Öyküde Lokalize Kurgu ve Mehmet Gül’ün Köy Kitabına Bakış

Öyküde Lokalize Kurgu ve Mehmet Gül’ün Köy Kitabına Bakış

Öyküde Lokalize Kurgu ve Mehmet Gül’ün Köy Kitabına Bakış

05.06.2020 - Ethem Erdoğan
Öyküde Lokalize Kurgu ve Mehmet Gül’ün Köy Kitabına Bakış

Söz ustalığı taş ustalığı gibidir, ikisinde de doldurulması gereken bir gedik vardır ve söz de taş da o gediğe oturtulmalıdır.

Edebi eserler iki ana neviden birine girer: kurgu (-sal olan) veya kurgusal olmayan. Kurgu, içerisinde gerçeklerin olduğu kadar hayali unsurların da olduğu geniş bir literatürü anlatır. Kurgusal gerçeklikle yoğrulmuş/oluşturulmuş eserler salt gerçeği işaret etmediği gibi yanlışı da anlatmak için değildir. Kurgusal gerçeklik yazarın oluşturduğu; asıl gerçeklikten dönüştürülmüş yeni gerçekliktir. Bazı kurgular; karakterleri, bir araya getirdiği farklı (gibi görünen) olayları örgüde birleştirirken, bazı kurgular da gerçekçi (görülen) hatta sırf gerçeği bir kamera görüntüsü realizmi ile ve bu gerçeklere güvenen/dayanan ayrıntılarla oluşturulur. Oysa asıl gerçekliğin yaşanmakta olduğu ve bunu kurgulamanın estetik olarak çok da karşılığı olmadığı açıktır. Açıkçası yaşadığımızın öyküsü anımızdır, olmalıdır. Edebiyatın sağaltıcı yanı ve bizi bunaltan gerçeklikten uzaklaştırma işlevi bunun içindir.

Bazı yazarlar kurgusal gerilimi bir “standart” şablon hatta varoluşsal bir sorgulama üzerine kuruyor. Bu durum yazarın tavrı ile hatta hayatıyla ilgili bilgiler içeren bir kaynak. Somut verileri olmayan bilgi kaynağı ama. Çünkü somut ve veriye dayalı bilgi daha çok öğretme saikıyla kaleme alınan metin türlerine özgü. Oysa kurgusal ve estetik saiklarla yazılan metinler yazarların kişisel deneyimleri, gerilimleri, gel-gitleri, hayalleri, rüyaları, gelecek tasavvurları vb. pek çok içerik üzerinden oluşturulur. Bu saydıklarımız üzerinden yapılan kurgular yazar muhayyilesinde yıllar içinde oluşmuş gerilim noktalarının hatta alt-bilinç üzerinden dışarı sızmış gerilim noktalarının uçlanarak cari olan hayatta karşılık aramasından kaynaklanıyor.

Kurgusal gerçeklik; kendi içinde roman ve öykü arasındaki benzerlik ve benzemezlik ilişkisinin net olarak ayrılamamasının bir sonucu olan meselelerin de hem kaynağı hem neticesi. Bu durum öykü olarak adlandırılan metnin roman edasıyla boy göstermesine yol açabiliyor. Yazar Mehmet Gül’ün “KÖY” adlı eserinde olduğu gibi.

Bu kitapta görebildiklerimi kapağından başlayarak, eser odaklılıktan kopmamaya özen göstererek anlatmaya; yukarıda yazdığım kurgusal gerçekliklere ilişkin cümlelerle ilgisini kurarak anlatmaya çalışayım:

  • Kapak rengiyle başlarsak; güvensizliğin rengi sarının bir tonu olan hardal kullanılmış. Bunu yanlış buldum. Kitabın adı KÖY. Bu da yanlış geldi bana. Yazarın tercihine saygı duymakla beraber, yayınevi bunu editöryal olarak gündemine almalıydı. (Eğer bu oldu da bu isim kararlaştırıldıysa susarım.) Çünkü bu tarz kitap isimleri okuyucuyu direkt yönlendirmeyle maluldür. Oysa kimse bunun lokalleş-tiril-mesini istemez.
  • Dizgide her paragraftan sonra hem boşluk bırakılmış hem de paragraf başı yapılmış. Bu da görüntü olarak gözü yoran, günümüzde kullanılmayan, 30-40 yıl öncesinin dizgi anlayışı.
  • Dil ve kullanım hatası yok denecek kadar az. Hadi nazarlık olsun: “… benden fesahlarca uzak…” (s20)
  • Anlatıcı “kahraman anlatıcı”, aynı zamanda tek anlatıcı ki bu durum yazar için risktir. Baştan sona tek başlık altında tek parça bir metin risktir. Kurguyu oluştururken bellek ve kamera açısı/bakışı aynı oranda. Yaşananlar ve anlatıcının çocuk ruhunda kopan fırtına, aile fertlerinin geleneksel ve kırsal normunu karşılayan davranış biçimlerini işaret ediyor. Sosyolojik olarak bir döneme örneklik teşkil edebilecek bir metin. Ancak sorun şu ki kurgusal bir durum söz konusu. Günümüz modern insan tiplemesinin algılamakla zorlanacağı davranışsal yaklaşımlar taşrada bu metinde anlatılan kadar (en az) yaşandı.

Yazar, otobiyografik unsurlar ve anılar biriktirmiş, bilincin akışına da müdahil olmamış, zihin oyunlarını ve realiteyi de, varoluşsal sancılarını da aynı çuvala atmış, Anadolu’nun yaşayış formlarından ve kadim bilgeliğinden örnekleri de yedeğine almış, bu birikimlerin üzerine sanatsal ve inançsal soslar hatta Yunan mitolojisine ait motifler de ekleyerek küçük bir ROMAN yazmış aslında. İçerikten kısaca bahsederek örneklere geçelim. ‘Köyde yoksul bir aile. Eve yılan, fare vb zararlılar girmekte. Baba evde yok. Anne ve çocuklar bu hayvanlardan kurtulmaya çalışırken gaz lambasının düşürülmesiyle çıkan yangında kaybedilen ev. Köyde standart yaşantı formu. Kullanılan motifler, ev, yangın, yılan, anne, baba…

Bunları örnekleyelim:

  • Önce Yunan mitolojisine ait örnekler: “Yer altında Eurdice’i arayan Orpheus…”(s15), “Zeus’un bacağından doğan Dionysos gibi…”(s20), “…Ali Herakles’in on iki görevini bile yapabilecek güçteydi.” (s25) vb gibi.
  • İkinci olarak sanatsal birikimlerden örnekler: “…Bosch’un Çarmıh Taşıyan İsa tablosundaki ebleh…” (s24), “Shakespeare’in bir oyununda, uykusu sırasında sokaktan getirilip…” (s31), “Manzara Kayalıklarda Meryem tablosunda olduğu gibi…” (s38) vbg.
  • Üçüncü olarak inançsal değerlere örnekler: “Kapıdan mezara kadar uzanan yol benim Golgotha’mdı.” (s31-Golgotha, Hz İsa’nın çarmıha gerildiği rivayet edilen Kudüs’teki tepe), “Hz Lut gibi arkama bakmaksızın…” (s47), ‘Nemrut, Hz İbrahim, Azer, Hz Musa ve Firavun, Hz Nuh, Habil ve Kabil hikâyelerinin birbirine karışması…’ (s53) vb gibi.
  • Anadolu’nun yaşayış formlarından ve kadim bilgeliğinden örnekler: ‘Domuz avı, patlayan silahlar ve yaralanmalar…’ (s54-55), ‘Kız kaçırmalar…’ (s57-58), “…kekikleri ve dağ nanelerini toplayarak, kevenleri ezerek, çerçilerden sebze-meyve alarak…’ (s43), “…cılız biriyken, annemin yemeğinin içine kattığı öğütülmüş üzüm çekirdekleri sayesinde hayli semirmişti.” (s35) vb gibi.

Ezcümle birikim ve dil bakımından sağlam, kurgu, anlatıcı ve öykü tekniği bakımından edite edilmemiş bir metin. Yayınevlerinin de artık matbaacı gibi davranmayıp editöryal anlamda profesyonelleşmesi şarttır.

El netice okuyucu son kararı verecektir.

Ethem Erdoğan - 05.06.2020

,

3988

Ethem Erdoğan Hakkında

Ethem Erdoğan

Kütahya doğumlu. 1995 yılında Alkım edebiyat dergisini bir grup arkadaşıyla beraber çıkardı. Yazı ve şiirlerini Alkım, Kırağı, İpek Dili, Edebiyat Ortamı, Hece ve Yediiklim edebiyat dergilerinde yayınladı.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin