Ölü Kentin Kitabı - İbrahim İnecik

Ölü Kentin Kitabı - İbrahim İnecik

Ölü Kentin Kitabı - İbrahim İnecik

21.04.2011 - Yakup ÇAK
Ölü Kentin Kitabı - İbrahim İnecik
Biraz şiir, biraz hikâye, aslında hangi şiirin bir hikâyesi yok ki? Hangi şiir sevgili için yazılmadı ki? Sevinçler, üzüntüler, sitemler, isyanlar hep sevgili için değil mi? İnsan sevdiğine yazar, sevdiğine şiirler düzer, şarkılar besteler. İnsanın sevdiği her şeyin en güzeline layıktır. Çiçeklerin en güzeli onu anlatır ve saçlarına takılası olur. Yollarına serilesi olur. Dünya onula güzeldir. Onun olmadığı her yer, baykuşların öttüğü virandır. Geceleri cemali aya, gündüzleri güneşe benzer. Yıldızlar inci gibi dizilir yârin gül sinesine. Her şeyin en güzeli en düzenlisi yakışır ona. Ve kelimelerin, en güzelleri onun için istif edilir şairlerce. Ve en güzel nağmeler, şarkı edilir sevgili için. İşte ölü kentin kitabı maviye şiirler de, sevgili için yazılmış şiirleri, hikâyesi ile birleştirerek yazılmış bir şiir kitabı.

Ölü kentin kitabı, İbrahim İnecik’in ilk kitabı olmasına rağmen, oldukça iddialı bir çalışma. Biraz klasik Türk filmi motifleriyle süslü olsa da, gündelik hayattan fazlasıyla örneklerini görebileceğimiz bir konuyu işlemiştir.

Canfeza’nın Mavi’ye olan aşkının, karşılık bulmasının ardından, şiirlerde sevgiliyi yüceltme görülmektedir. Daha sonra Mavi’nin durgunluğu, şairin şiirlerine yansır. Hayaller ve ümitleri yükler mısralara. Ve maddiyat araya girer ve sevgi tek taraflı olarak yaşanmaya başlar bu bölümde ise şiirler tamamen sitemlidir. Hani bizim Türk filmlerinde ki manzara yaşanır, Mavi gider ve giden sevgili için şiirler yazılır.
Canfeza, ölü kentin sahibidir. İbrahim İnecik, hikâyeyi Canfeza’nın ağzıyla Mavi’ye yazmaktadır. İlk aşkı yüreğinde hissetmesiyle birlikte, şiirlerin eksenine Mavi yerleşir. Mavi ile İstanbul’u adeta bütünleştirir. Sokakları, kaldırımları ve en fazla da Haliç’i anlatır.

İlk ayrılığın ardından, şiirlerin tonu biraz hasrete bürünür. Canfeza, Mavi için gücü nispetince fedakârlıklar yapar, fakat her zaman olduğu gibi bu serüvenin sonu, Mavi’nin Canfeza’yı maddiyat uğruna terk etmesiyle sonuçlanır. Şiirlerinde Kendi ruh halini Ölü kentin sahibi olarak ortaya koyar.
Hikâye oldukça sadedir. Fakat kitapta hikâyelerden çok, şiirler ön plana çıkıyor. Bunun adına da, ister hikâye arası şiir, ister şiir arası hikâye denebilir.
Şiirlerde ağırlı olarak aşk anlatılmaktadır. Birde kendi iç âlemiyle söyleşmelerini, gece ile konuşmalar olarak adlandırıyor. Ve ayrıca şiirlerinde sevgili kadar, İstanbul aşkını da görmek mümkündür.

Gece… Gece… Gece…
Anlatabilmek sevgiliyi sana,
Söyleyebilmek…
Kaf Dağı’nın ardında kalan bu kenti tekrar bulabilmek…
Mavi’ymiş adı; gece, duydun mu sende?
Ben papatya demiştim sana, başlarken bu öykü;
Beyazları kıskandıran o çehreye.
Kalbim ellerimde, saatler durağan, Haliç dalgalı…
Ben bilmiyorum şehrin hangi sokağında, hangi caddesinde…
Ruhumda aşk ve işte başlıyor geceyle konuşmalarım;

Ölü kentin kitabını elinize aldığınız zaman, bir solukta okuyacak, hikâye karışımı şiirlerin büyüsüne kapılacaksınız. Özellikle de gece ile söyleşilerde herkes içindeki kendinden bir şey bulacaktır.

Canfeza ile Mavi’nin aşkına şahitlik ederken, içinizdeki aşka dair duyguların kabardığını hissedeceksiniz. Ve toplumun önyargısının bu kitapta da kendini gösterdiğini göreceksiniz. Maddiyatın yine bir sevdayı daha vuracağına ve bir yüreğin ölümüne şahitlik edeceksiniz.

Aşk üç harftir,
Bu şehir ve sen,
Ölü kentin yoksul çocuğu,
Gece, gece, gece
Ve hikâye arasına serpilmiş şiirleriyle Ölü kentin kitabı maviye şiirler, okunası bir şiir kitabıdır.

“ Hiç yazılmamış ölü kentin kitabı var elimde…
Okumak istersen de bir gün,
Bulacağın tek cümle, tek
Yokluğumu varlığına armağan edişimdir
Bu şehirde yazılan her kitap
Söylenecek her şarkı
Ve okuduğum bu şiir
Kentin hiç yazılmamış ölümüdür aslında…

Mavi’ye yazılmış şiirlerinin kendi ölü kentinin dışa yansımasıdır. Mavi rüyaların kâbusla tükenişinin resmidir. Ve giden sevgiliye, “ Sessiz ol giderken! Aşk arka odamda uyuyakalmış…” diyerek vedasıdır.

İbrahim İnecik, aynı zamanda radyo programcısıdır. Edebiyatı hem yazılı hem de sesli olarak icra etmektedir. Kendi yazıp, programında okuduğu şiirlerini güzel bir hikâye ile birleştirip, Ölü kentin kitabı Mavi’ye şiirler olarak Bilge Karınca Yayınlarından çıkarmıştır. Fakat bir seri oluşturacak gibi görünmektedir.

Fatih Cami’inden bir salâ yükselir,
Uçuşur güvercinler, kanat çırparlar bulutlara doğru.
Ben yürürüm sen kokan sokakları,
Dönüp dönüp ardıma bakarım;
Belki geçtiğim yollardan çıkarsın.
Ardımdan koşup,
Yâr, dersin
Off… Sevgili…
Öldürecek bu düşler beni.
Kent üstüme düşecek gibi,
Her yer senin semtin.
İstanbul yağıyor bulutlardan;
Balat, avuçlarımda eriyor.
Dedim ya hani bir salâ okunuyor diye;
Sanırım kentimden yükseliyor,
En ölüsünden…

Ölü Kentin Kitabı
İbrahim İNECİK
Bilge Karınca
158 sayfa
Yakup ÇAK - 21.04.2011

,

4318

Yakup ÇAK Hakkında

Yakup ÇAK

1971 Karaman doğumluyum, ilkokulu kendi köyümde, ortaokulu da Karaman'da okudum, Lise'yi ise Konya Meram Ticaret lisesine gittim ama bitirmek nasip olmadı. Şu anda Konya da Özel bir ambalaj tesisinde çalışıyorum. Edebiyata olan düşkünlüğüm elimden kalemi bırakmama müsaade etmedi. Ve kendi imkânlarımla Sızak adında bir roman çıkardım. Halen şiir, hikâye, deneme ve roman alanında çalışmalara devam ediyorum.

Not: Fotoğraftaki şahıs kendisi değildir.

Yakup ÇAK ismine kayıtlı 30 yazı bulunmaktadır.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin