Müzik Nedir?

Müzik Nedir?

Müzik Nedir?

07.12.2015 - Sait Alioğlu
Müzik Nedir?

-Bir ön giriş-

"Baba ben derviş miyem/ kürkümü géymiş miyem
Herkes benden uzakta/niye ben ölmüş müyerm…"

Müzik olgusu da aynen felsefe, sanat ve estetik mevzuları kabilinden, zaman içerisinde, salim fıtrattan peyderpey uzaklaşma eğilimine dâhil olduğuna şahitlik ettiğimiz insanın ruhen incelmesini öngören, onu fıtratıyla 'yeniden' buluşturma çabasını güden ve onu düşünen aklın ve zikreden kalbin ortaya çıkarmaya çalıştığı bir 'dinlenim' formu olarak değerlendirebilirdik. (1) İnsanı kadim bir söylem içerisinde bir bütünlüğe irca edip onu  'ruh ve bedenden' müteşekkil bir varlık olarak tanımladığımızda ise, bir dinlenim ve dinlenmeyle birlikte, onu, ruhen estetize etme formu olarak görebileceğimiz gibi, onu, aynı zamanda "bir ifsad aracı olarak" da tanışmayabiliriz…

Vikipedi'ye göre müzik; "En genel tanımı ile sesin biçim ve anlamlı titreşimler kazanmış halidir. Başka bir deyiş ile de müzik,  sesin ve sessizliğin belirli bir zaman aralığında ifade edildiği sanatsal bir formdur." Birde buna bağlı olarak biçim ve titreşim içeren bir ses oluşumunda melodi olarak kabul görmesi için dinleyende duygulara yönelik etkileşim yapması da beklenmektedir.

Lügat anlamı açısından…

Müzik ya da mûsîkî birçok lügatte; " 1) Duygu ve düşünceleri sesle ifade etme sanatı, 2) vezinli düzenli sanatlar ilmi ve 3) çalgı takımı olarak"  geçmektedir. (2)

Ayrıca müzik; " 1) Duygu, düşünce ve imgeleri teksesli ya da çoksesli olarak anlatma sanatı, 2) bu biçimde düzenlenmiş seslerden oluşan yapıtların çalınması ya da söylenmesi" (3) olarak da lügatte yerini almaktadır.

Yine bu tanımlara bağlı olarak, tarihsel dönem, bölge, ve kültür farklılıkları ile, kişisel beğenilere bağlı olarak ele alındığında müzik teriminin tanımının önemli farklılıklar gösterebildiği söz konusu edilebilir. Normalde duygu ve düşünce olgusunu olumlu anlamda ele aldığımız halde,yaklaşık olarak yapılan tanımlar ve zamanla ortaya çıkan farklılıklara ek olarak; müziğin ifsa aracı kılınması; "…hem geleneksel ve hem de modern bağlamda karşımıza çıkar. Geleneksel ifsad Allah/Tanrı inancı, hem din algısı, bun yanlış algı içerisinde Allah'a ve dine üstü yine üretilmiş bulunan bazı dinsel argümanlarla ve hem de bir 'iyi niyet'e mebni yanlış ve hatalı bir din algısıyla, bu algının beslediği kaderci bir bakış açısıyla birlikte; salt nefsi ve şehevi duyguları olabildiğince ön plana alan hedonist/zevkçi, aşk adı altında içki ve zina kabilinden birçok illeti müzik yoluyla açık ve meşru hâle getirmek…" biçiminde kendini hissettirir. (4)

Birde buna, günümüz açısından birçok sebepten dolayı (Sosyolojik, psikolojik, akustik, politik vb.) başka mülahazalarla yaklaştığımızda müziğin tek bir tanımla açıklanması yerine farklı açılardan yapılan birden fazla tanımla açıklanması yaygınlık kazanmış olur ve "Bir sosyologun müziğe olan yaklaşımıyla, bir akustik fizikçinin yaklaşımı arasında gerek tanım, gerek metodolojik olarak büyük bir farklılık vardır. Tüm bu yaklaşımlar müzikologlar ve müzik teorisyenleri tarafından araştırılır ve değerlendirilir." (Vikipedi, müzik mad.)

Ses sanatı ya da "hendese-i savt"

Müzik ses ile ilgili bir sanatsal formsa, İslâm kültür tarihinde bu sanata, hendese-i savt denir. Yani 'ses sanatı'. Çoğunlukla 'müzik' olarak adlandırılan estetik malzemeler hakkındaki bu kısma, yukarıda da belirttiğimiz üzere, hendese-i savt adı uygun görülmüştür. (5) Hendese-i savt ifadesi, müzik ve mûsîkî tanımından, bazı konular açısından farklılık arz etmektedir. Bunun yerine mûsîkî ses sanatının yalnızca bazı türlerini içine alır;  çoğunlukla da bunlar İslâm kültürü içinde biraz sorgulanabilir ve kötüye kullanılması mümkün olanlardır.(6) İslâm kültüründe hendese-i sav, yani 'ses sanatı' olarak tanımlanan olgu içinde özetle şunları söyleyebiliriz; Müziğe ait bir ifade için genel bir anlatımın yokluğuna rağmen hendese-i sav'ı ele alış tarzı kadar onun yeryüzündeki Müslüman toplumlar tarafından kullanımı da birçok benzerlik faktörleri göstermektedir. Bunlar arasında; "(1) Mûsîkî türlerinin tasnifi (dinî, dünyevî, fol, sanat vb.); (2) İcra şartları ve çevre; (3) farklı türlerin icracıları; (4) dinleyenlerin iştiraki; (5) tarihi bağlar ve (6) bölgelerarası ilişkiler yer almaktadır." (7)

Müziğin başlangıcı

Müzik etki ve ilgi bakımından en eski sanat dallarından biri olarak değerlendirilebilir. Müzik ilk insan topluluklarında uyandırdığı ilgi ve bıraktığı etki açısından ele alındığında, onun, kuşların ötüşünden, suların şırıltısından, yağmurun sesinden, rüzgârın çıkardığı sesten ve denizde oluşan dalgaların oluşturduğu uğultudan esinlendiği varsayılabilir. Bu varsayıma baktığımızda, o dönem insanı, gelişen zihin yapısına koşut olarak el becerileri sayesinde, ilkel şekillerde de olsa, kullanılmak üzere birçok alet ve edevat yapmışsa, "içi boş bir kütüğe deri geçirip vurarak, hayvan bağırsaklarından yapılan ipleri çekerek, boynuz, kemik ya da odundan bir boru üfleyerek doğadaki sesleri taklit etmeye" başlamıştır. (8) Müziğin oluşumunda, adeta onun temel taşı hükmünde bulunan ses başlangıçta insanlar arasında işaretleşmek amacıyla kullanılmış olup, sonraları hoşa gitme açısından bir düzenlemeyle, ilkel müzik biçiminde bir yapıya büründürülmüştür.

İlk kâşifi ve nasıl oluştuğu meselesi

Müzikteki matematiksel gizemi keşfederek yazıya döken ve böylelikle de temelini atan kişinin M.Ö 530-450 yılları arasında yaşadığı bilinen antik dönem Yunan filozofu Pisagor(Pythagoras) olduğu söylenir; "O kendi devrine kadar gelişmiş bütün çalışmaları bir disiplin altında toplamış, geometri, aritmetik, astronomi, coğrafya, müzik ve tabiat bilgisi olarak ayrı ayrı bilim dalları yaratmıştır. Pisagor bilimi, bilim için düşünüyor, bilimi uygulamak onu ilgilendirmiyordu." (9) Pisagor kendi döneminde akustiğin temelini kurmuş ve müziği matematiksel yoldan çözümleyerek bir sesin yüksekliği ile uzunluğu arasındaki ilişkiyi saptamaya çalışmıştı. Pisagor "belirli uzunluktaki bir telde çalınan notanın frekansının iki kat uzunluktaki bir telde çalınan notanın frekansının tam iki katı olduğunu buldu." (10)

İlginçtir ki; "Pisagor'un müziğin içindeki matematiği bir demirci dükkanının önünden  geçerken keşfettiği rivayet edilir. Demirci ustasının demir döverken kullandığı aletlere göre değişik sesler çıkarması Pisagor'un ilgisini çekmiş, dükkanı kapattırarak ustaya çeşitli aletler kullandırmış, çıkan sesleri incelemiş ve kayıtlar almış. Batı müziği 9.yüzyılın başına kadar notalamadan habersizdi. Eserler kulak yoluyla kuşaktan kuşağa aktarılıyor, bu arada değişime uğruyor, zamanla unutulabiliyordu. 9.yüzyılın ikinci yarısında ilk notalama sisteminin ortaya çıktığı" belirtilir. (11)

DİPNOTLAR:
1) Sait Alioğlu; Müzik ve Türk Halk Müziği Üzerine Bazı Mülahazalar, (Haksozhaber.Net) 18.07.2011.
2) D.Mehmet Doğan; Büyük Türkçe Sözlük Mûsîkî Mad. Ülke yayın Haber, 10.Bas. 1994, İST
3) Ali Püsküllüoğlu; Türkçe Sözlük müzik mad. Doğan Kitap, 2.Bas. 1999 İST
4) Sait Alioğlu, a.g.m
5) İsmail Raci Farukı, Lamia Faruki, İslam Kültür Atlası., s.467 İnkılâb Yay. Aralık,1999.İST.
6) İsmail Raci Faruki, Lamia Faruk,, a.g. e, s.467
7) İsmail Raci Faruki, Lamia Faruk,, a.g. e, s.468
8) Temel Britanica Ans. Müzik mad. Ana Yayıncılık(Hürriyet Gazetesi Kültür Eki)
9) "Müziği Kim İcat Etti? Müziği İlk Keşfeden ve Yapanlar Kimlerdir? Müzik Nerede ve Nasıl Bulundu?" adlı makale (HayatNotu.com)
10) Temel Britanica, a.g.m
11) "Müziği Kim İcat etti…" adlı makale HayatNotu.com)

Sait Alioğlu - 07.12.2015

,

1756

Sait Alioğlu Hakkında

Sait Alioğlu

Özgün Duruş gazetesinde kitap değerlendirme yazıları yazmaktadır.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin