Nietzsche Ve Babaannem - Mustafa Ulusoy

Nietzsche Ve Babaannem - Mustafa Ulusoy

Nietzsche Ve Babaannem - Mustafa Ulusoy

02.02.2011 - Büşra Nur Karaarslan
Nietzsche Ve Babaannem - Mustafa Ulusoy

Sır Çözücü"nün İcadı

Okuma Notları...

Odamdayım. Küçük, iki kişinin zor sığacağı bir oda burası. Bir kitaplık, küçük ve eski bir giysi dolabı, ranzadan bozma iki yatak, bir köşesi kırık masa, duvarlarında İsmet Özel şiirleri, binlerce kez okunmuş... Kız kardeşimin yatağı her zamanki gibi dağınık, olabildiğince düzensiz, alelade örtüsü örtülmüş, benimkisi inadına tertipli, düzenli, gıcır gıcır, hani derler ya üzerine para atsan zıplar cinsten, öyle işte. Velhasıl karmaşa hali hâkim ruhum gibi odama da. Masayı yatağıma iyice yaklaştırıyorum. Beyaz kâğıtlar, içinde birkaç sayfa kalmış bir karalama defteri, birkaç renkte kalem, Yaşamak ile Nietzsche & Babaannem... Masanın üstünden hepsi bana bakıyor. Yaşamak* kitabını elime alıyorum önce; Zarif"çe okşuyorum kapağını. Her zaman Zarif kitaplarımda yaptığım gibi, yine uzun uzun gözlerine bakıyorum Zarif adamın. Usulca kaldırıyorum duvağını ilk sayfanın : "SARIKAMIŞ.1979.ne çok acı var." İlk harfin küçük yazılmasına pek aldırmasam da sonuna konulan tek noktayı beğenmiyor, altını üstünü tükenmez kalemle çiziyorum cümlenin. Hâlâ tatmin olmadım, bir ünlem konduruyorum sonuna en normalinden, olmuyor, yetmiyor, afili 2 ünlem daha bırakıp kitabın kapağını kapatıyorum. Daha fazlasına gücüm yok çünkü; bugünkü dersimi aldım : " ne çok acı var ! "

Farklı kitapları aynı anda okumayı seviyorum sanırım. Kalkıyorum, odada birkaç volta atıp salona geçiyorum. Ev ahalisi TV başında nefs uyutuyor, hayır benim uykum yok! 'canım insan çekmiyor" odama ve yalnızlığıma geri dönüyorum. "Gözden geçirilmiş ve genişletilmiş yeni baskı" kitaplarla konuşmayı pek sevmiyorum aslında, hepsi makyajlı, çirkin, ihtiyar ve suratsız geliyor ama yine de bu babaanneyi tanımak ihtiyacı doğuyor gözlerime. Bu gezegene ait, okuma-yazma bilmeyen ve felsefeci olmayan... Nietzsche"yi merak ediyorum; sonra arka kapakta bahsedilen kolay ve zor yolları, tercih etmedikleri dünyada tercih etmek zorunda oldukları neyse onu... En insani yanımın koluna girip; farklı bir yolculuğa başlıyorum. Biraz heyecanlıyım.

Cümleler ilerledikçe daha çok yatağa gömülüyorum, pozisyon değiştiriyorum; omuzlarımı masaya vuruyorum ya da yüzümü avuçlarım arasına alıyorum, kâr etmiyor, olmuyor. Sohbet koyulaşıyor bir çay molası veriyoruz. Uzun zamandır hiç bu kadar çok kitap okumamıştım, hayretle fark ediyorum yasaklarını doktorumun.

"Gözlerim biraz yorgun. İçinde bekleyişler, bekleyişler, bekleyişler..." *

Tüm bekleyişlerime rağmen odamın kapısı açılmıyor, babam 'yasakları" hatırlatmıyor. Cemil Meriç"e benziyorum gittikçe, korkuyorum annesinden habersiz kiler dolabından şeker çalmış yaramaz kız çocukları gibi; ama yine de devam ediyorum sohbete, nasılsa babam hala gelmedi. Gözlerim biraz ağrıyor, ovuşturuyorum, sonra geçiyor.

Odanın son durumu: yatağa yapıştırılmış bir masa, üzerine dağılmış renkli kalemler, sayfalar, şu an üzerine yazdığım banka promosyonu, üç-beş boş sayfası kalmış defter, haşince köşeye atılmış bir YAŞAM(ak)! Nietzsche habire konuşuyor, susmak nedir bilmiyor ve ben habire yazıyorum. Yazabiliyor muyum!

"Yaşamayı bileydim yazar mıydım hiç şiir!" * diyor İsmet Özel duvarımdan sessizce, sağ elimi kalbime yaslayıp, manalı bir tebessümle 'eyvallah" çekiyorum.

I.Bölümün sonu. (yeni başlamıştık oysa!)

II. Bölüme geçerken bir bukle satır arası düşüyor kaleme. Kitap şahsıma ait olsaydı keşke diyor; hain planlar kuruyorum. Hayır, hayır o kadar sadist değilim; bütün hain planlarımı gökyüzünde peydah olan bulutun içinden siliyor, kitabı karalamak yerine masada duran banka promosyonu deftere sarılıyorum. Soğuk bir sürahi su gibi iyi geliyor bana satırlar; susadıysan sen de buyur:

"Asılı mı kaldın hayatta! Ya da sıkışık mı! Yoksa yoruldun mu! Ruhunu sürgüne mi yolladın! Konuşmak istemiyorsun. Gerginsin. Bunalımdasın. Ağlıyorsun. Yalnızsın. Kederlisin. Mutsuzsun. Kimse seni anlamıyor. Sen kimseyi anlamıyorsun. Kıyıda köşede kalmış gibisin. Durgunsun. Öfkelisin. Ne yapacağını bilmiyorsun. Ne yapmayacağını biliyorsun. Güçsüzsün. İçinde kötü şeyler olacak korkusu var. Kaygılısın. Heyecan basıyor yüreğini. Tedirginlik bedenini uyuşturuyor... Tanı: Tam da düşündüğün gibi. Kalbini çokluk yordu, kalbin dünya mahzeni gibi! "

Teşhis

Devamını merak ettin sen de değil mi! O halde sayfa 63′ten bayır aşağı dümdüz yürü, yolun sonundaki köşeyi dön karşına çıkacak bütün sorularının cevapları, benden bu kadar.

İnsan siluetleri ruhumu yoruyor yürüdükçe. Basit bir sır çözücü icad etme isteği doğuyor devrimci kimliğime. Hani bu çözücü de -yağ çözücülerin kirleri çözmesi gibi- ruhumuzun bulaşıklarından arda kalmış sırları çözse diye geçiriyorum aklımdan. Her zamanki gibi susuyorum sonra. Tamam, kabul her şehrin kahramana ihtiyacı vardır ama herkes kahraman olamaz değil mi! "Herkesin kahraman olması imkânsızdır, hem kahramanlar bunu kendileri için yapmazlar. Herkes için yaparlar."

"Harita-yı insaniye" 'de gezintiye devam ediyorum bir müddet. Sakladığım cinayetleri, deprem kalıntıları arasında buluyorum. "Kâinatın en çok merhamet edilen misafiri" olduğumu idrak ettiğim vakitlerde ruhum gıdıklanıyor, evet hissettiğim tam da bu: "kalbime bir melek dokunuyor."

"Ölünce Allah dışında kimse yanımda olmayacak" cümlesinde vuruluyor, kanayan hecelere aldırmadan, gecenin ilerleyen saatlerinde kitabın son sayfalarına yürüyorum.

Eyvah babam!
Bu yolculuğa vesile olan Azizim"e baki hürmetle.

*(bkz: Yaşamak / Cahit Zarifoğlu)
* (bkz: Anna Şiiri / Tarık Tufan )
*(bkz: Erbain / İsmet Özel)
* Diğer bütün alıntılar "Nietzsche ve Babaannem/ Mustafa Ulusoy" adlı kitaptandır.

Büşra Nur Karaarslan - 02.02.2011

,

2498

Büşra Nur Karaarslan Hakkında

Büşra Nur Karaarslan

Sakarya Üniversitesi Matematik Öğretmenliği mezunu; çalışıyor. Öğrencileri ve kitapları ile mutlu. Büyüyünce yazar olacak sanıyorlar; bakalım kısmet diyor; sınavı kazanırsam...

Yorumlar
  • Serazat 55 2011.04.08 21:44

    Teşekkür ederiz. Mustafa Ulusoy kitaplarını dikkatle takip ediyorum, Nietzsche ve Babaannem ise hay Allah bitecek diye okumakla okumamak arasında kaldığım enfes bir kitaptı.

  • Büşra Nur 2011.09.30 19:59

    Beğenmenize sevindik.. Size bir müjde verelim o halde Mustafa beyle görüştük üçleme(aynlar koridorundaki aşk ve giderken söylenmiştir)'nin üçüncüsü şu anda yazım aşamasında imiş. İnşallah onun değerlendirme yazısını yazmak da nasip olur...

  • Büşra Betül 2012.05.24 07:02

    Bir Mustafa Ulusoy okuru ve hayranı olarak üçüncü kitabı merakla bekliyorum.. Kaleminize kuvvet..

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin