Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler

Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler

Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler

15.02.2013 - Fatih Pala
Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler
Rasim Özdenören'in tartışmacı ve sorgulayıcı bir üslupla zihni birikimini cömertçe sunduğu bir eser olma özelliğini üzerinde taşıyan Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler kitabı, okuyanların üzerinde derin izler bırakmakta mahirmiş meğerse. Methini çok duymuştuk ama, bugüne nasipmiş onunla halleşmemiz.

Geniş bir düşünce perspektifiyle kaleme aldığı, kurşunî edalar yüklü denemelerinden oluşan bu çalışmanın 1988'de yapılmış olan dördüncü baskısını okumak düştü nasibime. Aradan geçen yirmi dört bunca yıla rağmen, konuların güncelliğinden pek bir şey kaybetmemiş olması, kitaba daha başka bir değer katıyor. Müslümanca düşünmenin vazgeçilmezliğini ve nasıllığını, ince ve sarih bir dil ustalığıyla okuyucuya sunan Özdenören üstad, mevzuların bamteline iyiden iyiye parmak basmış. Her bir başlık, muhtevasında Müslümanların bir sorununu ya da kederini ele alıyor.

Yazarın cümleleri, okuyanlara merhem olma mesabesinde. Onun toprağımızın mümbit birikimlerinden olduğunu tâ o vakitlerden sezmek güç olmazmış. Hem edebiyat denizinde soluksuzca yüzmek hem de Müslümanları ilgilendiren hususların geneline cevap vermeye yetkinlik derecesinde olmak takdire şayan bir nadirlik değil de nedir ki?

Kitap dört bölüme ayrılmış ve her bölüm farklı başlıklarla sunulmuş. Bölüm başlıkları şöyle: Panorama, Sağlıklı Düşünmeye Doğru, Müslüman'ın Nitelikleri ve İslam'ın Özgünlüğü. Panorama'da Genellemeler başlığı altındaki değiniler, daha ilk sayfalarda insana, kitaba dair okuma şevki veriyor. Her bir paragraftaki hakikatler karşısında insan hayret ediyor ama, yine de pek yabancı kalmadığı sözlerle muhatap olduğunu anlamakta gecikmiyor. Bütün dünya nüfusunun neredeyse on katı kadarınca üretim yapıldığı halde, hala milyonlarca insanın aç ve çıplak olması; stokçu zihniyetlerin ve uygulamaların dünyayı soktuğu girdap; özellikle Afrika ülkelerindeki açlıktan kemikleri çıkmış insanların, resimlerini çeken foto muhabirlerin büyük başarı ödülleri almaları, ama resmi çekilenlerin bulundukları halle başbaşa bırakılmaları; kat kat binaların inşa edilmesine rağmen, yine mesken sıkıntısı çekilmesi; cinsel eğitimin verilmesiyle birlikte, yine de akıl almaz cinsel sapıklıkların ve sapkınlıkların zuhur ettiği ülkeler; tarihin hiçbir döneminde görülmediği kadar çok ve çokluğunun yanında rahatlık getiren iletişim araçlarına rağmen, insanların yine de iletişimsizlikten dem vurması yenilir-yutulur cinsten olmayan şeyler... Ne garip değil mi?

Domuz etinden bir Müslüman neden uzak durur ya da durmalıdır? Elbette ki Allah'ın kesin olarak haram kılmasından dolayı. Yalnızca kendisine boyun eğilen ve yalnızca kendisinden yardım beklenilen Rabbimiz hükmü koyduktan sonra, başka cevaplara kafa yormanın bir manası yoktur inananlar için. Allah'ın yasak kıldığı, uzaklaşılmasını istediği şeylerden fersah fersah uzaklaşmakta muhakkak akledenler için büyük ibretler vardır.

Yazarın tiyatro alanına atılma düşüncesinin olduğu o sıralarda, bu işe yönelik çekinceleri ve bir Müslüman'a yakışır soruları, bunlara verdiği cevaplar; her Müslüman'ın 'bir iş yapmadan evvel bin düşünüp bir hareket etmesi' gerektiği gerçeğine önemli bir misaldir aslında.

İslamdışı sorulara, İslam içerikli cevaplar vermeye/bulmaya çalışmanın anlamsızlığına ve yoruculuğuna düşmemelidir Müslümanlar.

Din adamı, dini ibadet, dini günler gibi Batıdan ithal söz kümelerinin literatürümüze girmesi, zihin bulanıklığına ve algı lekelenmesine sebep olmaktadır.

Kuram ve eylem birlikteliği, İslam'ın güzelliği içinde barındırdığı müstesnalıklardandır. Sözler, söylenmekle kalmaz; her biri bir oluşa/doğuşa gebedir, bir eylemin müjdecisidir. Tıpkı rüzgarın yağmura/rahmete haberci olması gibi.

Hz. Ömer'(radıyallahu anh)e atfen söylenen "Bugün Allah için ne yaptın?" sözünden hareketle, bir Müslüman Allah için ne yapar? Namaz mı kılar? Oruc mu tutar? Zekat mı verir? İnfak mı eder? Hayır! Bunlar kendisinedir, kendisi içindir. Allah için bir şey yapılacaksa eğer, zulme ve küfre alet olmamalıdır, Allah/İslam düşmanlarının ekmeğine bal sürmemelidir ve başka kardeşlerini düşünüp onlara elini uzatabilme erdemini gösterebilmelidir. Budur işte, Allah için ne yaptın, sorusunun en güzel ve en mühim cevabı.

Müslümanlar, bilinçli Müslümanlığa oynamalıdırlar. Özü-sözü bir, söylediği sözlerin ve yaptığı tüm eylemlerin nereden geldiğinin ve nereye varacağının şuurunda olup bunları anında kestirebilmelidir. Yani bir Müslüman basiret ve feraset ehli olmalıdır. Müslüman'ın bilinçli olanı, zulmün karşısında dimdik durandır, asla rızık endişesi taşımayandır, hele hele Allah'(azze ve celle)tan başkasından kesinlikle korkmayandır. Bunlarla birlikte hiçbir Müslüman dünyaya, yaşanılanlara duyarsız kalmaz, kalamaz. Gündemin edilgeni olamaz; etkin bir şekilde gündem belirleyen ve gündemin dümenini elinde tutabilendir o. Alet olmaz, ayetsiz yürümez. Elçi(aleyhisselatu vesselam) ne dediyse, ne getirdiyse ve ne yaptıysa onların tümünü yürür kılmanın tasasında olur hep.

Allah Teala'dan başkasını, başkalarını ilah edinenler, bilerek ya da bilmeyerek, bu ilahlık makamını O'ndan aldıklarından ötürü O'nun dışında her şeyi ilah edinmiş ve her şeye boyun eğmiş olurlar. Müslümanca bir dünyaya, ancak kullara kulluktan kurtulup yalnızca Allah'a kul olanlar sahip ve talip olurlar. Tarih bu hakikatin şahididir. Yıllar yılı gözlerimizde biriktirdiğimiz özlem tarihimiz, bizlerin de o günleri görebilme bahtiyarlığına eriştirecek mi acep?

Güzel Müslüman Rasim Özdenören kitabının son bölümü olan İslam'ın Özgünlüğü'nde İslamın kültürle, felsefeyle, bilimle, mistik yaşantıyla, riyazetle, maddecilikle, gelenekle, akılcılıkla ve insanla olan yakınlık ve uzaklık anlamındaki münasebetleri tek tek ele almış ve yaşanılan zamandaki olmaları gereken yerler üzerine fikir üretip tahlillerde bulunmuş. Son bölümle konu bütünlüğünü sağlamış ve sözlerini en güzel cümleleriyle bağlamış.

Yaşama yollarına koyulmadan önce, düşünce surlarından usulca inmenin nöbetini tutmayı bilmek gerekir öyle ya!

Ne düşündüğünü söyle, sana ne yaşayacağını söyleyeyim. Fatih Pala - 15.02.2013

,

5950

Fatih Pala Hakkında

Fatih Pala

Gümüşhane/Köse doğumlu. 2003’ten beridir Kayseri’de ikamet etmektedir. 

Küçük yaşlarda başlayan okumaya olan sevgisi, şimdilerde, kimi yayıncıların kitaplarının tashihini ve editörlüğünü yapmasıyla daha da büyümektedir. 

"Genç Birikim" dergisinde ve "dunyabizim.com"da düzenli olarak yazmakta. Genellikle portre, deneme ve kitap tahlili türlerinde yazan yazarımızın Mayıs 2017'de Okur Kitaplığı'ndan "Gün Gün Rahmet İklimi - Ramazan ve Oruç" isimli bir kitabı yayınlanmıştır.

Rüveyde Bera, Şüheda Vera ve Sümeyye Sena’dan dolayı Peygamber aleyhisselatu vesselam'ın cennet müjdesine nail olacağına inanıyor. 

E-mail: fatihpalafatih@gmail.com

Yorumlar
  • Ramazan Acar 2017.05.06 20:56

    Çok güzel cümlelerle kitabı özetlediniz tesekkurler

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin