Nifak ve İnfak Etmek

Nifak ve İnfak Etmek

Nifak ve İnfak Etmek

08.11.2013 - Esra Şen
Nifak ve İnfak Etmek

Canla Bağışla; müellifimizin canla başla bağışlamak anlamında kullandığı bir cümle. Eserde okuyucu ile paylaşılan yegane amaç ise, insanı "çoğaltma telaşından, paylaşma yarışına" erdirecek ilahi bir emri idrak edebilmek diyebiliriz. Bu emir, Nifak'ın panzehiri olarak bildiğimiz İnfak emri.

Demirci'nin dediği gibi; "Kendisine verildiğini bilen, kendisinden verir." düsturu bize İnfak etmenin çok yönlü bir imtihan olduğunu hatırlatmaktadır. İnfak edebilmek öncelikli olarak güçlü bir öte dünya algası gerektirmektedir. Allah'u Teala Bakara Suresi'nin ilk ayetlerinde İnfak'a davete, önce gayba iman etmeye davetle başlamaktadır. Çünkü iyilik yarını hesaba katabilenlerin işidir. İnfak hususunda bir diğer imtihan ise insanın yalnız ihtiyacının fazlasını değil, kendi ihtiyaç duyduğu/sevdiği şeyleri de paylaşabilmesidir. "İnfak'ı az ya da çok yapan, verdiğimizin miktarı değil, verdiğimizi sevme miktarıdır. Çok sevdiğimizden az da versek çok veririz. Az sevdiğimizden çok da versek, az veririz." (s,137) İnfak aynı zamanda kulun Allah'a karşı güvenini ifade edebilmesidir. Verdiğinden eksilmeyeceğini bilen, aslen Veren'in kadim vaadine olan inancını ve güvenini hiç yitirmemiştir. Demirci burada işin içine namazı da katarak şöyle der; "Namaz iman etmenin inanma bileşeni, infak ise güvenme bileşenini somutlaştırır. Namaz kılmayan Allah'tan canını esirger. Allah'tan vaktini kaçırır. Canını veren Allah'tan canını esirgeyen, Allah'a hakkıyla inanıyor değildir... Allah için infaktan kaçan ise, Allah'a güvenmiyor gibidir. Allah'tan malını esirgeyen, Allah'ın yine vereceğine, yeniden lutfedeceğine güveniyor değildir." (s, 63)

Kitapta değinilen başlıca konulardan biri de insanın "benlik" algısıdır. İnsan varlığı olarak kabul ettiği şeylerden ancak kendisini yokken Var Eden'in ona hangi mesafeleri kat ettirdiğini sürekli hatırlayarak geçebilir. "Hatırlar mı insan ki bir zamanlar hatırlanmaya değer bir şey değildi." (İnsan Suresi/1) ayeti ile bir yokluk bile değilken eşrefi mahlukat kılınmış insana hatırlatılan şey, getirildiği yerdir. Getirildiği bu yerden geldiği yere bakacak olursak, "Ben şehadet ederim ki..." cümlesi ile karşılaşırız. İnsan, Rabbinin ona verdiği değerle, O'na, varlığına ve birliğine şahitlik edecek bir makama getirilmiştir. Tüm bunların idrakinde olmak ise şahitliği sahipliğe tercih etmeyi gerektirmektedir. Hiçbir şeyin asıl sahibi olmayan insan, yeryüzünde kendisine ait asıl köşeye ulaştığında zaten bir emanetçiden fazlası olmadığını görecek ve benliğinden/bencilliğinden sıyrılacaktır. Bu yüzdendir ki, İnfak etmek, yerini hatırlamaktır.

Demirci, İnfak kavramı üzerinde dururken Mustafa İslamoğlu'nun "nifak/infak" yorumuna da atıfta bulunur. Hatta bunun üzerinden bir köstebek kıssası anlatır. Buna göre ikiyüzlülüğü ifade eden Nifak, iki dünyalılığı ifade eden İnfak'la bir savaş halindedir. İki dünyası olmayan insanın iki yüzü vardır. Bu yüz ise tıpkı bir köstebeğin talan ettiği ekinler gibi dıştan sorunsuz fakat köke inildiğinde zayi olmuşluğu ifade eder. Gelin görün ki bu zayiatı veren köstebeğin yuvası da karnını doyuracağının çok daha fazlası ile yani gözünü doyurmaya çalışan bir yığıntı ile doludur. Köstebek, infak etmektense yığmayı, çokunu çoklaştırmayı adet edinen insana ne güzel de bir örnektir. "Rabbimizin baştan sona Tekasur Suresi'ni ayırdığı kınama "çok mal"a değil, "çoğaltma"ya yöneliktir...Az mal için de çoğaltma tutkusuna kapılabiliriz. Çok malımız olsa bile çoğaltma tutkusuna yani "lehv"e kapılmamış olabiliriz." (s,120)

Tüm bunların yanı sıra kitapta, bir infak etme yöntemi olarak zekat ve sadaka ile ilgili bazı bölümler de ayrılmıştır. Bu bağlamda; maldan kiri ayıklayan zekat ise, maldaki kir'in ne olduğu sorgulanmış ve "az sadaka"nın kaldırdığı "çok bela"nın ne olabileceğinden bahsedilmiştir. Sadakanın uzattığı ömrün, ömrü bu dünyadan öte dünyaya taşıyabilme olduğu vurgulanmıştır.

İyiliği Allah'tan ötürü ve Allah için yapmanın ifadesi olarak İnfak, her Mü'min'in öncelikli sorumluluklarından biridir. Zaman zaman sorumluluklarımızı birçok yönüyle hatırlama gereksinimi ise "İnsan" oluşumuzundandır. Çünkü "unutmak" tabiatımızken, hatırlamak görevimizdir. Senai Demirci'nin incelikli kaleminden dökülen her cümle ise bu hatırlama için verilmiş samimi bir çabadır.

Rabbimizin hiçbir çabayı boşa çıkarmayacağını inancıyla, istifadeli okumalar diliyorum.

Senai Demirci

Canla Bağışla

Timaş Yayınları

Esra Şen - 08.11.2013

,

2934

Esra Şen Hakkında

Esra Şen

Sosyoloji öğrencisi. Hılfu'l-fudul'da eğitmen. Osmanlı ve Cumhuriyet Târihi derslerine giriyor. 1988 doğumlu.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin