Osmanlı’da Arkeolojinin Serüveni, Tarih, Mücahit BALIKÇI

Osmanlı’da Arkeolojinin Serüveni yazısını ve tüm Mücahit BALIKÇI yazılarını Kitaphaber.com.tr sitemizden okuyabilirsiniz.

Osmanlı’da Arkeolojinin Serüveni

30.10.2019 10:47 - Mücahit BALIKÇI
Osmanlı’da Arkeolojinin Serüveni

Arkeoloji, arkeolojik yöntemlerle ortaya çıkarılmış kültürleri, sosyoloji, coğrafya, tarih, gibi birçok bilim dalından yararlanarak araştıran ve inceleyen bilim dalıdır. Arkeoloji bilimi, kazılar vasıtasıyla tarihi kalıntıları gün yüzüne çıkarmak sureti ile tarih bilimine katkıda bulunmaktadır. Ele aldığımız Osmanlı Devleti’nin Arkeoloji Politikası adlı eserin ilk bölümünde Osmanlı Devleti’nin Arkeoloji bilimine bakış açısı, anlayışı, korunumu, önemi ve tahribi konuları yer almaktadır. İkinci bölümü, arkeolojik eserlerin yurtdışına çıkarılması, kaçırılan eserler, izinli olarak yurtdışına çıkarılan eserler, hediye gelen, hediye gönderilen arkeolojik eserlerin incelenmesi yer almaktadır. Üçüncü bölümde ise arkeolojik kazı tekniklerinden, kazı izinlerinden, süresinden, yerlerinin tespiti, kazı yapılamayacak yerler, ceza kuralları, görevliler, masrafları, arkeolojik eserlerin taşınma işlemleri gibi hususlar yer almaktadır. Son bölüm olan dördüncü bölümde ise yönetmeliklere genel bir bakış sağlanmıştır. Osmanlı Devleti zamanındaki Arkeolojik Eser Yönetmeliğini Osmanlı Arşivi’nden belgeleri inceleyerek sunmuştur. Eserde yer yer arkeolojik kazıların, kazı yapan kişilerin, arşiv belgelerinin fotoğraflarının yer alması okuyucu da dikkati celp etmekte ve ilgi uyandırmaktadır.

Osmanlı Devleti’nde resmi görevliler, arkeolojik parçaları yeni yapılarda kullanarak bir araya getirmiştir. Böylece arkeolojik formlara yeni bir bağlam ve anlam kazandırmıştır. Örnek olarak İstanbul’da Rumeli Hisarı’nın tahkimatını örnek verebiliriz. Osmanlı Devleti, yurtdışından gelen yabancı araştırmacıların yaptıkları kazılarla arkeoloji ile tanışmıştır.

Eserde ayrıca Anadolu arkeolojisi ve müzecilik açısından önemli gelişmelerden bahsedilmiştir. Bunlar; Osmanlı Müzesi’nin kurulması, yabancıların Anadolu’da yapacakları kazıların 1840’larda Maarif Nezareti’nin iznine bağlanması, 1846 yılında Tophane Müşiri Fethi Ahmet Paşa’nın önderliğinde Aya İrini Kilisesi’ndeki silahların düzenlenip arkeolojik eserlerin burada toplanması idi.

Arkeolojik eserler, tarih boyunca insanlığın kültürel zenginliğini oluşturan, ait oldukları döneme ve toplumlara ışık tutup onlar hakkında bilgiler veren somut kültürel değerlerdir. Eserin içeriğinde yönetmeliklere göre arkeolojinin tanımı ara ara değişmektedir. Osmanlı Devleti’nde arkeolojik eserlerin tahribi, genel olarak arkeolojik eserlerin değerinin bilinmemesinden kaynaklanmıştır.

Günümüzdeki bölge halkları; antik kentlere, kazı alanlarına yıkık dökük harabe ve işe yaramayan kalıntılar olarak bakmıştır. Bu ise tarihimize önemin ne kadar az olduğunu gözler önüne sermektedir. Osmanlı Devleti tarafından arkeolojik eserlerin hem yurtdışına çıkarılmamasına hem de bunlara zarar verilmemesine özen gösterilmiştir. Rönesans’ın etkisi ile Avrupa ‘da arkeolojik eserlerin sanatsal değerlerine önem verilmiş, günümüzde dahi bu ilgi devam etmiştir. Hatta bu önemden ötürü halk antik eser koleksiyonu dahi yapmıştır. Avrupalılar, Helen kültürüne ait eserlerin birçoğunun Osmanlı Devleti’nde yer almasından ötürü bu eserleri Osmanlı Devleti’nden alıp müzelerinde sergilemişlerdir. Gelişen durum neticesinde ise Osmanlı Devleti’nin egemen olduğu toprakların tarihi zenginliğine yaklaşımı, temelde iki amaçlıdır. Bunlardan ilki, gelişmekte olan müzeciliğin verdiği bir hızla ve adeta yağmacı bir tutumla Avrupa müzelerine eser kazandırmak; ikincisi ise arkeoloji aracılığıyla antik kültürlere ışık tutmak ve bunları yayın yolu ile bilim dünyasına sunmaktır.

Osmanlı Devleti’nde arkeolojik faaliyetler 19.yüzyıl içinde Batılılaşma sürecinin bir parçası olarak gelmiştir. Osmanlı Devleti’nde ilk zamanlar bu kavrama yabancı bir ülke konumundadır. Anadolu’nun antik değer özelliği, Avrupalı ve Amerikalı arkeolojik eser meraklılarının ilgisini çekmiştir. Bu nedenle kazılar yapılmış, kimi zaman izin alınarak hediye-değişim işlemleri gerçekleştirerek kendi ülkelerine götürmüşlerdir. Zamanla yurtdışına kaçırılan eserlerden sonra Osmanlı Devleti bu durumu önlemek amacı ile yönetmelik çıkarmıştır.

Osmanlı Devleti tarafından çıkarılan yönetmeliklerle, kaçakçılık önlenmeye çalışılsada, devletin ayakta kalma çabaları, arkeolojik eserlere yeteri kadar önem vermeyi engellemiş, doğru yaklaşımları bir ölçüde kısıtlamıştır. Osmanlı Devleti’nden kaçırılan eserlerden ayrı bir müze dahi kurulmuştur. Bir eserin Osmanlı Devleti açısından değerli olup olmadığına, müze idaresince karar verilmektedir. Burada amaç, bir yandan müzeye önemli eserler kazandırılırken, öbür yandan da, önemsiz ve tek başına sergilenemeyecek olanları, yabancı araştırmacılara vererek değerli eserler korunmaya çalışılmıştır. Osmanlı Devleti ülkeden eser gitmesini yasaklarken, ülkeye eser gelmesi için kolaylıklar sağlamıştır.1840’dan itibaren yabancıların Osmanlı Devleti topraklarında yapacakları kazı çalışmaları izne bağlanmıştır. Osmanlı Devleti topraklarında 19.yüzyıl ikinci yarısından itibaren yabancı araştırmacılar tarafından arkeolojik konular yapılmaya başlanmıştır. Bu kazılar giderek artmıştır. Bu çalışma ile Osmanlı Devleti’nin arkeolojik eserler ile ilgili çıkardığı kuralların, yönetmeliklerin içeriği ve ülke genelinde nasıl uygulandığı verilmeye çalışılmıştır. Bu da Osmanlı Devleti’nin arkeoloji politikasını açıkça ortaya koymaktadır. Bu nedenle bu çalışmanın günümüz arkeoloji politikalarının temeline ışık tutacağını düşünmekteyiz.

Osmanlı Devleti’nin Arkeoloji Politikası

Burcu Kutlu Dilbaz

Metamorfoz Yayıncılık


Yazar: Mücahit BALIKÇI - Yayın Tarihi: 30.10.2019 10:47 - Güncelleme Tarihi: 30.10.2019 10:47

,

1693

Mücahit BALIKÇI Hakkında

Mücahit BALIKÇI

1997 yılında İstanbul'da doğdu. Dumlupınar Üniversitesi Tarih bölümü mezunudur. Aynı üniversitenin eğitim fakültesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Eğitim hayatı boyunca sunuculuk ve seslendirme görevleri üstlenmiştir. Tarih alanında edindiği bilgi ve tecrübelerle mekânların tarihsel yönlerine ilgi duymakta, çalışmalarını bu yönde geliştirmeye çalışmaktadır.  

Mücahit BALIKÇI ismine kayıtlı 7 yazı bulunmaktadır.

Yorumlar
  • Eylem Kente 2019.10.30 15:02

    Günümüzdeki bölge halkları; antik kentlere, kazı alanlarına yıkık dökük harabe ve işe yaramayan kalıntılar olarak bakmıştır. Bu ise tarihimize önemin ne kadar az olduğunu gözler önüne sermektedir. Bu kısma maalesef günümüzde de ben şahit oldum kaleminize sağlık

  • Kitap Sever 2019.11.26 13:39

    Çok güzel ve etkili bir değerlendirme yazısı olmuş.Devamının gelmesini dilerim.Teşekkür ediyorum.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin