Mustafa ŞEVGİN Yazdı: ÖLÜNCE BİR “HAZİRAN” GİBİ ÖLMELİY

Mustafa ŞEVGİN Yazdı: ÖLÜNCE BİR “HAZİRAN” GİBİ ÖLMELİYİM

Mustafa ŞEVGİN Yazdı: ÖLÜNCE BİR “HAZİRAN” GİBİ ÖLMELİYİM

11.09.2017 - Mustafa Şevgin
Mustafa ŞEVGİN Yazdı: ÖLÜNCE BİR “HAZİRAN” GİBİ ÖLMELİYİM

“Şiirin politik tavrı üzerinde duran İsmet Özel, bir duruşun da simgesi olabileceğini de söylüyordu. 1960’ların siyasi çekişmelerinden bunalan çoğu şair, şiire politik pencereden bakmadı veya bakmak istemedi. Fakat özel politik heyecanlarını şiirlerinde en güzel biçimde işlemişti. “Demon – Krasiye” karşı şiir yazmaya hep devam etti.”

“Dil varlığın evi imiş! Hah, evin haline bak!”

İsmet Özel’in sert diliyle hep duymuşuzdur “ Türklük- Gavurluk” meselesini... Bir çok televizyon programında kafaları feveran eden açıklamalarıyla uzun süre gündemleri hep işgal etmiştir. Yine bu minval üzerinden Batı’nın edebiyatımıza olan tahakkümünü, Özel, aynı duruş ile eleştirmektedir. Çağdaşı olan şairleri ve kendisinden önceki edebi toplulukları büyük bir kültür coğrafyasına sığınarak açıklık getiriyor.

Komünistlikten gelen ve hala kendisini Müslüman ve Komünist olarak tanımlayan Özel, Batı yani Gavurluğu edebi metinlerimize olan etkisini ve salt taklitten öteye geçemeyen bazı şairlerin Gavurluk sendromlarını şiir, imge, simge ve us bağlamında kafa tutuyor. Eleştirdiği konu ve şahısları gençlik döneminden günümüze kadar ‘Çenebazlık’ adlı kitabına taşımış. Kendisine bir yol belirleyen ve bu yolda yazın dünyasına etki ve tepkilerini sert bir dille ifade etmiştir. Ayrıca dönemin dergilerinde aleyhinde çıkan yazıları Türkiye’nin kültür yapısına bağlı kalarak cevap niteliğinde verdiği karşılıklar da bu eserde toplanmıştır.

Edebiyatta Klasik Marksizm

Gerek komünizm gerek sonraki yaşam serüveninde daima toplumun kültür yapısına bağlı kalarak sürekli üreten Özel, kendi hakkındaki olumsuz eleştirilere sert bir dille cevap veriyor. Bunlardan biri de 1960’ta İsmet Özel ve Ataol Behramoğlu’nun birlikte çıkardıkları dergi olan Halkın Dostları dergisi hakkındadır. Ahmed Arif ‘in “Klasik Marksizm” eleştirisini yaparak dergi ekibini bu kalıba sokmasıyla İsmet Özel buna açıklık getirerek Ahmet Arif’e şu ifadelerle cevap vermektedir:

“... Türetilen yanlış deyimin geçerli olduğunu düşünsek bile kendimi asla “Marksizm’in klasik yorumcusu” gibi bir yüceliğe hak kazanmış sayamam. Bana bu rütbeyi bağışlayan arkadaş, kusura bakmasın. Bunu kabul edersem, affedilmez bir küstahlık yapmış olurum. Ben yoksul ve namuslu halkımızın, emperyalizme karşı devrimci savaşında bir sıra neferim. Rütbe ve yüceliklerin en onurlu ve soylu olanı da benim için budur” (s.30) Halkların Dostları Ocak 1971

Arif’in İkinci Yeni içindeki birçok şairi eleştirmesini de hazzetmeyen Özel, Halkın Dostları Dergisi İkinci Yeni içinde bulanması hasebiyle de kendisinin 16 yaşında, Behramoğlu’nun da 18 yaşında olduğunu bu gibi kavramların sırtımıza yük olduğunu açıklıyor. Gerek dönemin burjuvazisi gerek edebi yetkinlikler açısından Behramoğlu, İkinci Yenicilerin şiirlerini çok önemseyen biriydi. Fakat Özel, Behramoğlu gibi İkinci Yenicilere karşı tutucu bir tarafı yoktu. Yine de yoldaşlık mesafesini ayırt eden Özel, Nazım Hikmet’ten sonra sosyalizm içinde ismini duyuran Arif için sevgisini yazının ilerleyen satırlarında belirtiyor.

“Türk’ün edebine Avrupa malı unsurların dahil edilişi alelusul ve derme çatmadır. Kendimi bu üstün körü anlayışının bir mahsulü olarak gördüğümden, yetişme yıllarımın başından beri yaptığımı şimdide yapacak, edebiyatın edepten doğduğu bir kültürün birimi olmakla övünmeğe devam edeceğim” (s.12)

Yüksek bir kültürün, insanlığa örnek bir tarihin çocukları olma münasebetiyle edebiyatımızın ikiyüzlülüğünü gözler önüne seriyor İsmet Özel. Bayram değil seyran değil, eniştem beni niye öptü diyor, Özel. İkinci Yenicilerin ismi neden İkinci Yenici, eski olan neydi, onlar yenilik olarak neler getirdiler? Burada Özel, İkinci Yenicileri yerden yere vurmaktadır. Yönü, hedefi, amacı ve toplumsal bir gerçekliliği olmayan şairleri şöyle izah ediyor:

“... Beyinleri ülkemizin geleneksel kültüründen hemen hemen her aydınımız – gibi kopmuş ama Batı kültürünü de sağlam bir yerden yakalayamamış bir durumda idi. Bu sonuç olarak onları toplumdan, hayattan ve insan sorunlarından uzaklaştırdı”. (s.24)

Dönemin Baskıları

Demokrat Parti yönetimin sert baskıları şair ve yazarları farklı yönlere itmiş olsa da o dönemin şair ve yazarları gerçeklikten kopuk bir edebiyat hayatına başlamışlardı. Bunu şiirde daha baskın bir şekilde görüyoruz. O dönemde yapılan şiir çevirileri de bunu apaçık gösteriyor. Hatta İsmet Özel şunu demekle kendini alamıyor:

“Lautreamont’dan Appolinaire’den, Pound’dan, T.S Eliot’tan yararlanarak bir şiir dünyası kurmaya girişen Türk şairi, ne toplumun gelişimi ne diyalektiği, ne de kendi toplumun varlığından haberdar olduğu içindir ki sonuçta şiirin yeni tadından duyduğu heyecan geçince ya Turgut UYAR gibi toplumun tutucu-gerici safında yer alıyor, ya Cemal SÜREYA gibi niteliksiz bir anlama bel bağlıyor ya da Edip CANSEVER gibi bir şiir fetişisti olup çıkıyor. (s.25) Halkın Dostları, Ocak, 1971

“Şiiri bükülmez gerçeklerin kanadı altından kurtarmak imgenin görevidir” diyor İsmet özel. Evet, şiir içindeki çelişkileri barındırabilir ama dizileri ussal olmak zorundadır. Bu sav özerinde İkinci Yeniciler ile şiirin simge- imge ve toplum karşısında zafiyetlerinden bize açıklık getiriyor. Şiirin politik tavrı üzerinde duran İsmet Özel, bir duruşun da simgesi olabileceğini de söylüyordu. 1960’ların siyasi çekişmelerinden bunalan çoğu şair, şiire politik pencereden bakmadı veya bakmak istemedi. Fakat Özel, politik heyecanlarını şiirlerinde en güzel biçimde işlemişti. “Demon – Krasiye” karşı şiir yazmaya hep devam etti. Hatta “Partizan” şiirini yazdıktan sonra Edip Cansever ile olan bir anısını bu kitapta şöyle izah ediyor:

“... Benim politik yönelimli şiire gidişimde tehlikeler gören Edip Cansever, şiiri kendine okuduğumda, bendeki önemli bir iş başarmış havalarını küçümseyerek, “bu şiirde partizan kelimesi yerine haziran kelimesini koysan hiç bir şey değişmez” demişti. Yani “ölünce bir haziran gibi ölmeliyim” diyesiymişim.” (s.66) Yeni Gündem, 16 Şubat- 15 Nisan 1985

Dönemin Sol’undan sıyrılarak ve Sağ ile açık toplumsal yönler bularak kendi çağını anlamaya çalışarak, kendi halkının yaşamını satırlarına böyle taşıyordu. Evet, İsmet Özel duruşunu ve Halkın Dostları Dergisi’nin tavrını böyle izah ediyordu. “Çenebazlık” İsmet Özel’in 16 yaşından başlayarak iki binli yıllara kadar dergi ve gazetelerde işlediği konuları ve şiirin, modern şiirin günümüze kadar geçirdiği evreleri kendi ikliminde anlatıyor. “Çenebazlık” kitabındaki birçok makaleye baktığımızda İsmet Özel’in değişmeyen sert mizacını eskiye nazaran bir şey kaybetmediğini hemen anlıyoruz. Şiirde kullandığı özgün imgeler Özel’in çağdaşları arasında nasıl sıyrıldığını düz yazılarında da hemen anlıyoruz. Üzerinde çok durulması gereken bir kitap, biz de dilimizin döndüğü kadar biraz işlemeye çalıştık. Fakat İsmet Özel üzerinde bir araştırma yapılacaksa bu kitap büyük bir kaynak olacaktır.

Çenebazlık

Şule Yayınları

165 Sayfa

Eylül 2006

Mustafa Şevgin - 11.09.2017

,

349

Mustafa Şevgin Hakkında

Mustafa Şevgin

1986 yılında Urfa'da doğdu. Gazi Üniversitesi Sanat Tarihi bölümüne bir süre devam ettikten sonra Erciyes Üniversitesi İletişim fakültesinden mezun oldu. 

Yorumlar
  • Ali Korkmaz 2017.09.15 13:44

    güzel bir çalışma olmuş

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin