Osmanlı Hayatından Kesitler - Emîn Efendi, Hür Mahmut Yücer

Osmanlı Hayatından Kesitler - Emîn Efendi, Hür Mahmut Yücer

Osmanlı Hayatından Kesitler - Emîn Efendi, Hür Mahmut Yücer

21.06.2011 - Seher Ortaöner
Osmanlı Hayatından Kesitler - Emîn Efendi, Hür Mahmut Yücer

Bu kitapta anlatılan ve fikirleri tanıtılan Kethüdâzâde Mehmed Ârif Efendi 19. yüzyıl Osmanlı âlimlerindendir. Genellikle Nakşibendiye dergâhında bulunmakla birlikte, Bektâşi babalarıyla yarenlik etmiş; İstanbul dergâhlarını, Beyoğlu kiliselerini dolanmış; her türlü grup ve zümrelerle görüşmüştür...

Bu eser ne bir tarih, ne bir edebiyat ve ne de tasavvuf klasiğidir. Kitabı ilk defa eline alanın dikkatini çekecek olan hikâyelerden, onun bir hikâye ve mizah kitabı olduğu da söylenemez. O aslında bütün bunları içeren ve üzerindeki menâkıbnâme ismini de aşan bir karaktere sahiptir. Zira bu çalışma, yazılı tarih ve ilmî mülahazaların kapsamı dışında kalan, Osmanlı insanı ve toplumunun karakterini içeriden tanımlayan bir muhteviyata sahiptir. Bütün bunların yanında bu eserin en büyük özelliklerinden birisi de içerdiği tarihî, edebî ve tasavvufî metin ve kayıtlardır...

Menâkıbnâme-i Kethüdâzâde Mehmed Ârif Efendi, Kethüdâzâde Mehmed Ârif Efendi'nin öğrencilerinden Emîn Efendi tarafından kaleme alınmış ve Emîn Efendi, özde hocasının hayatını ve hayat anlayışını yansıtmak amacıyla bu eseri yazmıştır...

Gelin öncelikle Mehmed Ârif Efendi'yi tanıyalım. Ârif Efendi'nin aslı Girit'in Kandiye bölgesindendir. Büyük dedesinin adı İsmail, dedesinin adı Yusuf, babasının adı Mehmed Sâdık'tır. 1180/1767 senesinde İstanbul'da doğmuştur. Dedesi Yusuf Ağa yoluyla soyu Hoca Sadeddin Efendi'ye dolayısıyla Yavuz Sultan Selim'in musâhibi Hasan Can'a dayanmaktadır. Babası Medine-i Münevvere kadısı olunca beraberinde gitmiş, dönüşünde imtihanla müderrislik ruusu almıştır. Ve bunun dışında her biri farklı ilim dallarından olmak üzere devrinin sekiz meşhur âliminden daha icâzet almıştır. Kethüdâzâde babasının sağlığında Sadrazam Koca Yusuf Paşa'nın kızıyla evlenmiş, bu evlilikten Ali Rıza isminde bir oğlu dünyaya gelmiştir. Eşi Esma Hanım'ın evde oturmayıp sürekli sağa sola gezmeye gitmesi bir müddet sonra Ârif Efendi'yi rahatsız etmiş, uyarmasına rağmen söz dinlemeyen eşini boşamak zorunda kalmıştır. Israrlara rağmen eşini almayı kabul etmemiş ve vefatına kadar mücerred ( bekar ) yaşamayı tercih etmiştir. 80 yaşında vefat ederek Beşiktaş'da Yahya Efendi Dergâhı kabristanına defnedilmiştir...

Gerek edebi, gerek tarihsel ve gerekse hayata dair verilen hikâye türü notlar Ârif Efendi'nin ilmini ve zeki oluşunu bizlere gösteriyor. Tasavvufi yönünün bir hayli ilerde olması da bunun bi göstergesi. Kitabın bölümlerini şu, şu başlık diye belirtemiyoruz. Çünkü her bir bölüme geçerken hikâye adı altında bir girişle geçiş yapılmış. Ve bu da kitabın önemli özelliklerinden birisi...

Kitap genelde Kethüdâzâde'nin sohbetlerinden tutulan hikâye türü kısa nakillerden oluşmaktadır. Önemine binaen birkaçına göz atalım:

- Birgün kendisine şöyle denilir: '' Efendim! Tıbhâne Mektebi'nde Allah'ı inkâr ediyorlarmış; bu dünyada olan bütün herşeyi tabiat yapar, herşey tabiatla olur diyorlarmış.'' Cevabında, '' Eyi öyleyse, onlar Allah'ın adını tabiat koymuşlar. Çare yok bir Allah'a muhtacız'' demiştir...

- Ne vakit Üsküdar'a geçsem âhiret gelir aklıma, buyururlardı...

- Ulema yanında dilini, zarifler yanında gözünü, evliyâ yanında gönlünü sakınmalıdır'' buyurdular...

- Hoca Efendi ben üç lakırdıyı söylerim buyururlardı. Yani bundaki yüce maksatları bu üç lakırdıyı severim demek idi. Birincisi, iltizam etme; ikincisi, irtikâb etme; üçüncüsü, âdeti bozma. İşte bu üç lakırdıyı sevenlerine ekseriyetle nasihat içerisinde söylerler idi...

- Değişik mahallelerde bulunan camiler ve tekkelerde '' lillahi'l-fatiha '' dendiği vakit önce salât-u selâm edip sonra Fatiha Suresi'ni okumak meşhur bir âdet olmuş ise de böyle olmamalıdır. Önce Sure-i Fatiha okunup sonra salât-u selâm etmeli buyurdular...

Günümüz insanlarına güzel bir örnek kesit daha;

- Hoca Efendimiz hacca gidecekleri zaman devlethânelerine haber göndermişler ki; '' Ben hacca gidiyorum, merak etmeyin ve duadan unutmayın. '' Daha sonra hacdan döndükleri zaman da öyle sessizce teşrif buyurmuşlar. Dede İsmail Efendi'ye : '' Efendim konu komşuyu taciz etmeye ne gerek var, sessizce gidip gelivermeli'' buyurmuşlar...

Ve Ârif Efendi'nin sohbetlerine ilahi aşk adı altındaki düşündüren cümleleriyle son verelim:

- Hoca Efendimizin huzûr-ı ilâhîler vardır ki, mahşerde cehenneme yüz velî verecekler, o vakit cehennem '' Yandım Ya Rabbi! '' diye bağıracakmış buyurdular...

Osmanlı Hayatından Kesitler
Emîn Efendi /Hür Mahmut Yücer
İnsan Yayınları
464 Sayfa

Seher Ortaöner - 21.06.2011

,

3145

Seher Ortaöner Hakkında

Seher Ortaöner

Konya'da yaşamaktadır. İlahiyat fakültesi öğrencisidir. Hüsn-i Hat ve Ebru ile ilgilenmektedir.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin