Ne Romancıyım Ne Şair, Ne Tarihçi

Ne Romancıyım Ne Şair, Ne Tarihçi

Ne Romancıyım Ne Şair, Ne Tarihçi

20.07.2012 - Ersin Kendir
Ne Romancıyım Ne Şair, Ne Tarihçi
Bir mabed bekçisi, üstad Cemil Meriç için kullanılacak en güzel tanımlama olsa gerek. Yazar cündioğlu bir vesile ile Fransız romanları okumaya başlayıp Balzac okumaya Cemil Meriç tercümelerinden okumasını tavsiye eden arkadaşı sayesinde bir okyanusa adım attığını söylemekte. Bu vesile ile Cemil Meriç'in dünyasına dalıp kaybolduğunu söyleyen yazar geniş ve etraflıca bir çalışma sonucunda bu nadide eseri okurlarına takdim ederek Bildiğimiz mütefekkir Cemil Meriç'e ek olarak bilmediğimiz mütercim ve münekkid Cemil Meriç'i bizlere tanıtıyor. Daha önce yayınlanmamış yazılar usta bir titizlikle analiz edilip daha önce bu konularda yayınlanmış eserlerin hatalarını da ortaya koyarak kısa alıntılar ve dipnotlarla zenginleştirilmiş bir Cemil Meriç monografi sunulmuştur.

Bu eserde, biraz bilinen, biraz da bilinmeyen Cemil Meriç karşımıza çıkmakta. Kendini mütefekkir, mütercim ve münekkid olarak tanımlayan Meriç bir mabed bekçisi olmanın bedelini gözlerini kaybederek ödemiştir. Hugo ve Balzac gibi dünya devlerini okuyup en esaslı tercümeler veren, değeri geç anlaşılan nadide bir mütercimdir. Yazar bu konuyu ele alırken Türkiye'nin meçhulü kalmış bir Cemil Meriç'i sergilemekte olduğunu belirtmiştir.

Genel olarak, Meriç kimleri eleştirmiştir, niçin eleştirmiş, nasıl eleştirmiş ve bu eleştirilere maruz kalanların tavrı ne olmuştur gibi ayrıntılı bilgiler sunmaktadır.

Daha çok Balzac'a olan aşkını görmekteyiz, öyle ki Balzac hakkında ki notlarında "Balzac'a mı ait yoksa ben mi söylemişim bilemiyorum" dediği olmuştur. Geniş bir düşünce dünyası olan Meriç, pantheon, mabed, tapınak ve kapitol kelimelerini ilk ve sıklıkla kullanan mütercimdir.

Eserde, 'aydınlıkta ve karanlıkta bir mabed bekçisi' başlığı ile aydınlık olarak 1940'lı yıllar, karanlık olarak ise 1960'lı yıllara kısaca değinilmektedir. Meriç; "mabedi bezirgânlardan temizlemek" cümlesini sıklıkla kullanmakta, bu sebeple kalem haydutlarına tek başına cephe alarak tenkidlerini savurmaktadır. Kalem haydutlarının yanında bir de bezirgânlar vardır Meriç'in dünyasında. Bezirgân, düşünce ve sanat eserlerini sadece satılacak bir metâ olarak gören yayıncıların hiç değişmeyecek unvanıdır Meriç'in dilinde. Mütercim, işin titizliği ve ehemmiyeti konusunda "bir kamus-ı okyanusta kelime bulmak, denizden inci çıkarmak gibi güç bir iş" tir demektedir. Bu işini, gözlerini kaybettikten sonra da sürdürüp bir kelimeyi Türk diline aktarabilmek için günlerce düşündüğünü okumaktayız.

Eserin ikinci bölümünde Meriç'in roman üzerine görüşleri serdedilmektedir. Balzac'ı tanımasam romancı olmak isterdim diyen üstad neden diye soranlara "Çünkü roman hasta cemiyetin mahsulü" olduğunu iddia etmiştir. Bizde neden roman yok diyenlere de, "hasta değildik çünkü" karşılığını vermektedir. 1928 de alfabeye başlayan bir millet 1936 da nasıl kendini ifade edecek bir edebiyat şaheserleri yaratabilir? Nidasını duymaktayız. Meriç'in roman konusundaki yorumlarının ardından kısa bir hayat hikâyesine yer verilmiş daha doğrusu okuma ve yazma dünyasına nasıl adım attığı aktarılmaktadır. 11 yaşında Hugo okuma sevdası uğruna okula gitmemesi arkadaşlarının ona Victor Hugo lakabı takmalarına sebep olacaktır. Gençlik çağında ise Balzac aşığı olarak devam etmektedir.

Redde hayır, tenkide evet diyen mütercim ve münekkid yazar, gözbebeği gibi değer verdiği bazı eserlerini yayın evlerinin kaybettiğini ayrıca ifade etmektedir. Mütercimin ne kadar ustaca çeviriler yaptığını yazar cündioğlu karşılaştırma babında okura aynı eserlerin başkalarınca çevirisi ile karşılaştırarak sunmaktadır.

Münekkid, mütercim ve mütefekkir olmanın yanında şiir yazması hatta defterler doldurmasına rağmen şair değildi üstad. Romanı ve şiiri üstadlara bırakıp düşünceyi seçtiğini belirtmekte ve "aşka zamanı yoktur harcayacak, aydının" demektedir. Yahya kemal ve Haşim'den sonra ikinciliğe razı olmayan üstad Kendisine layık gördüğü mertebeyi tasnif ederken "Nazım Hikmet; şiir, Kemal Tahir; roman Cemil Meriç ise fikir" buyurmaktadır.

Kısacası üstad hayatını şu cümle ile özetlemektedir; "Ne romancıyım ne şair, ne tarihçi. Sadece dürüstüm, çok okudum çok düşündüm."

Bir Mabed Bekçisi
Dücane Cündioğlu
Kapı Yayınları
296 sayfa
Ersin Kendir - 20.07.2012

,

2448

Ersin Kendir Hakkında

Ersin Kendir

Ordu'da doğdu, İstanbul'da yaşıyor.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin