Mushaflar ve Bombalar - Ahmet Pakalın

Mushaflar ve Bombalar - Ahmet Pakalın

Mushaflar ve Bombalar - Ahmet Pakalın

07.09.2011 - Büşra Nur Karaarslan
Mushaflar ve Bombalar - Ahmet Pakalın
80lerde Türkiye’de sağ sol davaları hüküm sürerken; alt kattaki komşumuz Suriye’de de sular süt liman değildi. "Sizin daha ana rahmine düşmediğiniz o yıllar, zor yıllardı" der sürekli babam. Sokağa çıkma yasakları, kaybolan gençler, yitirilen inançlar, ölümler, duvarları yumruklayışları babaların, geride bırakılan gözü yaşlı anneler ve en acı türküyü söyleyen yedi kral! Tek bir emir: ateş! Bir taşla iki kuş! Suriye ve Türkiye... Görünüşleri farklı hikâyelerin aslında tıpatıp aynı olan figüranları. Şahin yuvalarını basan kargalar, sonu gelmeyen kavgalar. 80lerde hayat hiç kolay değildi, hiç!

Hafız Esad diktası, Baas rejimi, adını sanını duymadığımız entrikalar, dönen dolaplar, siyaset ve politika saçmalıkları. Tarihin tekerrürden ibaret olduğu aşikâr gerçeğini de göz önünde bulundurursak komşu evlerde suların fokur fokur kaynadığı şu dönemde biz gençlerin yapması gereken ilk şey sanırım 30 yıl öncesinden başlayarak tarihimizi ve yakın devletlerin tarihlerini süzgeçten geçirmek olsa gerek.

Mushaflar ve Bombalar, 1982 Esad Suriyesi’nde uygulanan baskıcı rejime direnen bir grup gencin kahramanlık öyküsü. Bir roman. Roman demeye bin şahit isteyen cinsten. Hayır, roman değil düpedüz gerçek! Kitabı Hama şehitlerine ithaf eden merhum Pakalın, elinden geldiğince objektiflik sınırları içinde kalmaya çalışmış romanda. Lakin zulmün kol gezdiği böyle sıcak bir hadisede objektif bakış açısı İslam’ın şiarını bozacağından ve “zulme sessiz kalan dilsiz şeytandır” sözünden hareketle yeri geldiğinde ağzına geleni söylemekten de geri durmamış. Fotoğraf makinesinin objektifini birkaç gence odaklayan yazar, gençlerin birbiri ile bağlantılı yaşam hikâyeleri arkasından gizlice Suriye’yi yansıtıyor biz sessizlikten başka elinden sadece dua etmek gelen gençlere.

Hain büyükelçi Alexei ve sonraları hidayete eren karısı Maria (Meryem), önceleri iktidar yanlısı olup sonraları İslam’la şereflenen cesur casus Melek, kahraman şehit Abdülhamid, küçücük yaşıyla ve gözündeki yaşlarıyla koca bir darphaneyi yok eden Müfid, kızını gözleri önünde namusundan etmeye çalışan kumandana yine de eyvallah etmeyen Şeyh Mahmud, kızı Hacer, damadı Hümam, lise yaşlarındaki direnişçi Safâ, kardeşi Abdülhamid’i ve ailesini hiçe sayan Azam, genç mücahitler Raşid, Seyfullah, Mesud, Yahya ve Ahmed ve Seyfeddin ve diğerleri...

Liseli gençlerin iktidarca sürüldüğü çöl zindanı. Dehşetengiz bir sahne: Elinde kızgın demir bulunan zebellah gibi bir cellât ve bıyıkları yeni terleyen üç-beş gerçek Müslüman genç, Raşid ve diğerleri. O gençler ki, bizim gibi ezberden gerçek adını bile birçoğumuzun bilmediği Elemtera’nın aşağısını okumayan namazlarında... Takla atar gibi ibadet etmeyenlerden hani! İşte sahnenin bir kısmı:

Gardiyan elindeki kızgın çubuğu gencin sırtına vurur. Bağırarak okumaya başlar Kur’an’dan o genç:

-Ves-semâi zâti'l burûc. Vel yevmi'l-mev’ûd. Ve şâhidin ve meşhûd. Kutile eshâbi'l-uhdud...

Gardiyan sinirlenir, tekrar ateşe bandırdığı demirini gence vuracakken başka bir mücahit devam eder okumaya:

- Kutile eshâbi'l-uhdud! En-nâri zati'l-vekûd. İz hüm aleyha kuûd. Ve hüm ala ma yef’alûne bil mümine şuhûd.

Aynı olaylar ve başka bir gencin bağırışları:

-Ve ma nekamû minhum illa en yü’minû billahi'l aziz'il-hamid.

Ve diğeri:

- Ellezi lehu mülküs-semavâti ve'l-ard. Vallahu ala kulli şey’in şehîd.

Son bir gayretle:

- İnnellezine fetenu'l-müminîne ve'l müminâti summe lem yetûbû felehum azûbü cehennneme velehüm azabül harik.

Raşid’in son cümlesi:

-İnnellezine âmenu ve amilu's-salihati lehum cennâtun tecrî min tahtihe'l-enhâr. Zâlike'l-fevzü'l-kebîr.

(Buruc Suresi, 1-11*)

ZALİKEL FEVZÜL KEBİR... Ve şahadeti Raşid’in... Ve gözyaşları okuyucunun... Ve istemsiz ıslanan sayfaları kitabın...

* * *

Yine kitaptan bir ayrıntı. Direnişçi genç Abdülhamid’e âşık olan iktidar yanlısı Melek’in evlilik teklifine gencin verdiği harika cevap:
"Evet hanımefendi. İnkâr edilemeyecek kadar güzel, göz ardı edilemeyecek kadar zengin ve istikbali parlak bir hanım kızsınız. Sizinle evlenmek birçok erkeğin rüyalarını süsler. Belki benim de. Ancak benim evleneceğim kız Müslüman olmalı. Rabbimi rab, peygamberimi peygamber tanımalı... Anlıyorsun değil mi?“

Kitabın en ilginç yerlerinden biri daha, heyecan dorukta derler ya hani öyle işte: Alexei ve suçsuz karısı Maria’nın sorgulandığı sahne. Maria’nın eşinin yaptığı zulmü öğrendiği sıradaki gerçek:
"Evet... 20. Asır yamyamlarının modern binalarda vahşetin en dayanılmazını işledikleri bu çağda adalet ne yazık ki ancak dağlarda işliyor. Onların el uzatmadıkları bu temiz tabiat parçasında..."

Daha birçok olay, onca gözyaşı ve nice kahramanlık hikâyesi. Okuyun görün efendim...

Mevla başta Hama şehitleri olmak üzere bütün şehitlerimizin ruhunu şad eylesin. Ruhlarına El Fatiha...

(* Buruc Suresi, 1-11:
1. Burçlarla dolu göğe andolsun,
2. Va'dedilmiş güne (kıyamete) andolsun,
3-5. Şâhitlik edene ve şahitlik edilene andolsun ki, (mü'minleri yakmak için) hendek kazıp (içinde) alevli ateş yakanlar lanetlenmiştir.
6-7. O vakit, ateşin etrafında oturmuş, mü'minlere yaptıklarını seyrediyorlardı.
8-9. Onlar mü'minlere ancak; göklerin ve yerin hükümranlığı kendisine ait olan mutlak güç sahibi ve övülmeye layık Allah'a iman ettikleri için kızıyorlardı. Allah her şeye şahittir.
10. Şüphesiz mü'min erkeklerle mü'min kadınlara işkence edip, sonra da tövbe etmeyenlere; cehennem azabı ve yangın azabı vardır.
11. İman edip salih ameller işleyenlere gelince; onlara içinden ırmaklar akan, cennetler vardır. İşte bu büyük başarıdır. )

Mushaflar ve Bombalar
Ahmet Pakalın
Çıra/Bengisu Yayınları
Büşra Nur Karaarslan - 07.09.2011

,

4722

Büşra Nur Karaarslan Hakkında

Büşra Nur Karaarslan

Sakarya Üniversitesi Matematik Öğretmenliği mezunu; çalışıyor. Öğrencileri ve kitapları ile mutlu. Büyüyünce yazar olacak sanıyorlar; bakalım kısmet diyor; sınavı kazanırsam...

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin