Modernist Düşüncenin Şekillenişi /Dihlevi Değerlendirmesi

Modernist Düşüncenin Şekillenişi /Dihlevi Değerlendirmesi

Modernist Düşüncenin Şekillenişi /Dihlevi Değerlendirmesi

11.05.2016 - Ferhat Özbadem
Modernist Düşüncenin Şekillenişi /Dihlevi Değerlendirmesi

Hollandalı şarkiyatçı J. M. S. Baljon’un kaleme aldığı eser Şah Veliyullah Dihlevi’nin fikirleri ve eserlerini merkeze alarak modernist düşünce üzerine yaptığı analizleri ihtiva etmektedir. Müellif bir doğu bilimci olarak Şah Veliyullah Dihlevi’nin görüşlerini bir anlamda şerh etmektedir. Baljon ve Dihlevi üzerine araştırmalar yapan birçok düşünüre göre Dihlevi modernist İslam düşüncesinin kurucusu sayılmaktadır. Bu tespit biraz iddialı olmak ile birlikte modernist İslam düşüncesinin ilk ışıklarını yansıtmıştır ya da ilk tohumlarını atmıştır denilebilir.

“Hollandalı Protestan bir misyonerin oğlu olarak 18 Temmuz1919 yılında Cava’da doğan Baljon, Utrecht Üniversitesi’nde teoloji, Arapça ve Sanskritçe eğitimi görmüş, ardından da Londra’da Urdu dilini öğrenmiştir. Doktora tezini SeyyidAhmed Han üzerine yapan Baljon’un akademik ilgi alanını Hint alt kıtası İslam düşüncesi teşkil etmekteydi. Ancak Leiden Üniversitesi’ne İslam araştırmaları profesörü olarak atandığı 1972 yılından vefat ettiği 2001 yılına kadar neredeyse bütün çalışmalarının Dihlevi’nin düşüncesine yönelik olduğunu söylemek mümkündür. “ (Divan ilmi araştırmalar dergisi, Özgür Kavak)

Hint alt kıtasının 18. Yüzyıl âlimlerinden biri olan Şah Veliyullah Dihlevi Anadolu’da daha çok Hüccetul Baliğası (İslam düşünce rehberi adı ile Yeni şafak gazetesi tarafından basılmıştır) ile tanınır. Dihlevi, İslam dünyasında Kur’an’ı tam olarak ilk tercüme eden kişidir. Yapmış olduğu bu Kur’an tercümesinden dolayı dönemin ham kaba softaları tarafından tekfir edilmiş hatta dönemin din baronları tarafından suikast düzenlenmiş fakat suikasttan zarar görmeden kurtulmuştur.

Dihlevi, fikri ve düşünsel olarak durduğu yer itibari ile nevi şahsına münhasır biri olarak tanımlanabilir. Bir taraftan geleneğin bir kısım görüşlerini benimserken bunun yanında bir talebesinin İbn Teymiyye’nin görüşlerine reddiye yazmak için müsaade istemesi üzerine İbn Teymiyye’nin kendisi için bir kısım tasavvuf önderleri gibi değerli veli bir insan olduğunu beyan ederek bu isteğine müsaade etmemesi bazı konularda mutezile ekolü görüşlerini sahiplenmesi yönü ile nevi şahsına münhasır biridir.

Modernist düşüncenin şekillenişi adlı eserde müellif Baljon, Dihlevi’yi müceddid olarak sıfatlandırmakta. Her yüzyılda bir gelen dinde tecdid ve yenilenme yapan kişi anlamında müceddid sıfatının Dihlevi için kullanılması müellifin Dihlevi’ye hayranlığını ortaya koymaktadır. Müellifin Dihlevi hayranlığının diğer bir göstergesi de hayatının son on beş senesini Dihlevi’nin fikir ve düşüncelerini analiz etmeye vermesidir.

Dihlevi, kendi döneminde dindeki yanlış anlayışların ve sosyal hayattaki din anlayışında olan sakatlıkların sebebi olarak Aristocu mantığın etkisi altındaki dini anlayışın etkisi, bilgisiz sufilerin din anlayışının etkisi ve aşırı bireyselcilik olarak görmektedir. İlk dönemde fikir ve düşüncelerini bu yanlış anlayışların etkisini kırmak üzerine bina etmiştir. Bu durumda Dihlevi’nin İbnRüşd ekolüne, bidatçı sufi anlayışa ve bireyselciliğe karşı olduğunu anlıyoruz.

Manevi olarak belli bir ilahi lütfa mazhar olduğunu bir rüya üzerinden anlatan Dihlevi bu yönü ile sufi geleneğin izlerini belirgin bir şekilde taşıdığını göstermektedir. İslam’ın sadece madde ve zahir yönü ile değil manevi ve mana yönü ile de ilgilendiğini bu konuda gerek babasından gördüğü bir kısım kerametleri gerekse kendi rüyasını ortaya koyması bunun göstergesidir. Sufi meşrep biri olan Dihlevi’nin bu yönü daha çok aile ve sosyal çevresinin etkisi ile oluşmuş bir durumdur.

Âlemi misal, haziretulkuds, meleklerin çeşitleri ve tecelliyat gibi olgular konusunda tamamen gelenek ve sufi anlayışın yaklaşımlarını sergileyen Dihlevi’nin özellikle tecelliyat ile ilgili görüşlerinde İbn Arabi etkisi kendisini göstermektedir. Dihlevi’nin enteresan görüşlerinden biri de İbn Arabi’nin vahdeti vücut felsefesi ile İmam Rabbani olarak nam bulmuş olan zatın vahdeti şuhud felsefesinin bağdaşabileceği görüşüne sahip olmasıdır. Eserde gerekçeler ayrıntılı şekilde verilmektedir.

İslam düşünce tarihinde psikoloji ile ilgilenen nadir zatlardan biridir Dihlevi. Mistik psikoloji olarak tanımlanabilecek bir psikoloji alanı olarak ruh ile ilgili konuları daha çok sufi yaklaşım ile ele alan Dihlevi tasavvuf literatüründeki birçok konuyu ve kavramı bu anlayış ile izah etmiştir.

Tasavvufa yatkınlığı ve sufi meşrep olmasını hemen hemen bütün eserlerinde belli eden Dihlevi kendi döneminde Hint alt kıtasında yer alan tarikatlardan da övgü ile bahsetmektedir. Bu yönü ile bakıldığında modernist anlayışın etkisindeki şahsiyetlerin Dihlevi’yi bu kadar sahipleniyor olması bir açıdan paradokstur. Farklı ve orijinal bir kısım fikirleri olan, kendi döneminde İslam düşüncesine büyük katkı sağlamış biri olmak ile birlikte günümüz modernistlerinin her yönü ile red ettiği tasavvuf ekolünün kendi dönemindeki temsilcilerinden biri olan Dihlevi’ye üstat muamelesi göstermeleri en kibar deyimi ile çelişkidir. Mesela bugün modernist olduğunu ifade eden düşünürlere sormak gerekiyor. Rüya dinin delili olması yönü ile bağlayıcı mıdır? Alacağımız cevap kesinlikle değildir olacaktır. Diğer taraftan Dihlevi birçok konuda gördüğü rüyalar ile dini konuları izah etmektedir. Dihlevi için rüya çok önemli bir yerde durmaktadır. Misal olarak İmamiye şiasının imamların masumluğu savunusunu Resulullah’a rüyada sorduğunu ve Resulullah’ın onların bu konuda yanıldıklarını söylediğini ifade etmektedir. Birilerinin bu durumu izah etmesi gerekiyor. Ayrıca Dihlevi’nin düşünce dünyasının temellerini hadisler oluşturur. Modernist düşünce sahiplerinin bu açıdan durdukları yeri bir daha gözden geçirmeleri gerekiyor.

Dihlevi Kur’an’da neshin olduğuna inanır. Kabirlerin ziyaret edilip, ölülerin arkasında Kur’an okunabileceğini savunur. Muska ve efsun konularında net değildir. Bütün bu görüşleri ile birlikte velilerin kabirleri ile ilgili olarak tıpkı İbn Teymiyye gibi düşünmektedir. Günümüz modernist düşünürlerin Dihlevi konusunda bir daha düşünmeleri gerekmektedir. Dihlevi’nin savunduğu görüşlerin doğruluğu ya da yanlışlığından ziyade modernist düşüncenin kurucusu olduğu kabulü zorlama bir yorum olarak durmaktadır.

Eser, Dihlevi’nin fikir ve görüşleri ile ilgili bilgi sahibi olmak için istifade edilebilecek bir çalışma. Müellifin bir oryantalist olduğu gereceği göz önünde bulundurulmalıdır. Ayrıca müellifin bir Dihlevi hayranı olduğu gerçeği unutulmamalıdır.

İslam düşüncesi günümüzde içinde bulunduğu durağanlık ve tektipçilikten ancak düşüncenin İslamileştirilmesi projesi ile düşüncenin okullaştırılması projelerini uygulamak ve geliştirmek sureti ile kurtulabilir. İslam düşüncesi yeniden şekillenecekse her anlamda red edici yaklaşımdan sentezleme yaklaşımına geçmesi gerekir. Bütün ekollerin doğrularının alınıp yanlışlarının atılması sureti ile yeni bir düşünce güncellemesi yapılabilir.

Modernist düşüncenin şekillenişi

J.M.S Baljon

Çeviri: İsmail Çalışkan

Ankara Okulu yayınları

Ferhat Özbadem - 11.05.2016

,

1200

Ferhat Özbadem Hakkında

Ferhat Özbadem

1979 yılında Adıyaman?da dünyaya geldi. İlk, orta ve lise öğrenimini Adıyaman'da bitirdi. Gül Eğitim Yardımlaşma Dayanışma İlmi Araştırmalar ve İnsan Hakları Derneği kurucu üyesidir. Özgün İrade, Vuslat, AbıHayat ve Yolcu dergisinde şiir ve makaleleri yayınlanan yazar evli üç çocuk babasıdır.

zeynepder.org, haberdurus.com, gulder.info, dunyabizim.com, kitaphaber.com.tr web sayfalarında belli periyotlar ile yazı yazmaktadır.

Yayınlanmış Eserleri:

  • Ebrulim
  • Kur'an'ın Gölgesinde Hz. Muhammed
  • Cennetin Yolu
  • Kur'an'ı Nasıl Okumalı
  • 40 Esas 40 Düstur
Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin