Muhammedi Şuur ve Ahlak

Muhammedi Şuur ve Ahlak

Muhammedi Şuur ve Ahlak

27.07.2016 - Esra Şen
Muhammedi Şuur ve Ahlak

Ahmet Turgut daha evvel özellikle Kerbela’yı konu alan eserleri ile öne çıkmış, kitap yazmanın dışında Senaristlik ve Yönetmenlik de yaptığını bildiğimiz çok yönlü bir yazar.

Bahsetmek istediğimiz kitabı “Muhammedi Şuur ve Ahlak” ilk baskısını 2015’in Ekim ayında yaptı. Ön başlığı ile “Akleden Kalplere” seslenen kitap, yazarının tanımıyla “ne bir siyer ne de bir menkıbeler kataloğu” esasen onun Rasulullah (sav)’i yad etmek, anlamaya çalışmak ve anlamlarıyla hayatımıza taşıyabilmek gibi bir hedefi var.

Kırk ayrı denemeden oluşan kitapta her bir denemenin ulaştığı nihai nokta Allah Rasulü (sav)’i anlama gayreti oluyor. Yazar O’nu tanıma çabasında çok bilinenden az bilinene veya zahirden batına doğru ilerleyen bir yol tercih etmiş. Bu sebeple Hilye-i Nebi’den bahsettiği bir girişin ardından gitgide mana denizine daldığınız bir anlatımla sizi sürüklüyor.

Kitapta yer yer daha evvel belki çok kez okuduğunuz bir Ayet-i Kerime veya Hadis-i Şerif üzerine farklı “okumalar” yapıldığına şahit oluyorsunuz. Öyle ki bu okumalar Kainatı okuma gayretinde bir yazarın “hakikat” okuyuşları olarak zihninizde pencereler açabiliyor.

Kimi denemeler ise Kur’an’ı Kerim’den olduğu kadar Tevrat ve İncil’den hatta zamanla evrilip putperest inanışlara dönüştüğüne inanılan akidelerin ana kaynaklarından yapılan alıntılar ve çıkarılan analizlerle oldukça ilginç veriler sunuyor. Örneğin “İnsanlık Hz. Peygamber’i Tanımaya Nasıl Başladı?” başlıklı bölümde Allah Rasulü (sav)’in “O evvelkilerin de yazılarında vardı” (Şuara-196) ayeti ışığında insanlığa bildirilmesi konu alınmış. İncil’de Ahmed, Tevrat’ta Ahyed, Zebur’da İklik olarak anıldığını Kur’an’ı Kerim’den ve Hadis’i Şerif’lerden biliyoruz, fakat bugünün tahrif olmuş Tevrat ve İncil’inde dahi bulunan bazı atıflar olduğunu öne süren yazar, konu hakkındaki araştırmalarından sistematik bir biçimde bahsediyor.

Kitabı özel kılan en önemli şeyi söylemek gerekirse, hem çok fazla bilgi aktarımı yaparak, hem de bolca maneviyata dokunarak sizi düşünmeye yönlendirmesi. Hem aklınızla, hem kalbinizle düşünmeniz için önünüze uzunca bir yol açması. Sanırım yazarının “Akleden Kalp” vurgusu biraz da buradan amacına ulaşıyor.

Kitabı neden farklı bulduğumu uzunca anlatmak yerine kitaptan bir hakikat okuyuşu ile sizleri baş başa bırakacağım…

Yazar, artık sözün nihayete yaklaştığı son bölümlerde alternatif bir tarih okuması olarak, “Özneler üzerinden değil, Nesneler üzerinden” bir okuma yapıyor.

İşte bu okuma Muhammedi Şuur ve Ahlak eserinin zirvesi diyebiliriz.

Bölümdeki ilk örneği “Kıssaların en güzeli” Hz. Yusuf'un kıssası. Kıssayı 3 gömlek üzerinden okuyor yazar, Kanlı Gömlek, Yırtılan Gömlek, Gönderilen gömlek. Her bir gömlekle ilgili muazzam tespitler var.

Örneğin Yırtılan Gömleğin hikayesinde bahsi geçen Hz. Yusuf ve Aziz'in karısı hadisesinde Kadının kendisini aklamak için Hz. Yusuf'u şehrin kadınlarının karşısına çıkarmasıyla alakalı yazar şöyle diyor:

“Yusufun kardeşleri Hasetliği işaret ederken, güzelliği kendi zimmetine almak isteyen Züleyha İhtirası sembolize eder. Ayrıca Züleyha'nın amacı Yusuf'un ne kadar güzel olduğunu diğer kadınlara ıspatlamak değil, Yusuf'u neden arzuladığını gösterebilmektir. Neticede sevdiğini yüceltmek yerine kendi nefsini allayıp pullamak derdindedir.”

Yazar Yusuf (as) kıssası ardından şu soruyu soruyor: “Peki Efendimizin (sav) hayatında böylesi tekrarlanan Muhammedî bir obje biliyor muyuz?”

Siyer-i Nebi ve Kur'an'ı Kerim şahittir.O Nebevi Obje “Hırka/Aba"dır.

Allah Rasûlü'nün Hırkalarından bahsetmeden evvel “Kıyafet"e dair Hz. Âdem'den bu yana gelen Nebevi vurgulara değiniliyor.
Malumunuz Hz. Adem ve Eşi henüz ilk imtihanlarında "Elbisesiz kalmışlar” ve hemen kendilerini cennet yaprakları ile örtmeye çalışmışlardır. Yazar tam da burada onları elbisesiz bırakan vesvesesiyle onları kandıran Şeytan'dan/İblis'ten bahsediyor. (Etimolojik olarak İblis sözcüğü elbise anlamındaki “libas” ile kökteştir, İblis bu manada Türkçeye “Elbiseci” olarak çevrilebilir.) Şeytan “Öteki elbisenin pazarlayıcısıdır” bu yüzden insana üzerindeki Rahmani elbiseyi çıkarttırmaya çalışır.

İnsanın bu Rahmani elbiseyi arama silsilesinde sıradaki peygamber Hz İdris'tir. Biz Hz. İdris'in Terzilerin Piri olduğunu bilmekteyiz. Bir sonraki isim ise Hz. İbrahim'dir bu manada onunla da “Takva Elbisesi"ne değinilir…
Nihayetinde konu Muhammedi Hırkalara gelir…

Konu ile alakalı Allah Rasulü'nün hayatında 5 tane "Hırka” örneği verilir, bunlar henüz 36 yaşlarındayken Hacer'ül Esved'in yerine yerleştirilmesinde kullanılan hırkası ile başlar, Veysel Karani'ye gönderilen hırkası ile son bulur…

Salat ve Selam Efendimiz’e ve O’nun aline/ailesine ve ashabına olsun.

İstifadeli okumalar dilerim.

Muhammedi Şuur ve Ahlak

Ahmet Turgut

Kapı Yayınları

Esra Şen - 27.07.2016

,

1375

Esra Şen Hakkında

Esra Şen

Sosyoloji öğrencisi. Hılfu'l-fudul'da eğitmen. Osmanlı ve Cumhuriyet Târihi derslerine giriyor. 1988 doğumlu.

Yorumlar
  • Mustafa 2016.09.17 01:33

    Sıkmayan, yormayan ve açıklamalı bir tanıtım olmuş. Güzel de olmuş bu arada. Son bölümde aktardıklarınız eseri daha bir merak etmemi sağladı. Teşekkür ederiz bizi böyle bir eser ile tanıştırdığınız için...

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin