Mustafa Atalay ile Hayat ve Kitaplar Üzerine

Ferhat Özbadem | Yazarlarla Söyleşi | Okunma: 631 | 26.12.11

Kitaphaber.com.tr olarak kitaplarla ilgilenen bir grup kitap gönüllüsünün hayatlarında kitabın yeri ve önemine dair kısa kısa söyleştik. Dostlarımızın kitaplara dair düşüncelerini enine boyuna araştırarak ortaya genel bir tablo çıkartmaya çalıştık.

Mustafa Atalay, Adıyaman'ın Gölbaşı ilçesinde 1988 yılında doğmuş ilk ve orta eğitimini Gölbaşı'nda yapıp, şimdi Üniversite için İstanbul'da ikamet ediyor.

Kendinizi kısaca tanıtır mısınız? Siz kimsiniz. İsminiz ne anlam ifade ediyor sizde. Siz bu hayatın neresindesiniz?

Yedi yamanlık bir hâkimiyetin şimdilik sadece "adı" kalmış bir havzasının kenarlarında, bir gölün kıyısında merhaba demişim hayata. Vakit önemli olmasa gerek. Zira her an yeniden doğup yeniden ölüyoruz. Kendimi ân'a dokunmaya çalışan bir seyyah olarak tanımlayabilirim. Ân peşinde hüznü arıyoruz... İsmim pak, temizlenmiş, seçilmiş anlamlarına geliyor. Peygamberimizi isimlerinden biri olması her zaman mutlu etmiştir beni.

Kitap okuma serüveniniz nasıl başladı? Özel bir hatırası var mı?

İki türlü başlangıçtan söz etmem gerekir galiba. İlki edebiyat hocalarımın, ailemin sıkıştırmaları ile çocukluk dönemimde Pollyanna, Heidi, Ömer Seyfettin serileri ile başlayıp M. Necati Sepetçioğlu romanları, Fethullah Gülen ve Risaleler ile devam eden süreçtir.
İkinci okuma dönemim daha bilinçli bir süreç diyebilirim. Arkadaşımın elime Senai Demirci, Kemal Sayar, Ali Ural kitapları tutuşturmasıyla başladım. Dokunarak, hissederek okumanın ne demek olduğunu o süreçte anlamıştım. Daha sonra bu süreci Mustafa İslamoğlu ile perçinledik...

Bundan sonraki aşamada ne tür bir okuma anlayışı ile yürüyüşe devam etmeyi düşünüyorsunuz?

Genelde yazar eksenli okumalar gerçekleştirmeye çalışırım. Fakat ilahiyat ve sosyal bilimler üzerine okumalar yapmak hep hayalimdedir. Şimdi bu hayalin peşinde koşturuyorum...

Bu anlayışın ortaya çıkmasında temel etken olarak neyi öne sürebiliriz?

İlahiyat alanı bana her zaman heyecan vermiştir. Dini vecibelerimize katkısı bir yana, hayata bütüncül bakmanın kodlarını o alanda bulmuşumdur. Sosyal bilimler ise şu anki çıkmazlarımıza dair neler yapabiliriz sorusu üzerine ortaya çıkmıştır. Ve bu iki alanın birbirini tamamlayacağını düşünürüm...

Sizce okuma yazmanın nesi olur?

Okumak yazmanın tam kalbinde yer alıyor diyebilirim. Yazı yazmaya başladığım her an okuduklarımı yeniden fark edip okuyabilme imkanı buluyorum. Ayrıca yazmayı okumanın bir zekatı olarak da görüyorum. Okumalarımı bereketlendirmek için yazmaya çalışıyorum, tabi yüreğim yettikçe...

Bir anlamda okuma yazmanın varlık sebebi diyebilir miyiz?

Varlık sebebi dememiz kesin bir çizgiyle ayırma olur fakat besleyeni, destekleyeni, bereketlendireni diyebiliriz..

Okuma olmasa yazma olur muydu peki?

Vahiy kitabının ilk emri "oku" olmakla beraber arkasında "kalem" sembolü de sunulur. Yani okumadan yazmanın mümkün olmayacağı çıkarımını bu hakikatten elde edebliriz. Elbette bunu düşünceyi temellendirme açısından yapıyoruz. Yönümüzü bugüne çevirdiğimizde de aslında aynı durumla karşılaşmaktayız. Fakat bir farkla, başlangıçta okuma yazmayı var etse de sonrasında okuma ve yazma arasında bir denge kuruluyor...

Kitaplar üstüne yazma sebebiniz nedir? Kitaphaber ile nasıl tanıştınız?

İlki okuduğum kitaplardan bir arşiv yapma düşüncesiydi. İkincisi ise okuduğum kitapları başkalarının gözünden de okuyabilme becerisi elde edinebilmekti. Bu daha geniş bir perspektif kazandırıyor insana...

Kitaphaber sitesi ekibinde yer alan Vahdettin Han arkadaşımın vasıtasıyla kitaphaber ile bağlantı kurduk ve bu güzel gruba adım attık...

Kitaphaberin düşünce ve kültür dünyanıza katkısı ne oldu?

Öncelikle bu ekipteki insanları yani onlarca ayeti tanımak benim için farklı kapılar araladı diyebilirim. Kitaplar üzerinden elde edeceğim bütüncül bakış açılarını iki saatlik sohbetlerde de elde edebileceğimi görmeye başladım. Çok farklı yerlerden, farklı kültürlerden insanların ortak bir payda etrafında ideallerini, zamanlarını, hayallerini paylaşıma açmaları güven duygusunun hâlâ ölmeden ayakta olduğunu hatırlattı bana.

Ayrıca sırf bu ekipte olmam dolaysıyla birçok kitabı, yazarı başka arkadaşların gözünden tanımam da cabası... Bunu dışarıda olduğumda da yapardım fakat verilen emeği görmek insanı bu konularda daha hassas bir çizgiye getirebiliyor...

Kitaphaber'in formatını nasıl buluyorsunuz?

Şu an için çok zengin olmamakla birlikte geri dönüşleri göz önüne aldığımda büyük bir açığı kapattığı aşikâr. Bu açığı kapatırken çeşitli projelerle siteyi daha dinamik bir hüviyete büründürebiliriz. İlk geldiğim günle kıyaslarsam biraz durağanlaştı diyebilirim. Fakat yeni çalışmalar mevcut galiba, biz de merakla beklemekteyiz.

E-dergi projesi (www.elestiriler.net) yakında okuyucusu ile buluşacak. E-dergi projesi ve bu projenin matbu olarak ortaya konması ile ilgili düşünceniz nedir?

E-dergi ilk adım olarak güzel fakat matbu yayınla devam etmezse e-kitap olayı gibi benimsemediğimiz bir çizgide kalacaktır. Matbu yayının evet zorlukları elbette var ve bunu ekipçe yüklenmediğimiz müddetçe altından kalkmamız mümkün olmayacaktır. Biraz daha sabretmemiz gerekiyor galiba matbu yayın için...

E-dergi demişken, İnternet ve E-kitap matbu kitap basımının rafa kalkmasına sebep olabilir mi?

E-kitap dokunmayı soyutlaştırıyor. Oysa biz sayfalara dokununca, daha başta sayfalarca düşünceleri beynimizin köşelerinden fırlarken görüyoruz. Nefesimize keskin sayfa kokusunun ilişmesi, kitap alırken taptaze kapağının verdiği cazibe kolay vazgeçilecek şeyler olmasa gerek. Sizin de daha önce söylediğiniz gibi: "Ne zamanki gerçek bir dokunuşla, hissedişle tanışırız e-kitapla, işte o zaman matbu yayından uzaklaşabiliriz."

Kişisel kütüphaneniz var mı?

Öğrenci olmanın getirdiği dezavantaj mıdır bilmiyorum ama sağlam bir kütüphane oluşturamıyorum. Memlekette, şimdiki evimde ve geçen evimde olmak üzere kitaplar dağınık durumda. Yine de az çok kişisel bir kütüphanem var diyebilirim

Şehir kütüphanesi veya tanıdık arkadaşların kütüphaneleri ile aranız nasıl?

Şehir kütüphanesi ilkokulda zihnimde oluşan katı kütüphaneci imajı yüzünden yerle bir olmuş diyebilirim. Tanıdık arkadaşların kütüphaneleri ile aram iyidir tabi. Gözüme kestirdiğimi nasıl ödünç alabilirim diye hesaplamalar yapmaya başlarım hemen.

Bütün kitaplarını okuduğunuz yazar var mı?

Yazarlara yetişemiyorum. .. Ben bitirdim derken yeni eserler çıkıyor piyasaya. Tabi öğrenci olmak ve başka eserler de okumak zorlaştırıyor tüm eserleri bitirmeyi. Bir kaç eser dışında Mustafa İslamoğlu, Senai Demirci, Ramazan Kayan, Mustafa Ulusoy diyebiliriz...

Hangi alanda uzmansınız? O alanda yazı yazıyor musunuz?

Uzman olduğum bir alan yok maalesef. Meslek olarak sağlıkçıyım ama o alanla da çok bir iştigalim yok, o yüzden o alandaki eserlere de pek yönelmem. Ne olursa olsun okumak ve yazmak peşindeyim. Yukarıda bahsettiğim gibi yazar eksenli okumalar ve tanıtımlar yapıyorum gibi şu anda... Fakat arada çeşitlilik olmuyor da değil...

Edebiyat ile aranız nasıl?

Deneme türü eserler okumayı severim. Şiir ile nedense uyuşamadık bir türlü ama şiir hayata dokunmaktır sözünü bir yerlerden duymuştum. Onun için de olsa ara ara şiire dokunmaya, şiirin de bana dokunmasına izin vermeye çalışıyorum.

Kimin denemeleri desek?

Nazan Bekiroğlu, Ali Ural, Rasim Özdenören ilk aklıma gelenler. Sonra deneme-ilahiyat türünden Metin Karabaşoğlu, Yusuf Özkan Özburun, Mustafa Ulusoy diye ekleme yapabiliriz...

Tarık Tufan?

Evet evet onu unuttum hatırlamaya çalışıyordum Çok başka yazıyor. Geçen yaz tüm kitaplarını okudum.

Dünya edebiyatı ile ilişkiniz nasıl?

Eskiden Tolstoy okumalarım vardı ama şu an ek okumalarımı dünya edebiyatı üzerine yapıyorum. Dostoyevski ve Tolstoy, ikisinde de var olan huzursuzluk ve hüzün hali nedeniyle kendilerine bağımlı hale gelmişimdir.

Sizce bilginin gücü mü önemlidir yoksa otoritenin gücümü?

Bilginin gücü önemlidir. Zira bilgi bir otoriteye hizmet edecek biçimde kullanılabilir. Otorite hiçbir zaman bilgisiz kurulmamıştır. Masum bilgiyi amaçları uğruna kullanarak bir hiyerarşi oluşturmuştur...

Son olarak, kitap ve kitaphaber dostlarına neler söylemek istersiniz?

İstikrar ve disiplin bir çalışmanın temel esasları. Şu an için bu yolda büyük adımlar atıldı. Şimdi küçük adımlar kaldı geriye. Bu küçük fakat etkisi büyük adımlarda, böyle bir sevgi ortamının üyesi olmak her zaman hayırla yad edeceğim bir tecrübe olacak benim için. Onun başta Sabri abi ve Bilal olmak üzere herkese tek tek teşekkür ediyorum...

adıyaman da yaşıyor; çeşitli gazetelerde düzenli olarak yazıları yayınlanıyor...

Ferhat Özbadem İsmine Kayıtlı 75 Yazı Bulunmakdadır.


Ferhat Özbadem İsmine Kayıtlı 75 Yazı Bulunmakdadır.

MUVAHHİDLERİN AKİDESİ
Münebbihat Hacer el Askalani
Fıkıh Usûlü - Vehbe Zuhayli
Vasıtiye Akaidi
Rahmet İkliminden Esintiler
Çocuk Eğitiminde Hz. Lokman Örnekliği
Hadisçilerle Kelamcılar Arasındaki Münakaşalar - Talat Koçyiğit
Keşf-el Şubuhat İbn hacer el Askalani Kitap Notları
Tevhid - Hasan El Benna
Fıkıh Usulü - Abdulkerim Zeydan
Mukatil b. Süleyman ve İlk Fıkhi Tefsir - Fevzi Hamurcu
Hüseyin Sultanoğlu ile kitaplara ve hayata dair söyleşi
Toplumsal Kıyamet- Hanifi tosun
Kur'an'a Göre Esma-i Hüsna
Mustafa Atalay ile Hayat ve Kitaplar Üzerine
Endülüs Çağırıyor - Mehmet Sılay
İslam Akaidi - Hasan Karakaya
Ferit Genç: Çünkü şiir direk hislere hitap eden bir ışık yansımasıdır...
Divan: İmam Şafii'nin şiirleri
Alevilik - Mehmet Yazıcı
er-Risale - İmam Şafii
Müminlerin Yolu - Kul Sadi Yüksel
Bu Belde - İhsan Eliaçık
Sivil İnisiyatifin Liderleri - Hanifi Tosun
Ulusçuluk Çıkmazı: Kürtler ve Çözüm Arayışı - Hamza Türkmen
Risala Gori Kırıne - Mustafa İslamoğlu
Mukayeseli Olarak İslam Hukuk Usûlünde Kurallar Çatışması - Hasan Tanrıverdi
İman; İnsanlığın Saadeti - Mustafa İslamoğlu
Kur'an Okuma Adabı - İmam Nevevi
Bid'at Konusunda Doğru Bir Yaklaşım - Abdulkayyum Es Suheybani
Ruhun Sevinci - Seyyid Kutub
Bana Dinden Bahset - R. İhsan Eliaçık
Ey oğul - İmam Gazali
Buluğul Meram - İbn Hacer El Askalani
Kırk Emir - Kul Sadi Yüksel
Peygamberler Tarihi - Ahmet Lütfü Kazancı
Uydurma Hadisleri Tanıma Yolları - İbn Kayyım el-Cevzi
Kur'an Yazıları - Mustafa İslamoğlu
Efendimizi Sahabe Gibi Sevmek - Muhammed Emin Yıldırım
Güç ve İktidar - Mehmet Mahfuz Söylemez
Hz. Hatice: Risalet Davasının Annesi - Muhammed Emin Yıldırım
Hz. İsa ve Mesih İnancı - İbrahim Sarmış
Kırmızı Minare - İbrahim Guşe
Temel Kavramlar 1 - Nuri Yılmaz
Sünnet: Yeni Bir Usûl Denemesi - Ahmet Keleş
Mevzu Hadisler - Abdulfettah ebu Gudde
Siyah ve Yeşil - Necmettin Şahinler
Hadislerin Kur'an'a Arzı - Ahmet Keleş
Hayatı Anlamlandıran Özne; Kitap
Yılan Jack - Yaşar Yeşil
Sufiler ve Aksiyon - Esad el-Hatib
Masal Yurdu - Yaşar Yeşil
Kitabu'z Zühd - Ahmed Bin Hanbel
Tefsir Usûlü - Muhsin Demirci
Cemaleddin Afgani - Muhsin Abdulhamid
Olumsuz Kadın Algısı - İbrahim Sarmış
Usul-i Din - İbn Hazm
Fıkıh Usulü - Muhammed Ebu Zehra
Hadis Usulü ve Istılahları - Ahmet Naim Bey
İtikat Üzerine - İhsan Eliaçık
Ahlak Yazıları - Mustafa İslamoğlu
İslam Dünyasında İnanç Sorunları - Hasan el-Hudaybi
Davası Olmayan Adam Değildir - Ahmet Özcan
Şeyh Bedreddin - Müfid Yüksel
Usulü'l Hadis Şerhi - İmam Birgivi
İslam Hukuk İlminin Esasları - Zekiyüddin Şaban
İmamı Azam'ın 5 Eseri - Tercüme: Mustafa Öz
40 Hadis Şerhi - Hanifi Tosun
Dini Yeniden İkameye Çağrı - Mehmet Emin Akın
Hısnul Müslim - Said El-kahtani
Fıkıh Usulü - Muhammed Seyyid Bey
Tefsir Usulü - İbn Teymiyye
Fıkıh Usulü - Hasan Karakaya
Mazgalın Ardında - Ahmet Nacar
Hadis Tarihi - Talat Koçyiğit