Osmanlılar ile Beylikler Arasında Anadolu'da Meşruiyet Mücadelesi

Osmanlılar ile Beylikler Arasında Anadolu'da Meşruiyet Mücadelesi

Osmanlılar ile Beylikler Arasında Anadolu'da Meşruiyet Mücadelesi

29.03.2017 - Murat Deniz
Osmanlılar ile Beylikler Arasında Anadolu'da Meşruiyet Mücadelesi

Eser sade bir dil ile yazılmış olup yazıldığı döneme ışık tutan altı ana bölümden oluşmaktadır. Eser Osmanlıların kuruluş süreci üzerinde durarak beylikler ile mücadelesini farklı durumlar üzerinden ele almıştır. Eserde beyliklerin Anadolu için verdikleri üstünlük mücadelesi ele alınmıştır. Yazar eserinde üstünlüğün sadece savaş ve askeri güçle olmadığını bunun yanında sosyal, siyasal, kültürel ve dini durumlarında olduğunu bize anlatır. Yazar eserinde farklı birçok ana kaynak kullanmıştır. Burada önemli olan nokta ise bazı tarihçilere göre abartma ya da tamamen yalan olduğu söylenen dönemin ana kaynaklarını da yazar iyi bir şekilde kullanarak bunları değerlendirmiş ve gerçekliği abartısı konusunda bizleri bilgilendirmiştir.

Eserle ilgili bilgi verecek olursak;

Meşruluğu kabul edilen devletlerde farklı olan hâkimiyet şekilleri arasında “karizmatik”, “gelenekçi” ve “kanunî” hâkimiyet gibi üç tip hükümranlık biçimi öne çıkar. Eski Türk devletlerinde hükümranlık “karizmatik” olup, yetki ve kudret Tanrı tarafından verilmiştir. Buna Kut anlayışı deriz. Bu anlayış İslamiyet’ten sonra da kendini korumuş olup “Kut’siyet” adı ile karşımıza çıkar. Osmanlılar kut’siyetlerini güçlendirmek için rüyalar, kerametler, işaret ve rivayetlere başvurmuştur. Tabi Osmanlılar bunu yaparken diğer beyliklerde boş durmamışlardır. Özellikler Karamanlılarda meşruiyet mücadelesinde bulunmak için bunlara başvurmuştur. Kurân tazim rüyası, göğüsten ağaç çıkma rüyası, Osman Gazi’nin doğum rüyası, Hızır’ın kerameti, Sarı Saltuk’un keşfi, Mevlana’nın keşfi ve Muhiddin İbn-i Arabi’nin işareti eserde konu ile ilgili örnek olarak verilenlerden sadece bir kısmıdır. Eserde bu konu örnekleri ile teferruatlıca ele alınmıştır.

Eski Türk devlet geleneğine göre sadece siyasi ve askeri güce sahip olan bir şahıs hükümdar olamazdı. Kağan unvanı ancak Tanrının göndermiş olduğu soy yani “han” soyu taşıyabilirdi. Bu sebeple Türk hanedanları kendilerini bu soya bağlama gereği hissederek müşterek ataya ulaşırlar. Buna göre de Oğuz Türkleri de atalarını Oğuz Han’a çıkarırlar. Bu sayede de kut almış olup ilahi bir güç ile desteklenirler. Yine Anadolu’dan bahsedecek olursak soyunu Selçukluya götürme ve onun varisi olma durumu da karşımıza çıkar. Türk-İslam devlet ve beyliklerinde bazen de soyu Hz. Peygamber’e ve ashabına çıkarma arzusu vardır. Bu da yine İslami bir zemin içindir. Yani Müslüman bir coğrafyaya hükmetme arzusundaysanız ve tebaa Müslüman ise onların üzerinde bir etki ve güce sahip olmak istiyorsanız doğal olarak İslami şahsiyet ve simgelerden yararlanmak zorundasınız. Bu meşruiyet mücadelenizde güçlenmenize ve destekçilerinizin artmasına fayda sağlayacaktır. Yazar yine burada farklı kaynakların görüşleri ile konuya açıklık getirmiştir. Ortaya atılan iddiaları mantık süzgecinden geçirerek eleştirel bir gözle bizlere sunmuştur.

Osmanlıların Anadolu beyliklerine karşı verdiği meşruiyet mücadelesinde en önemli unsurlardan biriside “veraset” meselesidir. Bu hususta, diğer rekabet alanlarında olduğu gibi Osmanlıların tartışmasız en önemli rakibi Karamanoğullarıdır. Karamanoğulları ve Osmanlılarda belli sebeplerden dolayı kendilerini Selçuklunun varisi görürler. Yine yazar bu rekabeti eserinde iyi bir şekilde anlatarak mücadelenin haklı tarafını ortaya koymuştur.

Osmanlı bir uç beyliği olması hasebiyle kendisini gazanın içerisinde bulmuştur. Bu da onu gazi bir devlet yapmıştır. İslamiyet’te gazilik tartışılmaz bir öneme sahiptir ve Osmanlıda bu şekilde yol almış ve alperenlerle çıktığı bu şanlı mücadelede gazi olmuştur. Bu da ona Müslüman destekçilerin artması olarak geri dönmüştür. Eser Osmanlının gazilik yolunu ve bunu ortaya atarak Anadolu’da meşruiyet mücadelesi gütmesini iyi bir şekilde işlemiştir.

SONUÇ

Tarih birçok düşüncenin aksine sadece savaşlardan oluşmaz. Tarih savaşlardan önce önemli fikirleri ve stratejileri ele alır. Unutmamak gerekir ki sadece savaş ile kazanılan toprak kaybedilmeye mahkûmdur. Zulüm ve kan hiçbir zaman tam sonuç olamaz. Savaşlardan önce güçlü bir irade ve destek şarttır. İşte Osmanlıda Anadolu hâkimiyeti için verdiği mücadelede tamda bunu yapıyor. Kendini haklı sebepler ile hem Anadolu’nun hâkimi, hem İslam’ın sancaktarı hem de Türklerin önderi olarak görüyor ve bunun için propaganda yapıyor. Bundan dolayı ki bu eser yazılışı ve inceleyişi açısından Osmanlının Anadolu hâkimiyeti konusunda büyük önem arz ediyor.

Yazar Hakkında

18.09.1962’de Bayburt’un Akşar (Balahor) beldesinde doğdu. İlk ve orta öğretimini Bayburt’ta tamamladı. 1985’de Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih bölümünden mezun oldu. 1990’da 19 Mayıs Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yeniçağ Anabilim dalında “H.924/M.1518 Tarihli Tahrir Defterine Göre Ergani Sancagı”, adlı teziyle yüksek lisansı tamamladı. 1995’de Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Ysniçağ Anabilim dalında “Atçekenlik ve Atçeken Oymakları(1500-1643)”, adlı teziyle doktorayı bitirdi. 1999’da “Sultaniye (Karapınar)’nin Kuruluşu İlk Sakinleri ve Vakıfları”, adlı takdim tezi ve birçok makale ile Doçent oldu. 2011 yılında da Profesör oldu. 1986-1990 yılları arasında Giresun Hamdi Bozbağ Anadolu Lisesi’nde Tarih öğretmenliği yaptı. 1990-1996 tarihleri arasında Erciyes ve Sütçü İmam Üniversitelerinde araştırma görevlisi olarak çalıştı. 1996’dan 2001 senesine kadar Sütçü İmam, bu tarihten itibaren ise Dumlupınar Üniversitesinde görev yapmaktadır.

Murat Deniz - 29.03.2017

,

1114

Murat Deniz Hakkında

Murat Deniz

Dumlupınar Üniversitesi Tarih bölümünü bitirdikten sonra aynı üniversitede Tarih alanında yükseklisans eğitimine devam etmektedir.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin