Müstesna Deliler Albümü - Zeki Bulduk

Müstesna Deliler Albümü - Zeki Bulduk

Müstesna Deliler Albümü - Zeki Bulduk

02.08.2011 - Feyzi Baran
Müstesna Deliler Albümü - Zeki Bulduk

Ne zaman bu mekana gelsem içimi ayrı bir mutluluk kaplıyor. Çünkü her defasında farklı bir keşifle koşuyorum cumhuriyet caddesine. Buldum diye bağırasım var, ne olmuş yanı bağırırsam, buldum işte. Yeni bir şiir keşfetmenin onuruyla göğsümü kabarta kabarta yürüyorum caddede. Ha bide okumam gerekiyor değimli onu.. Hemde en içten duygularla, sesimin çıktığı en üst tınıdan. Burası Diyarbakır"da, tarihin kitapla buluştuğu bir nokta. Tarihi Hasan Paşa hanının altı. Laf aramızda ajanların gizli üstü, Kerimden öğrendim.

Kerim dünya istihbaratının beyni. Tüm istihbaratlar Kerim için çalışır, Kerim için bilgi toplar. Kerim bu bilgileri iyi yönlerde kullanır. İnsanlık yararına. Ve ısrarla aynı söz Kerim"den, "onlarda insan..." Kerimin ırkı yoktur. Her ne kadar Türkçe konuşsa da Kerimin dili de yoktur. Tüm dilleri bilir kerim zaten tüm diller kardeş değimliydi, sahi Adem babamız hangi dili konuşuyordu...

İlk Hasanpaşa Hanında gördüm Kerimi, ajanların gizli üssünde yani, Kerim kitaplara gömülü sedirden makamına oturmuştu, elinde korku filmleri ansiklopedisi. Eline aldığı kitap onu o kadar heyecanlandırmıştı ki, mavi kurdeleyle bağladığı gözlüğü heyecandan titriyordu. Selam verdim yanına oturduk. Sevdi beni, ajan ilan etti. Gülümsedim. Birkaç rapor sundum kendisine, her şeyimiz gibi kaçak olan çayımızda geldi. Demli. Hemen orda gündemimizi belirledik, yaptık toplantımızı. Astronomiden, matematiğe, kimyadan fiziğe, tarihten edebiyata her konuda diyecek ansiklopedik bilgisi vardır Kerim"in. Şiiri en sona sakladım...

Bilmediği çelişkiye düştüğüne inandığı konuları nerde öğrenmesi gerektiğini çok iyi biliyordu Kerim. "kitaba bakmak lazım, kitaba." diyordu. Sıkıştığı an cevabı nerede bulması gerektiğini iyi biliyordu Kerim.

Üç kalemi vardı kerimin gömlek cebinde, ikisiyle yazıyor,biride süs içinmiş. Hediyeymiş, kimden hediye olduğunu söyledi bana. Ama bu bir sır aramızda. Gözlük kurdelesiyle uyumlu mavi gömleği, kitap tozundan grileşmiş beyaz pantolonu, beyaz pantolonunun bir tarafına astığı feneri, diğer tarafına astığı dağcı tokasıyla, her an harekete hazır Kerim. Ee tabi çayıda kırtlama içiyor bu bir ayrıntı değil.

Kerimi biraz yalnız bırakıp, almayı düşündüğüm birkaç kitabı sordum. Tabi aklım Kerimde, bu nedir Allahım diye kendi kendime söyleniyorum. Yeni bir dergi çıkmış dedi Aziz abi, yeni dergilerin beni heyecanlandırdığını bilir. Racon diye bir dergi, dergiyi incelerken sayfa 61 de "zamanın ötesinden yankılar..." diye bir bölüm açıldı. Sayfanın en kısa cümlesini seçtim, Kerim bizi bekliyordu çükü. Cümle aynen şöyle; "Deliler Allahın casuslarıdır." Bir an başım döner gibi oldu. Bu bir, sevgili Zeki Bulduk için.

Geldiğimde kerim gitmişti. Makamı boştu. Onsuz oraya oturmak istemedim. Deneme reyonunun önündeyim. Kitaplara sırayla bakıyorum. Bir an sevinçten uçar gibi oldum. Sevgili Zeki Bulduk"un Müstesna Deliler Albümü. Kitabı altı ay önce istetmiştim fakat gelmemişti ve şimdi elimdeydi. Kitabın kapağında simgelerle örülü bir adam vardı, bizim Kerime ne de çok benziyordu. Bu iki.

Kitabın sayfalarını karıştırırken en yakın bulduğum sedire oturdum. Birinin daha orda oturduğunu fark ettim. O kadar dalmış ki okuduğu kitaba, ona bakmaktan kendimi alamadım. Üst üste yığdığı kitapların hemen yanında kutsal bir kitabı bırakırcasına ayrı bıraktığı bir kitap duruyor. Halil Cibran-Deli... Bu üç. Üç hamlede mat oldum. Zeki abi. Şimdi taşları kabına koymanın zamanı.

Aziz, Halil Cibran"ı çok seven arkadaşımız ve İstanbul"dan gelen misafirimle bir aradayız şimdi. Yenilgim üzerine biraz konuştuktan sonra Zeki Bulduk'un Müstesna Deliler Albümünden bir bölüm okumamı istiyorlar. Zorba‘yı açıp okuyorum. Her birimiz Zorba"nın verdiği duygularla aynı film karesine dalıyoruz sanki. Zorba bittiğinde herkesin artık meczup bir kahramanı vardır...

Eve gitmek için sabırsızlanıyorum, hangi dolmuş beni daha önce eve götürücek! Hep hız yaptıkları için kızdığım dolmuş şöfürlerinin bugün taraftarıyım. Daha hızlı diyorum içimden. Arabada açıp kitabımın önsözünü okuyorum. Mecnun diyor ve bitiriyor önsözü sevgili Zeki bulduk. "Yüzler" karşılıyor bizi sonra; her hayatı anlatılan meczubun ilk sayfada bir fotoğrafı var. Zihnimizde yaşatmak istiyor sevgili zeki bulduk meczupları, yaşasın ete kemiğe bürünsün. Meczuplara karşı enteresan bir sevgisi var Zeki Bulduk'un. Meczuplardan söz ederken müthiş bir saygıyla bahsediyor. Kullandığı kelimeler o kadar düzenli ve ince bir şekilde kullanılmış ki, bir kelimeyi o meczubun hayatından çıkarmaya çalışırsanız çarpılacağınızdan korkarsınız.

Safai ile başlar kitabına. "Çete"yle devam eder, cevabı derin sorular sorar kendisine,

-Çete"nin içtiği şarap günah mı? der. Elimizden susmaktan başka bir şey gelmez.

Çitadan bahseder, Deli Döne ile öyle bir dalar ki çocukluğumuza buyurun sevgili Zeki bulduktan dinleyelim.

"Bir deli öldüğünde ölen sadece bir insan değildir! Onunla birlikte ölen çocukluğumuzdur. Masumluğumuzdur. Muzipliğimizdir. Yüzümüzdeki samimi gülümsemelerdir."

Tuncay"la söylenir zeki bulduk;

"Yalandır yaşadığımız yalan!"

Öyle bir adamdan bahseder ki şimdi ne çok benziyor hikayemiz.

"Bir adam yollara düşer, bir diploma almak için şehrin kapılarına dayanır... Diplomasını alamamıştır ama o koca şehir aklını almıştır adamın!"

Kemul"un kuyusu der, burada susmak gerek. "delilerde ölür."

Hilmi Oflaz der ve devam eder..."tok karına aç doyuran yazılamaz". Hilmi oflazı yazarken şöyle der.

"O, İlesamda yanımızdayken efsaneydi. Necip fazıl"ın manevi evladı; Çengelköy"de bir gecekonduda yaşayan, tavuklarını bile Büyük Doğu"ya abone yapan, tezgahında çoraplarının yanına Büyük Doğu dergisini dizen, kimsenin eylem yapmadığı bir vakitte Adnan Menderes"i kurtarmak için denize atlayan adam..."

Ahrazın bahsi geçerken şöyle bitirir. "Ahraz amcamdı. Delilere ve dilsizlere kaba davranılması biraz bu yüzden kanıma dokunur..."

Çöllo, Fatma teyze, Atilla...

Çocukların kahramanları çizgi kahramanları olur ya. Batman, Örümcek Adam, Süperman... işte benimde en büyük kahramanım bu kitabı okuduktan sonra Atilla Abi... Şimdi nerden anlatmaya başlayım onu size, iyisi mi en ince ayrıntısına kadar tekrar tekrar okuyun Atilla abiyi. Sanırım ömrümün sonuna kadar Mürsel abiyle Atilla abi arasındaki şu diyaloğu unutamıyacağım..

Mürsel Abi takılıyor: "ya hu, dün Allah ile, senin hakkında konuştuk" deyince..."he ya, ben baktım yoktu. Demek senineymiş" diyor."

"Biliyor musun, Atilla Abi kadar ahirete inanan bir insana ömrümde rastlamadım. Vakıa ve Rahman sureleri okunurken, Allah! Yaşadık!yehhu! bin tane huri alacağım! derdi. Derken de gözlerinin içi parlar ayağa fırlardı. O, ahirete o kadar inanıyor ki mutluluğundan,"Allah" deyişinden belli oluyordu...

Kitabın ikinci bölümüne resimler demiş... Ömer Muhtar, Muhammed Ali, Zorba, İlhami Çiçek anlatılır ikinci bölümde. Sizi sizden alır yine.

"Yalnız hüznü vardır kalbi olanın"

Şimdiye kadar okuduğum hiçbir dize, beni bu kadar etkilemediğini itiraf etmeliyim. Bu dize değildir sadece benim için, hayatın ta kendisi. İlhami Çiçek"e ait bir dize. O bir şair... Hemde çok sarsıcı cümleler kuran bir şair. Şöyle bahseder Zeki Bulduk kitabında;

Lakin, şairi intihara götüren cinnettir, intihar değil.

Ah İlhami Çiçek;

Ve satranç aslında dalgınların oyunudur
Dalgının ölüm karşısındaki sükuneti...

Müstesna Deliler Albümü
Zeki Bulduk
Hayykitap

Feyzi Baran - 02.08.2011

,

3443

Feyzi Baran Hakkında

Feyzi Baran

Feyzi Baran, 1987 yılında Diyarbakır’da doğdu. İlkokulu ve liseyi Diyarbakır’da bitirdi. Fırat üniversitesi matematik bölümünü okudu. Şu an Dicle üniversitesinde sağlık memurluğu bölümüne devam etmekte. Mezopotamya Şiir Platformunu kurup, yönetti. Diyarbakır ‘da şiirin sevilmesi için birçok program düzenlendi. Şiir atölyesi çalışmalarında bulundu. İnsan hakları savunucusu, çeşitli sivil toplum kuruluşlarında çalışmalar yaptı. Ulusal gençlik platformlarında yer aldı. Hala Diyarbakır da yaşıyor.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin