Nisyan İle Malumluk

Nisyan İle Malumluk

Nisyan İle Malumluk

31.10.2014 - Enes Yaşar
Nisyan İle Malumluk

Edebi eserlerdeki çağın izleri, insanoğlunun hisleriyle örülmüştür çoğu zaman. Hemen hemen hepimiz kitabın sayfalarını araladığımız anda akmaya başlayan bir zamanın içerisinde bulmuşuzdur kendimizi. Bir anlamda duygularımız, sürecin içinde sürüklenirken olayların akışına kapılmışızdır. Fakat postmodernist anlatılara geldiğimizde ise artık kurguyu yazar değil, okur şekillendirmeye başlar. Yani yazılmış eser kitabın son sayfasına gelindiğinde bitmek yerine yeniden başa sarar ve farklı izlenimlere yol açarak devam eder. Daha doğrusu bir açık yapıt halinde kendisini sonsuza kadar yeniler. İşte Murat Gülsoy'un, Nisyan kitabı da bunlardan birisidir.

Murat Gülsoy'un Nisyan romanındaki anlatı kişisi ölüm döşeğinde ve hafızasını yitirmekte olan bir yazardır. Ve bir roman yazmaktadır. Romanını da anımsadığı olayları belli bir mantık sırası olmaksızın ortalığa dağılmış, paramparça olan sarı kâğıtlar üzerine karalar. Bizler bir yandan bu sarı kâğıtlar üzerindeki romanın parçalarını bir araya getirmeye(belli bir kurgu yakamaya) çalışırken bir yandan da, Murat Gülsoy'un Nisyan kitabındaki karmaşık yapıyla boğuşuruz. İşte bu noktada kendimizi kurmacayla gerçeğin arasındaki bir noktada buluruz. Nitekim anlatı kişisinin yazmış olduğu kağıtlar, Nisyan kitabını oluşturmaktadır. Ve artık kitap, gizemi çözülmesi gereken bir efsun haline gelmiştir. İlerlediğimiz her sayfada ise adeta kurgunun içerisine sürükleniriz. Diğer yandan ise anlatı kişisi gerçekliğin içersine çoktan sızmaya başlamıştır bile. Bu noktada gerçeklik ve kurmaca arasında öylesine sıkışırız ki, neyin gerçek neyin kurmaca olduğu iyice birbirine karışır hale gelir. Adeta anlatı kişisiyle yer değiştirmişlik hissine kapılırız. Daha doğrusu artık bizler sadece basit bir kitap okuru değil aynı zamanda anlatı kişisi haline gelmişizdir. Öyle ki anlatı kişisi hafızasını yitirdiği için onun unuttuğu ve yarım bıraktığı şeyleri, bizlerin tamamlaması gerekir. Aksi takdirde romanı ne kadar okursak okuyalım bizlere cevap vermeyecektir. Yani Nisyan romanı, anlatıyı yeniden oluşturmayacak ve tamamlamayacak bir okur istemez. Bu yüzden de ya kitabı kapatmamız gerekecektir ya da yitik bir kahramanın eksikliğini tamamlamamız. Seçimi bize bırakan Murat Gülsoy, bu çelişkileri zihnimize birer tohum gibi atarak, kitaba devam edenleri farklı serüvenlere sürükler.

Kitaba devem eden okuru ilerleyen sayfalarda anlatı kişisinin zihni içinde bir gemi yolculuğu bekler. Yolculuk esnasında okur ise gemi içerisindeki onlarca kamaraya girer ve çıkar. Ve her seferinde anlatı kişisinin hatıralarından bir kesitle karşılaşır. Bir yandan da bu hatıraların hangisinin gerçek hangisinin bir zihin yanılsaması olduğunu bulmaya çalışır.

Tüm bunların yanında Nisyan romanı da her postmodernist anlatı gibi okurundan bir takım beklentileri vardır. Nitekim roman, metinlerarasılık yöntemiyle Kafka'dan, Oğuz Atay'dan, Ahmet Hamdi Tanpınar'dan vb. yazarların kitaplarından alıntılar, üslup benzerlikleri ve düşünce yapılarıyla doludur. Bunları çözebilmek için de okurunun belli bir edebiyat bilgisine sahip olmasını ister. Aynı zamanda geleneksel anlatıdan modernizme ve oradan da posmodernizme geçişi hazırlayan tarihi bir sürecin altyapına sahip olmasını ister.

Fakat postmodernist anlatı hem okura hem de romana bir alternatif daha sunar. O da ikisinin de birbirlerinin beklentilerini karşılamaması... Ve bu noktada geçerli olan tek kural ise güçlü olanın diğeri üzerinde hâkimiyeti sağlamasıdır.(Eğer okur, anlatının arka planını çözemezse görünürdeki kurguyu okumakla yetinir. Bu da yenilmek manasına gelmektedir.)

Malumluk

Nisyan

Murat Gülsoy

Can Yayınları

112 sayfa

Enes Yaşar - 31.10.2014

,

1771

Enes Yaşar Hakkında

Enes Yaşar
Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin