Mustafa Özçelik İle Kitaplarının Hikâyesi

Mustafa Özçelik İle Kitaplarının Hikâyesi

Mustafa Özçelik İle Kitaplarının Hikâyesi

13.10.2015 - Bilal Can
Mustafa Özçelik İle Kitaplarının Hikâyesi

İlk kitabınızın yazılış öyküsünü bize anlatır mısınız?

Ortaokul yıllarından beri şiirle uğraşan biri olarak ilk kitabımın bir şiir kitabı olmasını hayal ediyordum. Fakat öyle olmadı. 1984’te Beyan yayınları bir biyografi dizisi başlattı. Benim Yunus Emre’ye de ilgimi bilen Şakir Kurtulmuş bu dizi için bir Yunus Emre biyografisi hazırlamamı teklif etti. Böylece ilk kitabım bir Yunus Emre kitabı oldu. Bu eser, 1984 yılında Beyan yayınlarının biyografi dizisinin 15. kitabı olarak yayımlandı. Bunu hep bir şans olarak görmüşümdür. Zira arkası bereketli geldi. Bunu 2007’de Bizim Yunus, 2009’da Menakıb-ı Yunus Emre, 2013’te Bursa’nın Yunu’s/Aşık Yunus, 2012’de Dilimiz Yunus Söyler ve Risalet’ün Nushiyye, 2014’te Yunus Emre’nin Dostları kitapları takip etti. Nasip olursa Yunus temalı eserlerimiz hazırlanmakta olan Yunus Emre Menkıbeleri, Yunus Emre’nin Şehirleri kitaplarıyla devam edecek. Bu arada onu da söylemiş olmalıyım..

İlk şiir kitabınız ne zaman yayımlandı? Neler hissettiniz?

Hayalini kurduğum ilk şiir kitabım “İfşa” ise Yunus Emre kitabından bir yıl sonra yani 1985’te Akabe yayınları ararsında çıktı. Hikayesi ise şöyledir: İlk şiirim 1975’te Gelişme dergisinde yayımlandı. Daha sonraki yıllarda ise sürekli olarak Mavera dergisinde yazdım. Diyebilirim ki şair olarak yetiştiğim dergi Mavera oldu. Burada Cahit Zarifoğlu ismini özellikle anmalıyım. Zira dergiye şiir gönderen gençlerle o ilgileniyor, yol gösteriyordu. Daha sonra şiirlerim belli bir sayıya ulaşınca kendisi tarafından “kitaplaştıralım” teklifi yapıldı ve kitaplaştı. Neler hissettiğime gelince tabi ki çok sevindim ve heyecanlandım. Böylece yazarlık hayatımın başlangıç noktasını ve sonraki istikametini bu iki kitap (Yunus Emre ve İfşa) oluşturdu

Yazmasaydınız delirir miydiniz? Yazmak sizin için ne anlam ifade ediyor?

“Yazmasam delirirdim” diyen yazarların olduğunu biliyorum. Fakat ben böyle düşünmüyorum. Yazmak önemlidir; ama “her şey” demek de değildir. İnsanın kendini ifade biçiminin farklı yolları da vardır. Eğer yazmasaydım bunlardan birini denerdim sanıyorum. Ya da sadece okuyucu olarak kalırdım. Bence okuyucu olmak esastır. Yazarlık, sonraki meseledir. Sanırım Fethi Gemuhluoğlun’na ait olan şu söz bu durumu gayet güzel izah eder: “Bizim kitabımız yazmayı değil okumayı emretti.”

Size göre okumak yazmanın neresindedir? Okumadan yazmak mümkün mü?

Okumayı yazmaktan ayrı düşünmek elbette mümkün değildir. İyi bir yazar, her şeyden önce iyi bir okuyucudur. Kitaplar, yazarın en önemli beslenme kaynağıdır. Yeterince okumayan yazar da bir şeyler yazabilir ama tekrara düşer. Yeni ve özgün olma imkânını kaybeder.

Bilal Can - 13.10.2015

,

2732

Bilal Can Hakkında

Bilal Can

Dumlupınar Üniversitesi Sosyoloji lisansını tamamladıktan sonra yüksek lisansını da aynı üniversitede "Mustafa Kutlu Öykücülüğünce Mekân: Bir Edebiyat Sosyolojisi" teziyle tamamladı. Sosyolojik çalışmaları mekân, kent, şehir ve edebiyat sosyolojisi üzerine yoğunlaşmıştır. Şiirleri, denemeleri, kitap değerlendirmeleri ve eleştirileri bir çok dergide yer aldı. Kitaphaber.com.tr sitesinin kurucuları arasında yer alıyor ve 2012 yılından beri Kitaphaber.com.tr nin editörlüğünü, 2015'ten itibaren genel yayın yönetmenliğini yapıyor. 

twitter: @bilalcan1

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin