Müfredat Dışı Bir Roman Üzerine Söyleşi

Müfredat Dışı Bir Roman Üzerine Söyleşi

Müfredat Dışı Bir Roman Üzerine Söyleşi

07.04.2021 - Serkan Parlak
Müfredat Dışı Bir Roman Üzerine Söyleşi

Mehmet Ali Karga ile Seyyah Kitap tarafından yayımlanan ilk romanı Ahir hakkında görüştük.

Mehmet Ali Bey, ilk romanınız Ahir’le edebiyatın günümüzde merkez türü romana iyi bir başlangıç yaptınız, öncelikle okurlarınıza kendinizi nasıl tanıtırsınız?

Öncelikle teşekkür ediyorum. Ahir; yazım süreci üç yıl süren, içeriğinin oluşması ve şekillenmesi ise uzun süreli eğitim hayatım boyunca devam eden bir eser diyebilirim. İlk gençliğimden itibaren din, felsefe ve bilim üzerine okumalar yapmayı seven biri olarak sosyoloji yüksek lisansımın tezinde de azınlık dinleri üzerine çalıştım. Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde de Dinler Tarihi doktora eğitimi aldım. İlk dönem İslam tarihi, ilk dönem Yahudilik ve Hıristiyanlık özel ilgi alanlarım. Ahir’in de böylesi bir tema üzerine şekillenmesi aslında kafamdaki soru işaretlerini okurla paylaşmak üzerine bir deneyim. Şu an bir kültür-sanat kanalında sinema içerikleri sorumlusu ve yapımcı olarak görev yapmaktayım. Ancak yirmi yıllık iş geçmişimin yarısı yayıncılık sektöründe, kitaplarla iç içe geçti. Ayrıca bir eş ve dünya tatlısı bir kızın babasıyım.

Romanınız zaman anlamında iki kanaldan, geçmiş ve günümüz üzerinden akıyor. Kişiler de bu bağlamda dönemlere uygun olarak seçilmiş. Romanınızın kurgusuna nasıl çalıştınız ve tabi ki merkez karakterlerin özelliklerini -özellikle Kenan’ın- bir de sizden dinleyelim.

Ahir, sizin de belirttiğiniz gibi iki koldan ilerleyen bir yapıya sahip. Birinci kısım; İslam Peygamberi Hz. Muhammed’in vefatından çok kısa bir süre sonra başlayan ve yüzyıllar süren çalkantılı dönemi yansıtırken; gelecekte geçen kısım ise dünyanın sonunun yaşandığı bir dönemi anlatıyor. Romanımda tarihsel anlamda kronolojik olaylar silsilesini takip etmeye çalıştım. Kurguyu oluştururken başta ilk dönem İslam tarihi eserlerini tekrar okudum. İbn-i İshak, Taberi dâhil. Siyerler, dört halife dönemi, Ehlibeyt dönemini anlatan eserleri ve tabi ki kutsal metinleri tekrar tekrar taradım. Karşılaştırmalı dinler tarihi kitapları bana çok yardımcı oldu, tabi ki Ali Şeriati ve Eliade’nin eserlerini de unutmamak lazım.

Romanımın başkarakterlerinden Kenan, ülkenin en popüler gazetelerinden birinde çalışan usta bir gazeteci. İşinin ehli olmanın yanında kendini dini konularda da geliştirmiş ancak nihayetinde inanç konusunda kafasındaki ikilemlere ve açmazlara mantıklı cevaplar bulamadığından agnostik olmuş. Eşini kaybetmesini de “adaletsizlik” olarak yorumlayan ve biraz agresifleşen bir karakter. Su (Sukeyna) ise, zamanında NASA’da görevler üstlenmiş, ülkenin yetiştirdiği en önemli astrofizikçilerden biri. Bütün dünyada kıyamet söylentileri yayılırken, Dünya’da gerçekleşen olağanüstü durumlar dışında uzayla ilgili fenomenleri de araştıran bir bilim insanı. Mustafa da Su ile birlikte büyüyen, bir başka bilim insanı. Bu üç insanın kaderi bir yerde kesişiyor tabi ki. Bunların dışında bazı karakterler de sürprizlere neden olacak türde.

Romanınızda İslamî açıdan oldukça tartışmalı olan konuları ele almışsını Bu konulara nasıl çalıştınız, nasıl bir araştırma süreciniz oldu, klasik İslam anlayışı ve inancına sahip okurlarınızdan nasıl geri dönüşler aldınız?

Aslında sadece İslam dini açısından değil, öteki semavi dinler açısından da tartışmalı konulara değinmeye çalıştım. Okurlar Ahir’de, İslam teolojisinin meseleleri olan; Ehlibeyt döneminde yaşanan mezalim, “Mekke Kuşatması”, “Harre Çocukları”, Vahhabiliğin doğuşu, Kerbela olayı, savaşlar ve isyanlar gibi oldukça problemli alanların yanı sıra Kristolojinin ve Yahudi kutsal metinlerinin meseleleri olan Mesih, Şiloh, enkarnasyon ve Armageddon Savaşı gibi kavram ve olaylara da rastlayacak. Bunların birçoğu okuyucuyu şaşırtabilir. Din ağırlıklı bir tedrisattan geçmeme rağmen ben dahi doktora hocalarımdan hâlâ bilmediğim konuları ve doğru bildiğim yanlışları şaşkınlıkla öğrendim.

Geçmiş dönemde geçen bölümlerdeki karakterlerin çoğu gerçek kişiler ancak romanda hemen hemen tamamının mahlasını kullandım. Ayrıca mekânları ve şehirleri de o dönemdeki isimleriyle zikretmeyi tercih ettim. Söz konusu meselelere hâkim olan okuyucularım zaten tarihi kaynaklara dayanarak yaptığım yorumlara herhangi bir itiraz getirmiş değil. Ancak döneme yalnızca müfredat bilgilerinin kadrajından bakan okuyucuların tepkisel yaklaşımı olabiliyor. Elbette ki onları da anlayışla karşılamak lazım. Maalesef bazı insanlar, bir konuyu etraflıca öğrenmek için karşılaştırmalı okuma yapmaları gerektiğinin bilincinde değiller.

Romanınızın sonunda kıyametten kurtulan gemiyi Amerikalılara ait olacak şekilde kurgulamışsını Bunu günümüzde dünyanın genel durumuyla ilgili olabildiğince gerçekçi kalmak istediğiniz için mi yaptınız, temel yaklaşımınız neydi bu konuda?

Sanırım burada bir yanlış anlaşılma var. Terrapist projesinin NASA ve ESA ortaklığında gerçekleştirildiğini belirtiyorum kitapta. Ancak spesifik olarak kurtuluş gemisinin bir Amerikan gemisi olduğunu söylemiyorum. Geminin kaptanlarından Alan Shepard’ın isminden yola çıkılarak böyle bir kanıya varıldıysa, onun da milliyeti ile ilgili bir ibare yok romanımda. Zira Amerikalı, İngiliz, İskoç, Avusturalyalı veya Kanadalı da olabilir.

Romanınızda marka ve model isimlerini neden detaylı biçimde kullandınız?

Aslında Ahir’in geçmişle ilgili bölümlerinde, Tevrat dili diye de tabir edilen, kutsal metinlerin yazım diline benzer bir dil oluşturmaya çalıştım. Bunda ne kadar başarılı olduğumun takdiri okurda elbette. Marka isimlerinin kullanımı meselesine gelince, bu da aslında polisiye-macera türündeki romanlarda son dönemde yaygın şekilde kullanılan bir yöntem. Romanımın, günümüzden birkaç yıl sonrasında geçen kısmında bu tarzı benimsedim. Okurların romanda kendinden bir şeyler bulabilmesi ve hikâyeyi biraz daha gerçekçi kılması adına bu yöntemin kullanıldığını ve aşırıya kaçmadığı sürece de metne renk katan bir unsur olduğunu düşünüyorum.

Mehmet Ali Bey, salgın dönemi nasıl geçti, neler okudunuz?

Bu dönem herkesi olduğu gibi beni de etkiledi. Salgın döneminde ağırlıklı olarak evden çalışmak durumunda kaldım. Yoğun çalışmama rağmen bol okuma yapma fırsatını da iyi değerlendirdim diyebilirim. Bu süreçte özel ilgi alanım olan din, felsefe, bilim ve tarih üzerine okumalar yaptım. Zafer Duygu Hoca’nın son iki eserini; Filistinli Wadah Khanfar’ın, Hz.Peygamber’in hayatına siyasi açıdan baktığı “İlk Bahar” kitabını ve James Adam’ın “Antik Yunan’ın Din Öğretmenleri” eserini okudum. Ayrıca ülkemizin en önemli astrofizikçilerinden Selçuk Topal Hoca’nın şahane bir eseri yayınlandı bu dönemde. İsmi “Kaostan Kozmosa”, büyük keyifle okudum diyebilirim. Roma İmparatorluğu dönemini anlatan “SPQR-Antik Roma Tarihi”, “Kutsal Roma İmparatorluğu” kitaplarını da eklemem lazım. Bu tarz okumaları yaparken klasik ve güncel edebiyat eserlerini de takip etmeye çalıştım. Mesela günümüzün en önemli yazar ve düşünürlerinden Amin Maalouf’un son romanı “Empedokles’in Dostları” gerçekten beni şaşırtmayı başardı.

Masanızda neler var, önümüzdeki günlerde neler okuyabiliriz kalemizden?

Salgın döneminde zor günler geçiren bütün insanlara sağlık ve refah diliyorum. Şükür ki ben ve ailem herhangi tehlikeli bir durum yaşamadık. Hatta bu dönemde kızım Felisya dünyaya geldi, zor günleri biraz daha katlanılabilir kıldı diyebilirim. Zamanımın büyük çoğunluğunu kızıma ayırmaya çalıştığım bu bir yılı aşkın zaman dilimine, Kültür Bakanlığı’ndan da yazım desteği alan, Jules Verne uyarlaması bir senaryo ve sinema içerikli bir kitap sığdırdım. Önümüzdeki birkaç ay içinde bu sinema kitabımın yayınlanacağını söyleyebilirim. Ayrıca, yaklaşık bir yıl önce başladığım ve merkezinde babaannemin yer aldığı, onun yaşamının üzerine kurguladığım, yarı fantastik bir romanı yazmayı sürdürüyorum. Son olarak, ilk dönem Hıristiyanlık tarihi, Havariler ve Pavlus dönemini de kapsayacak bir romanın ön okumalarını yapıyorum, taslağını oluşturmaya devam ediyorum

Serkan Parlak - 07.04.2021

,

625

Serkan Parlak Hakkında

Serkan Parlak

1975 yılında Bilecik'te doğdu. Ankara Üniversitesi D.T.C.F. Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdi. MEB'de öğretmen olarak çalışıyor. İstanbul'da yaşıyor.

Çeşitli türde yazıları Notos Öykü, Radikal Kitap, Futbol Extra, Edebiyat Otağı ve Kırmızı-Beyaz-Siyah'ta (Samsunspor Kitabı, İletişim Yayınları) yayınlandı.

Derlediği "Başka Semtin Öyküleri" adlı öykü kitabı Bilgi Üniversitesi Gençlik Çalışmaları Birimi tarafından, ilk romanı "Ormanın Kıyısı" ise Roza Yayınları tarafından yayınlandı.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin