Modernizmin İslam Dünyasına Girişi - Muhammed Hüseyin, Düşünce, Misafir Köşesi

Modernizmin İslam Dünyasına Girişi - Muhammed Hüseyin yazısını ve Misafir Köşesi yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden okuyabilir

Modernizmin İslam Dünyasına Girişi - Muhammed Hüseyin

12.07.2011 19:32 - Misafir Köşesi
Modernizmin İslam Dünyasına Girişi - Muhammed Hüseyin

Amine Özden, Kitaphaber için kaleme aldı.

Modern düşüncenin İslami (!) hayatlarımızın bir parçası olduğu günümüz dünyasında hatanın nereden başladığını ya da ne ölçüde ve neden hata olduğunu sorgulamak üzere kaleme alınmış bir eser…

Kitap, modernleşme sürecinin Osmanlı Devleti’nde adım adım yerleşmesinden başlayarak, bu süreci başlatan isimleri, sürecin özelde Arap dünyası genelde İslam alemi üzerindeki etkilerini ele alarak tamamlanıyor.

Müellif, kitabın başında modernizmin ne olduğu, toplumlar üzerindeki etkilerini anlatırken Müslümanların nasıl bir yeniliğe açık olduğunu sorguluyor ve şunu söylüyor: “Müslümanların hataları bünyelerine uygun olmayan uygulamaları kör kütük kabullenmeleri oldu.”

Süreç II. Mahmud’un ve sonrasında da oğlunun çabaları ile başlıyor. Aslında ilk hedef askeri anlamda bir yenilik olsa da ilerleyen süreç batıyı siyasi anlamda da etkin kılmıştır. Ve sonuçta batı tarzı bakış açısına sahip taklitçi bir toplum… Bu sürecin zeminini hazırlayanlar, Batının özgürlük anlayışını destekleyen ve sınırsız kabul edilmesini savunan bir numaralı isimler Hayreddin ve Tahtavi’dir. Onların batıya vurulmalarının sebebi batının akılcı davranmaları olmuştu. Bu meyanda batının aile anlayışı ve kadına bakış açısı en çok gündeme getirdikleri ve övgüyle söz ettikleri konulardan olmuştur.

Bu şekilde batılılaşma hareketi üzerinde etkin olan isimlerden söz edilirken yazar, Tahtavi’nin ve Hayreddin’in bu anlamda bir numaralı isimler olduğunu ifade ederek daha sonraki vakitlerde bu hareketi laik İslam anlayışı şeklinde piyasaya süren isimleri de Cemaleddin Afgani ve Muhammed Abduh olarak belirtmiştir. Batılılaşma alanındaki rollerinin de yanı sıra kendilerine göre bir din algısı geliştirdikleri, Muhammed Abduh ve diğer bazı arkadaşlar gibi Cemaleddin Afgani’nin öğrencisi olanların onu şeyhleri mesabesinde görüp olmaması gereken şekillerde sınırsız ve şirk içeren bir itaatte bulunmalarından söz edilmektedir.

Bu konuda şaşkınlığımızı ifade etmek isteriz. Zira İslam’ın çok değerli ve haklarında övgüyle söz edilen, üstelik tercümanın da bölümün sonunda belirttiği gibi Mehmed Akif gibi hararetli savunucuları olan bu iki şahsiyet üzerinden gayet yıkıcı ve objektif olmayan bir eleştiriye gidilmiş olmasının getirebileceği hiçbir sonuç yoktur.

Kitabın devamında ele almak istediği bazı konuları müsteşriklerin araştırmaları ve kitapları üzerinden alıntılar yaparak paylaşan yazar, batının bir bütün halinde yaşayan İslam toplumuna milliyetçilik algısını yerleştirmesinden başlayarak, sürecin zeminini nasıl hazırladığına kadar bir dizi soruya cevap arıyor.

Aslı itibarı ile İslam hayatın içinden, hayatla bütünleşmiş bir dindir. Dolayısıyla modern kavramlardan etkilenebilecek bir yapıya sahip değildir aslında. Ancak bugün İslam’ın bu hale gelmesinin nedenlerinden olarak günümüz Müslümanlarının İslam’ı hayatlarının neresine koyduklarına bakmamız yeterli olacaktır. Zira batının İslam üzerinde gerçekleştirmek istediği oyun İslam’ı ya cami içine hapsedip hayattan soyutlamak ya da İslam’ın batılı değerlerle bütünleşmiş bir din algısına dönüşmesi…

Bunun belki de en kolay yöntemlerinden biri de evrenselliği hayat tarzına dönüştürmektir. Evrenselliği hayat tarzına dönüştürmek demek sünetullaha ters düşmek ve farklılıkları geri itmektir. Bu anlamda evrensellik üzerine kaleme alınmış olan bir takım tespitler de konuya daha iyi vakıf olabilme açısından değerlidir.

Kitabın devamında ümmet bilinci şuuruna sahip İslam dünyasında Türk Müslümanlığı, Arap Müslümanlığı gibi olmadık kavramların hayat geçmesinde etkin olan milliyetçilik kavramı ve devamında da Arap milliyetçiliğinin ne demek olduğu üzerinde duruluyor.

Yazar, Firavun döneminin edebiyatını incelemek, her Arap halkının kendi halk dilini konuşması gibi bazı milliyetçi fikirlerin karşısında Arap edebiyatının asla Kuran olmadan var olamayacağı, zaten Araplığın da İslam ile tanındığını dillendiren bir takım görüşler ortaya koyuyor. Bu anlamda Arap milliyetçiliğine dair geliştirmiş olduğu bakış açısı bize göre daha farklı bir milliyetçilik algısını oluşturmuş olmakla birlikte yine de tartışmaya açık olduğunu düşünüyoruz.

Eser, özellikle modernizmin ne denli etkiler yarattığını ve İslam dünyasında ne derecede büyük gedikler açtığını ortaya koyma anlamında kıymetli bir yere sahip… Modern düşünce algısı karşısında zihinlerimizde yapıcı bir eleştiri getirip çözüm sunmadığımız sürece hiçbir faydası olmayacak olan tepkilerimizin anlam bulması için öncelikle düşmanı tanımak ve sorunu bilmek gerekir. Bu anlamda genel bir bakış açısını geliştirebilmesi için bir giriş kitabı mesabesinde okunması gerekli kitaplardan…

Modernizmin İslam Dünyasına Girişi
Muhammed Hüseyin
İnsan Yayınları


Yazar: Misafir Köşesi - Yayın Tarihi: 12.07.2011 19:32 - Güncelleme Tarihi: 19.11.2021 07:09

,

4184

Misafir Köşesi Hakkında

Misafir Köşesi

Kitaphaber ailesine misafir olmuş konuk yazarların yazılarını bu profilde bulabilirsiniz.

Misafir Köşesi ismine kayıtlı 620 yazı bulunmaktadır.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin