Ölü Serçeler Adedince

Ölü Serçeler Adedince

Ölü Serçeler Adedince

13.05.2020 - Mustafa Atalay
Ölü Serçeler Adedince

-Gerçeklik Algısı

İnsanın kendisini anlatan eserleri, kendisinden bir parça bulduğu eserleri, yakınlarını bulduğu eserleri, ülkesini bulduğu eserleri, şehirleri bulduğu eserleri, tanıdık ülkeleri bulduğu eserleri, tanıdık yüzleri bulduğu eserleri, tanıdık halleri bulduğu eserleri, kendisini anlatan eserleri… İnsan bir parçasıyla bağ kurabildiği eserleri daha da sahipleniyor. O eserin içinde kaybolurken, kendi varlığının yansımalarından sızan yangını da koklamaya başlıyor.

Bir romanda insana dair emareler varsa, insanın ruhuna dair, insanın ömrüne dair ve insanın gerçekliğine dair… Karakterlerinin ismi değil, karakterlerin giydikleri ruhları ön plana çıkıyorsa, o romanı sadece okumakla kalmayıp, okuduğunuzu gerçekliğin penceresine yığmak da kaçınılmaz oluyor. O gerçeklik de her zaman ölüm oluyor.

-On Dört Tokat

Yazar Ayşegül Genç, ölüme gidişi sessiz olan fakat bir gerçek olarak yüreğimizde sürekli acısını hissettiğimiz kadınlarımızın gerçekliğini karakterlerinin hissiyatıyla ortaya koyuyor.

Şüheda, Abdurrahman, Marangoz Ahmet, İskender, Asuman, Sema, Murat, Filiz, Sema… Her birinin isimleri farklı olsa da aynı hikâyenin çevresindeki ölümlere tanık isimler. Kendi ölümlerinden önce, kendilerine dönüp varlıklarıyla yüzleşenler. Kendi hikâyesinden seslenenler. Başka hikâyelere dokunanlar…

Kimin haklı kimin haksız, kimin mazlum kimin zalim olduğunun önemi ancak büyük bir olayın vukuu ile mümkündür. Bu da bozuluştur. Giriş, Tekvir suresinin on dört ayetiyledir. Tekvir suresinin on dört ayetini, on dört bölüm olarak karşımıza koyar Ayşegül Genç. On dört kez tokat atar yüzümüze. O kız çocuğuna hangi günahtan dolayı öldürüldüğü sorulmadan, hepimize bu soruyu sorduracak masum gerçeklikler bırakır.

-Geniş Bir Hikâyedir Anlatıl(ma)yan

Geniş bir hikâyedir bu. Her kırılgan fidanı alır avucuna. Filistin’den Somali’ye, Nijerya’dan Çeçenistan’a, Doğu Türkistan’dan Irak’a, Afganistan’dan Mısır’a… Dua niyetidir bu. Her gerçekle yüzleşemez insan. Yalnız, akan kanların hesabı kimseden sorulmadan da kalkmaz mizan. Bozuluş bir kez başlamışsa, kıyamet bir kez kopmuşsa, yaşananlar elbette saçılacaktır meydana. Bu roman bir meydan, mahşer meydanı…

Çağımızın sahabesi Zeynep Gazali’yi de alır bu roman içine, bir mektubuyla yaşadığı çaresizliği göğsümüze hançerleyen Iraklı Nur’u da, Filistinli Leyla Halid’i de, Mısırlı Rabia’yı da, İlk İslam şehidi Hz. Sümeyye’yi de… Bu çığlık, bu Sümeyyeler farklı isim ve mekânlarda sürekli devam eder. Her bir kız çocuğu öldürüldüğünde, aynı soru yankılanır yeryüzünde…

-Vicdandır Bu Sesin Adı

Ayşegül Genç, hissiyatlar söz konusu olunca her karaktere ayrı bir üslup kurgusu oluşturma ihtiyacı hissetmiyor. Roman boyunca merak ettiğiniz bu durumun, aslında, vicdanın sesinin herkeste aynı yankılandığını ve aynı kaynaktan beslendiğini ortaya koymak için olduğunu anlıyorsunuz. İç monologlara hâkim olan bu durum, elbette diyaloglarda farklı bir elbiseye bürünüyor.

Farklı coğrafyalar kadar, farklı zamanların da kadrajına sokuyor sizi roman. Murat ve Filiz üzerinden bir dönemin İslami yapısı, evlilikleri, baskı rejimi, zulüm ve çaresizliklerini ifade ediyor. Tercihlerin ve bu tercihler üzerinden oluşan yapının, zamanla bir tarafgirlik meselesine dönmesi ve tekfir boyutuna indirgenmesiyle İslam’a verilen zararı da bu kadraja sığdırıyor öz eleştiri mahiyetinde…

-İyi ya da Kötü, Ne Gösteriliyorsa O

Şüheda’nın defterinde gizli kalan tüm zulümler, marangozun vicdanında ve İskender’in hırçınlığında belirginleşirken, Asuman’ın kendisiyle hesaplaşmasında, Sema’nın kırılgan ruhunda, Abdurrahman’ın saflığında yeniden harmanlanıyor. Zulmün ve masumiyetin böylesine giriftleştiği iklimde, kardeş marangoz için “iyi” tanımlaması yaparken, abla bildiklerinden ötürü “kötü” diyebiliyor. İnsanı iyi veya kötü yapan şeyi de burada bir karmaşa halinde kucağınıza bırakıyor yazar. Birilerinin iyi gösterdikleri, iyi olduğunu sandıkları, yardımsever görünen fakat gizli hesap yapanların bu yaptıkları kötülükler bir gün elbette karşılarına çıkacaktı…

Ayşegül Genç hayatı roman gibi dokumak isteyenlere, romanı hayat gibi dokuyarak yol gösteriyor. İsimleri önemli olmayan nice karakterin orta noktasına insanın kendi iç sesini koyarak, bu sesler içinde kendimizi bulmamızı istiyor. Hepimizi bir yazar istidadında değil, kendi idrak seviyemizde davet ediyor bu iklime.

Kimi zaman yorucu iç monologlar olsa da, sabrınızı kanatlandıracak bir kıvam bulunuyor. Çevre ve mekân betimlemeleri olabildiğince az. Zira hissiyata odaklanmamızı istiyor yazar. Girişteki ironi de bunu belirten bir alıntı. Bu yönüyle eseri diğer roman türlerinden farklı bir yöne koymak kaçınılmazdır.

Sonuç

Ölü Serçe Dönemeci aynı hikâyenin ortak zemininde mecburen kader birlikteliği yapan insanları acı, yalnızlık, zulüm, adalet, sevgi ekseninde bir imtihana tabi tutuyor. Bir insanın hem en zalim yanını, hem en masum yanını, hem en öfkeli yanını, hem en sevdalı yanını, hem en saf yanını, hem en kurnaz yanını, hem en kaygılı yanını, hem en kırılgan yanını, hem en savunmasız yanını, hem en güçlü yanını bir hikâye etrafına farklı karakterlerle cem ediyor.

İnsan işte…

İsmi önemli olmasa da, yüreği her zaman üstteki mezkûr duyguların ebedi ikametgâhı olmaya devam ediyor…

Ölü Serçe Dönemeci

Ayşegül Genç

Okur Kitaplığı

195 Sayfa

Mustafa Atalay - 13.05.2020

,

1331

Mustafa Atalay Hakkında

Mustafa Atalay

Bir gölün kıyısında 88 yılının Temmuz sıcağında hayata gözlerini açtı. Eğitiminin büyük bölümünü burada geçirdi. Bir denizin kıyısında 2007-2012 yılları arası Üniversite eğitimiyle birlikte hayat eğitimi de aldı.

Bir gölün kıyısına döndüğü yaşamını, 2012 Ağustos'undan bu yana 'Lale'lerle bezeli düşüncelerle 'Eczane'sinde devam ettiriyor.

Okuyor, yazıyor, çalışıyor ve başka alanlarda eğitimine devam ediyor.

Daha önce Üniversite bünyesinde çıkarılan Sentez Dergisi'nin editörlük ve yazı işleri sorumluluğu görevlerini üstlendi. Kardelen Derneği Bülteni'nin editörlüğünü yaptı. Dernek ve Vakıf bültenlerinde ara ara göründü, Alıntılar Mektebi'nde talebe oldu, Yolcu Dergisi'nde nefeslendi, on5yirmi5.com'da uzun bir serencamı oldu. Kitaphaber.com.tr'yi ise evi gibi görüyor...

Facebook: mvatalay
Twitter:@ayn_sin_kaf
Blog:http://aynsinkaf.blogspot.com.tr

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin