratma sürecinde yazarın anlatıma vurduğu damgadır; anlatımı kendine ait kılma girişimidir.” Bunun da nasıl yapılacağı üzerinde ayrıntılı olarak duruyor. Şartlardan bahsediyor. Şöyle ki; seçme-sıralama-önem belirlemesi vb. Kurgunun yeni resim-yeni durum oluşu, evrenin yeniden inşası oluşu. Sonra kurgu problemlerini açıyor. Tek tek açıklıyor. Örnekleyelim: yazarın okura karşı cimri tavrı, okurun inandırılması sorunu, yazarın okur muhayyilesinde ilgili yeri bulup fener tutması vb. Yine bu bölümde Aristo’nun Poetika’sında olay örgüsü üzerine söylediklerinden, ilk hikaye mantığındaki klasik serim-düğüm-çözüm bölümlemelerinden, “ilginç son” tasarımından; kısa öykü formatından sonra ise “ilginç son” tasarımından vazgeçildiğinden bahsediyor. Bu bilgiler oldukça oylumlu.

Bu eser, önceden tasarlanmış, planlanmış ve tek tek metinleri yazılmış bir kitap. Hikaye kuramı anlamındaki boşlukların doldurulması iddiası da var. Öykü kuramı çalışanlar için kaynak olacaktır. Benim açımdan çokça bilgilendirici oldu. Öykü ile ilgilenen herkese lazım. Ama gönül isterdi ki, anlatı farkı olarak hikaye-öykü ayrımına da girsin. Belki o da sonraki bir kitap olacaktır.

Modern Öykü Kuramı

Necip Tosun

Hece Yayınları

3. Baskı

360 s.

Ethem Erdoğan - 21.10.2020

,

2465

Ethem Erdoğan Hakkında

Ethem Erdoğan

Kütahya doğumlu. 1995 yılında Alkım edebiyat dergisini bir grup arkadaşıyla beraber çıkardı. Yazı ve şiirlerini Alkım, Kırağı, İpek Dili, Edebiyat Ortamı, Hece ve Yediiklim edebiyat dergilerinde yayınladı.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin