Okul Evde Başlar

Büşra Nur Karaarslan | Diğer Yazılar | Okunma: 1403 | 10.02.12


Meslek itibari ile sık sık aile ve çocuk eğitimi konulu konferans ve seminerlerde esniyoruz, şey pardon, eğitiliyoruz. Geçenlerde yine yanımıza yastık niyetine taşıdığımız birkaç kitap ve çantamızı alp koyulduk yola. Uzman psikolojik danışman dr. Fatih Kalkınç gelecek dediler, okuldaki bütün öğretmen arkadaşları toplayıp aşağı indirdiler. Diğer arkadaşları bilmem ama ben yine o sıkıcı ve içimizdeki balonları konferans boyunca şişirip şişirip konferanstan iki saat sonra patlatacak konuşmalardan birine daha gideceğim için hazırlıklıydım. Dedim ya kalın birkaç kitap başım altına, bir yumuşak şal da dizlerim üstüne. Rahat uyumak için!

Neyse efendim. Doktor bey içeri girdi sebepsiz alkışlardan biri tam kopacaktı ki durdurdu milleti, lüzum yok dedi. Skor 1-0. Alkış meraklısı bir toplumda alkış istemediğini söyleyen bir uzman? Şaşırdım doğrusu. Seminer süresince zihnimi ayakta tutan değişik imgeler, ilginç örnekler, “bu sorun tıpkı benim a öğrencimin sorunu, şu da falanca arkadaşımın başına gelmişti” dedirten olaylar sonrasında salon çıkışında satışa sunulan kitaplardan birine el uzattım: “OKUL EVDE BAŞLAR”.

Çocuk eğitiminin kalıplara sığmayacak kadar geniş ve ihmal edilemeyecek kadar önemli olduğuna dem vuran yazar, “hiçbirimizin çocuğu kullanma kılavuzu ile dünyaya gelmiyor” diyerek kitabın selam faslından sonraki ilk sayfasıyla kendini okuyucuya zamkla yapıştırıyor. Yazar kitapta, Zeka, empati, çocuk davranışları, sorumluluk duygusu, özgüven, özel olma hisleri, dinleme, cinsiyet eğitimi, aile toplantısı, sorumluluk geliştiren disiplin anlayışı, kardeşler arası ilişkiler başta olmak üzere tam 15 bölümde birbirinden önemli konulara değiniyor.

Hepiniz bilirsiniz klasik bir karikatür vardır. Hani resimde 80’li yıllarda anne baba bu notlar ne diye çocuğa bağırırken günümüzde bu notlar ne diye öğretmene bağırılır. Burada önemli bir noktaya değinilmektedir. Değişen dünya ile birlikte ailelerin çocuklarından beklentileri değişmiştir. Oysa beklentiler değişirken değişmeyen bir şey vardır. O da ailelerin çocuklarına karşı tutumları. Bu tutumların nasıl olacağını “biz sizin yaşınızdayken”lerle başlamayan cümlelerle nasıl yerli yerine oturtulacağını inceden mizahi bir üslupla okuyucusuna sunan yazar, okuyucularına, aksi, sinirli, depresif çocukların asıl sorununun ebeveynlerinin yanlış tutumları olduğunu da aktarır. Söz gelimi, sokak köpekleri bile kendisine bir parça ekmek atan bir adamı bir daha gördüğünde hırlamaz da yanına yanaşıp başını okşaması için bekler. O halde çocuklarımızın uysallaşması için doğru tutumun ne olduğunu iyice bellemek gerekir. Kitapta birbirinden farklı örneklerle bunun zor olmadığını öğrenebilirsiniz.

Arkadaş seçimi konusunda aşırı baskıcı, kızını dövmezsen dizini döversin’ci ailelerin çocuklarının, ya topçuya ya popçuya kaçtığını belirten yazarın itimadın tedbire mani olmadığını da vurgulaması kulağınıza hoş gelebilir.

Kitapta, Çocuk eğitiminde sadece yapmanı z gerekeni değil elinizden gelen her şeyi yapın! Sinyali verilir okuyucuya. Özgüven eksikliğinin iki sebebinin çok yüksek beklentiler ile çifte standartların olduğu bildirilirken mizahi bir dille ülserin sebebine de değinilir. “mide ülserlerine yediklerimiz neden olmaz, ülserler bizi yiyenlerden oluşur” derken yazar stresin ve hayatımızda söz sahibi olan insanların ne kadar önemli olduğunu da vurgular.

Kitabın içindeki örnek olayları okurken yanına tıpki annem, bu da babam diye not düştüğüm yerler var benim. Eminim sizin de olacaktır.

Yazarın önerilerini ilerinin anne babası olarak göz önüne aldığımızda insan ilişkilerini yürütmenin iki yolunun ekip ve rakip olmaktan geçtiğini, ait olma hislerini yeterince tatmin etmediğimizde yanlış yollara yönelen saplantılı evlatlar yetiştireceğimizi aklımızdan çıkarmamak gerektiğini kolayca anlayabiliriz.

“Ne var bunda korkacak!” ezici cümlesi kadar “Ben sana güveniyorum sen başarırsın!” aşırı baskıcı cümlesinin de çocuklar üzerinde kötü etkiler bıraktığını, PSİKOLOJİK SOLUNUMA İHTİYAÇ DUYAN, yalnızlaştırılmış çocukluklarımızdan görebiliriz. Bunlar benim not defterime kaydettiğim küçük anekdotlar. Kitapta daha birçok soruna birçok çözüm yolu sunulmuş.

Ekmek yapanı eleştiren çok olur da ekmek yapan az olurmuş ülkelerin birinde. O ülke Türkiye’ymiş. Lakin biz geneli bozmayıp ülke standartlarına göre hareket ettiğimizde, kitaptaki yazıların puntosunun bu kadar büyük olmasının ve resimlerle süslenmesinin mantığını anlayamadım desem yalan söylemiş olmam. Zira kitabı 6 yaşındaki çocuk için değil de onu doğurup büyüten ailesi için yazdı yazar, yanılmıyorsam? Tabi içimizdeki çocuğu ortaya çıkarmak gibi bir derdi varsa bilemem. Ayrıca eleştirmek istediğim ikinci nokta kitabın içerisinde pek konu ile alakalı olmayan yerlerde tırnak içerisinde verilen cümlelerin gereksiz oluşu. Bence bu kısımlar kitaba güzellik katmak yerine, çorbaya niyet edip ortaya karışık salata yapmak gibi olmuş. Yazarın kendi bildiği vardır, ne de olsa uzman olan o deyip iğneyi kendimize batırıyor ve susuyoruz.

Anne babalar ile geleceğin anne baba adaylarına istifadeli olacağından eminim, hayırlı okumalar.


Okul Evde Başlar
Fatih Kalkınç
Fer Kitap


Sakarya Üniversitesi Matematik Öğretmenliği mezunu; çalışıyor. Öğrencileri ve kitapları ile mutlu. Büyüyünce yazar olacak sanıyorlar; "bakalım kısmet" diyor; "sınavı kazanırsam..."



Büşra Nur Karaarslan İsmine Kayıtlı 25 Yazı Bulunmakdadır.