Necla Dursun yazdı: Everybody Wins

Necla Dursun yazdı: Everybody Wins

Necla Dursun yazdı: Everybody Wins

19.08.2020 - Necla Dursun
Necla Dursun yazdı: Everybody Wins

"Kaptan konuşuyor. Sayın Naim Süleymanoğlu, size “hoş geldiniz” demek isteyen arkadaşlarım dışarda sizi selamlıyor… Güvenliğinizden sorumlu Efeler Filosu olarak sizi selamlıyoruz. Memlekete, anavatana, Türkiye Cumhuriyeti topraklarına hoş geldiniz. Sizi yaklaşık 35 dakika sonra, bağrına basmak için bekleyen halkımızla buluşturacağız." anonsunun ardından yükselen müziğin “Havasına suyuna taşına torağına bin can feda bir tek dostuma... Bir başkadır benim memleketim..." sözleriyle vatan toprağını öpmektedir.

Başbakan Turgut Özal’ın danışmanları eşliğinde Başbakanlık uçağıyla Londra'dan Türkiye’ye getirilmesini konu alan bu sahne “Naim” filmindeki etkili sahnelerden sadece biri.

90’ların Başındaki Milli Gururumuz

Naim Süleymanoğlu… Nam-ı diğer: Cep Herkülü…

60 kg ağırlığıyla, kendi ağırlığının üç katından 10 kg daha fazla kaldıran haltercimiz. Başka haltercilerin kaldıramayacağı kadar büyük yükün “altından girip üstünden çıkan” Avrupa, Dünya ve Olimpiyat Şampiyonumuz.

İlk dünya rekorunu kırdığında sadece 15 yaşındaydı. Bazısı bir daha karalamayacak 46 dünya rekoru, 7 dünya şampiyonluğu, 3 olimpiyat altın madalyası, 6 Avrupa şampiyonluğu sahibi.

1967 Bulgaristan’ın güneyinde Kırcaali’ye bağlı Mestanlı Kasabası’nda doğmuş, 2017 de vefat etmiştir. 50 yıllık kısa ömründe belki de O hayattayken kaleme ya da filme alınması gereken bir yaşantıya sahip koca yürekli sporcumuz.

Halteri Altüst Eden Naim

Uluslararası prestije sahip TİME Dergisi’nin 1988 Ekim sayısında “Everybody Wins - Herkes kazanır” haber başlığı ile dergiye kapak olmasıyla Türk Halkına yaşattığı milli gururu daha da köpürtmüştür.

Şimdi Onu daha yakından tanıma zamanı. Nasıl mı? Dilerseniz kardeşi Muharrem Süleymanoğlu’nun anılarını kaleme aldığı “Cep Herkülü” adlı kitabı okuyabilir dilerseniz aynı eserden beyaz perdeye alınan “Naim” isimli filmi izleyebilirsiniz. Süleymanoğlu’nun 1977 Bulgaristan günlerinden 1988 Seul Olimpiyatları arasında geçen 11 yıllık süreyi kapsayan filmini izlemeyi tercih edecekler için kaleme alınan değerlendirme bu yazımızın konusudur.

Filme Dair Notlar

Başrolde Hollanda asıllı Türk oyuncu Hayat Van Eck var. Eck, Ankaralı Türk bir annenin çocuğu olarak Amsterdam’da doğmuş ve 6 yaşına kadar orada yaşamış. Daha sonra ailesiyle birlikte İzmir’e taşınmış. Onur Saylak'ın senaryosunu yazdığı 2017 yapımı “Daha” isimli filmdeki “Gaza” rolüyle 24. Adana Altın Koza Film Festivali'nde “Umut Veren Genç Erkek Oyuncu Ödülü” ne layık görülmüş. Naim filminde üstlendiği başroldeyse aynı canlandırdığı isim gibi ağır bir yükün altına girmiş. Bu yük belki de Naim Süleymanoğlu’nun halterde kaldırdığı yükler kadar ağır. Bu kadar önemli bir rolü başarıyla yansıtmış kameraya.

Süleymanoğlu'nun çocukluk dönemini canlandıran Batuhan Davutoğlu ve ilk gençlik yıllarını oynayan Deniz Ali Cankorur da başarılı seçimler olmuş. Hele Batuhan Davutoğlu’nun sporcuların ve sadece bilet satın alanların girebildiği havuza kaçak girerek görevlilere yakalandığı sahnede öyle sevimli ki, izlerken yanaklarından makas almak istiyorsunuz. Her üç oyuncunun başarısı birbirlerini tamamlamış ve Naim’e dönüşmüşler.

Oturdukları kasaba ile Kırcaali arasında otobüs şoförlüğü yaparak ailesini geçindirmeye çalışan “Baba” rolündeki Yetkin Dikinciler ve “oğul hasreti çeken şampiyon annesini” canlandıran Selen Öztürk rollerinin hakkını teslim eden isimler olmuş.

Yetkin Dikinciler yani Süleyman Aga halter sporu için Kırcaali Spor Salonunda spor öğretmeniyle konuşurken "Yapcak sipor mu galmadı. Anası gomşulardan duymuş, bu yaşta bu siporu yaparsa boyu kısa galır hem de çocuğu olmazımış deye." diyor ve izleyicide bir gülümsemeye sebep oluyor.

"Naim böyüg şehir bilmez ki, araba çeğner gızanımı." diyerek 10 yaşındaki oğlunu Kırcaali'deki yatılı spor okuluna göndermeye gönüllü olmayan Naim’in annesi Hatice "Halter adam sporudur" diye Kırcaali'ye gitmeye razı edilmeye çalışılırken izleyicilerdeki anne kalbi gözyaşı dökmeye başlıyor. Yaşı küçük olduğu için yasal olarak gerekenler yapılırken"Sen kendine kızasın ki Naim'i halter için doğurmuşun." der Hatice’ye Kırcaali’deki spor öğretmeni Enver (Gürkan Uygun),

Kırcaali Spor Okulu'nun ilginç mimarisi, konuşulan Türkçe'nin kendine özgü aksanına eşlik eden yerel müziklerle sıkça görülen kiril alfabesi yazılar filmde dikkat çekiyor. Kırcaali’deki yeni okulunda ve yeni sınıfındaki yazı tahtasının üstünde kiril alfabesiyle "Özgürce büyüyüp öğreniyoruz." yazıyor olsa da “özgür ol(a)mayan Türklerin” yaşadıkları filmin ilerleyen dakikalarında gözler önüne seriliyor.

İlk Şampiyona

İlk Halter Şampiyonası Bulgaristan'ın Vidin kentindendir ve Naim’in evinden uzaktaki ilk organizasyonudur. Bulgaristan Milli Takım Antrenörü de ilk kez burada görür Naim'i. Sofya’daki milli takıma gitmesi için Kırcaalili Spor Öğretmeni Enver, Naim'in kulağına filmin anahtar cümlesini tam da bu sahnede fısıldar: "Gölgede duranın gölgesi olmaz Naim. Güneşte duracan ki sen kendin gölge olasın. İnsanlar gölgene toplansın. Kırcaali bir vilayet. Dünyaya açılan kapı Sofya'da." Bir müddet sonra bu cümle Naim'in hayat mottosu halini alır. Naim kısa süre sonra Bulgaristan Milli Takım Kampı'ndaki antrenmanlarına başlamıştır bile.

Filmdeki temel; başarının daha ileri taşınması, sporcu hırsı, duygusal aile ilişkileri üzerine atılan harçlarla yükseliyor. Temel üstüne yükselen binada; Naim’in zamanın hükümeti tarafından adının kendi rızası olmaksızın değiştirildiğinin (hem de haberi olmaksınız ve kendisinin de bulunduğu basın önünde açıklanması ile) gittikçe ivme kazanıyor. Aynı dakikalarda annesi Hatice'nin adı “Anastasya” olarak değiştirildiğine dair sahneleri izliyoruz.

Tam bu noktada başka bir konuda artan bir tempo var filmde, o da şu; Bulgar Hükümetinin Türk asıllı vatandaşlara uygulamaya başladığı, insanların kaderlerini değiştiren politikası sebebiyle filmin konusu spor iken politik bir kimlik kazanıyor.

Süleymanoğlu’nun 1986’da Melbourne Avustralya’da, Dünya Halter Şampiyonası esansında kaçarak Türk Büyükelçiliği’ne sığınması ve sonrasındaki sahneler ise dozu yüksek Türk Milliyetçiliği içeriyor.

Londra Büyükelçiliği'nden hava alalına sağ salim gidebilmesinde güvenliği sağlayabilmek için dublörü olmaya gönüllü olan elçilik aşçısı Şaban Usta adına kaygısını dile getirmesinin ardından:"Ah be Naim, senin kılına gelecek benim gözüme gelsin." diyen Şaban Usta izleyicinin gözlerini bulutlandırıyor.

Gittikçe Artan Tempo ve Dönemin Görselleri

Önemli bir müsabaka öncesinde gelen “Amerikan rüyası” teklifini hiç düşünmeksizin elini tersiyle ittikten saniyeler sonra göçmen şivesiyle "Gidelim ağbey, önden biraz ısınam." diyen ve her müsabakasında hamle yapmadan hemen önce alnına düşen saçlarını üfleyerek yaptığı konsantrasyonla zihnimize kazınıyor Naim.

Müzikler Fahir Atakoğlu'na ait. Film için özel olarak yapılan eserin sözleriyse bir harika; "Kaldırdım dünyayı dertlerimin yerine. Kan karıştı terime.”

Set aşamasının 5 ay sürdüğü yaklaşık 20 bin figüranın rol aldığı açıklanan film belki de dizi olmayı hak eden bir içerikte. Film yerine 8-10 bölümden oluşan bir dizi olmaya layık bir yaşam var karşımızda.

“Dönem filmi” olması açısından bakıldığında ise neredeyse kusursuz bir yapım izliyor seyirci. Üstelik bu dönemselliğin içine dünyanın birçok ülkesi, şehri ve mekânının monte edildiği düşünülürse görüntü yönetmeni Martin Szecsanov’u içtenlikle tebrik etmek lazım.

Ülkemizin görüp görebileceği en başarılı sporculardan biri olan Süleymanoğlu’nun filmi Ona bir vefa borcu düşüncesi ile izlendiğinde (kanımca) daha anlamlı. 140 dakikayı dolu dolu yaşatan bir yapım olmuş.

Bulgaristan Türklerinin yaşadıklarıyla omuzlarına yüklenen manevi yükün ağırlığını, 60 kiloluk gencecik bedenine yükleyerek Bulgar Türklerinin sesi olmak için sağlığını (ve hatta canını) ortaya koyan Naim Süleymanoğlu’nu yakından tanımak adına izlenesi bir film.

Filmin Gerçekliği Üzerine

Naim Süleymanoğlu, Seul Olimpiyatları'nda 5 olimpiyat rekoru kırdığında (yasal yoldan büyütülen yaşı kâğıt üstünde 21 olsa da) 19 yaşındaydı ve 3 yıldır ailesini görmüyordu. 1992 de Paraguayda adına pul bastırılan haltercimizin filminde adı geçenlerin çoğu bu gün hayatta. Dolayısıyla tamamlanmamış bir yaşam döngüsü aktarılıyor filmde.

Süleymanoğlu'nun yaşamını geçirdiği yerlerde çekim yapmanın önemine işaret eden ve bu durumu “Hayatımın en anlamlı ve en büyük projesi” olarak tanımlayan filmin yapımcısı Mustafa Uslu, şu bilgileri vermiştir: "Bulgaristan'da çekimlere başladık, Naim Ağabeyin doğup büyüdüğü Mestanlı, Kırcaali'de. Milli Takıma geçince oradan Sofya'ya gidiyor. Çekimleri orada yapınca, ister istemez oyuncular çekim dışında, olayın gerçek tanıklarıyla karşılaşmaya başladı. Mahalle arkadaşlarıyla, Naim Ağabeyin annesi, Hatice Anne hala Mestanlı'da yaşıyor. Muharrem Süleymanoğlu'yla, okul arkadaşlarıyla, diğer akrabalarıyla, ona minnet duyan halkla birebir temas ettiler. Bu onları oyunculuktan öte bir şeye motive etti." (1)

Çekimleri dünyanın çeşitli ülkelerinde gerçekleşen filmde, Avustralya, Bulgaristan, Türkiye, Moskova, Brezilya, İngiltere BM sahnesi için ise ve ABD'de New York'ta gerçekleşmesi demek, ciddi bir teknik ekip ve ekipman kullanılması demek. Bu malzemelerin ve oyuncuların ülkeler arası transferi bile başlı başına büyük bir iş. Hatta Bulgaristan'da komünist dönemin canlandırılmasıysa ayrı bir konu.

Sonuç

Ülkemiz ve dünya spor tarihine adını altın harflerle yazdıran efsanevi halterci Naim Süleymanoğlu spor kariyerine 7 Dünya Rekoru, üç farklı olimpiyatta kazandığı 3 Olimpiyat Altın Madalya, 6 Avrupa Şampiyonluğu ile 7 tane Dünya Şampiyonluğu ve daha nice başarılar sığdırmış biri.

Naim’in Birleşmiş Milletlerde yaptığı konuşmadan sadece 3 ay sonra uluslararası baskılara dayanamayan Bulgaristan Komünist Partisi ülke sınırlarını açtı. Böylece 350 bin vatandaşımız ana vatana kavuştu. Bu realite filmin sonunda ekrana gelen şu metinle kaleme alınmış: "Naim Süleymanoğlu, 18 Kasım 2017 de aramızdan ayrıldı. Tek istediği halkına evrensel insan haklarını yaşartmaktı. Çocuk yaşta halkı için kaldırılmayacak yüklerin altına girdi ve kaldırdı. Bedelini bilerek ve isteyerek hayatıyla ödedi. Aramızdan ayrıldığında henüz 50 yaşındaydı."

Bu satırlardan sonra (ne yazık ki) diyecek bir söz yok: “Allah rahmet eylesin, nur içinde uyusun.” demekten başka.

*Herkes Kazanır

(1) https://www.aa.com.tr/tr/kultur-sanat/yapimci-mustafa-uslu-naim-hayatimin-en-anlamli- ve-en-buyuk-filmi/1649542 erş.trh:11.08.2020

Necla Dursun - 19.08.2020

,

8181

Necla Dursun Hakkında

Necla Dursun

29 Ekim 1976 Sakarya doğdu ve aynı şehirde büyüdü.

Lisansını Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi’nde, yüksek lisansını Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi Yerel Yönetimler Anabilim Dalı Küresel Şehirler ve İstanbul Araştırmaları Bilim Dalı’nda “Kuzguncuk Semt Tarihini İnsandan Okumak; Bir Seçki ile Şahsiyetler” isimli teziyle tamamladı.

Şehir, şehirleşme, şehirli, kültür, mekan, insan, gündelik yaşam estetiği gibi konularda araştırma yaparak yazılar kaleme almaktadır. Keyif alarak emek verdiği diğer bir konu ise; konusu Balkanlar olan kitaplar hakkında incelemelerde bulunmaktır.   

Finans sektöründe çalışıyor ve İstanbul’da yaşıyor.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin