Özgün İrade Dergisi "Gençliğin Kimlik Krizi"

Özgün İrade Dergisi "Gençliğin Kimlik Krizi"

Özgün İrade Dergisi "Gençliğin Kimlik Krizi"

12.12.2018 - Alıntı
Özgün İrade Dergisi "Gençliğin Kimlik Krizi"

Özgün İrade Dergisi 2018 yılı son ayı Aralık sayısı dosya konusunda ‘Gençliğin Kimlik Krizi’ni işliyor.

2003’ten buyana yayımlanan dergi, bu sayısı ile 176. Sayıya ve on altıncı yıla ulaşmış oldu.

Bu sayıda, dosya konusu dışında öne çıkan başlıkları şöyle sıralayabiliriz; 10 Kasım ve Kemalizm Tartışmaları(Yusuf yavuzyılmaz), Mescitlerin İmamı Ne Demektir?(Abdurrahman Ateş)…

Dosya konusu içerisinde; ‘Gençlik Nereye?’ başlıklı, Mehmet Turgut’un, ‘Eğitim ve Öğretim Hakkı Devletin mi?’ başlığıyla Cüneyt Toraman’ın, ‘Milliyetçi Solculuk: Kürt Gençliği ve Gelecek’ başlıklı, Sait Alioğlu’nun, ‘Dindar Gençlik’ başlığı ile Mustafa Doğu’nun yazıları ile birlikte, sosyolog Miraç Yaman ile yapılan ‘Türkiye’de dinî temsilde Ciddi Bir Gerileme Var!’ başlıklı, gençlik konusu ile ilgili bir röportaj yazısı var…

Derginin bu sayısında(176. Sayı) dosya konusunda yayımlanan yazıların yanında, düşünce, kültür-sanat ve birçok konuya ait yazılar bulunmaktadır.

Aşağıda, ‘yayın koordinatörü’ sıfatıyla derginin editörü Mehmet Duman’ın “Editörden” üst başlılık ‘Gençleri Anlamak’ yazınsını, kapak konusu ile ilgili olarak bilgi vermek adına yayımlıyoruz…

“Selam ile

Değerli okuyucularımız sizleri yeni bir sayı ile selamlamayı nasip eden Allah’a hamd olsun.

Kışın tüm soğukluğuyla bizleri karşıladığı bugünlerde sıcak bir dosya konusu ile sizleri selamlıyoruz.

Dergimizin Aralık sayısında Gençliğin Kimlik Krizi’ni dosya konusu olarak ele almaya çalıştık. Yazarlarımız meseleyi etraflıca ele alırken, Ömer Miraç Yaman ile yaptığımız röportaj dosyaya ayrı bir zenginlik katmaktadır.

Kadim bir sorudur: “Ne olacak bu gençliğin hali?” Yönetenler, din adamları, sermaye sahipleri, anne- babalar, örgütler ve diğer tüm kesimler bu soruyu her daim yöneltmiş ve cevabını bulmaya çalışmışlardır.

Gençlik; büyük tercihlerin, sorgulamaların, teslimiyetlerin ve asi tutumların toplamıdır. Haliyle gençliğin içinde bulunduğu konum ve tutumlar bugünümüzü ve en önemlisi geleceğimizi etkileyecektir.

Türkiye ve dünya realitesinde gençliğin yönelimleri, arzuları, istekleri, tavırları her kesim tarafından dikkatle izlemiştir. Gençlik tasavvurları üzerinden ideoloji, moda, kültür, ahlak, eğitim ve çalışma koşulları başta olmak üzere tüm alanlar şekillendirilmektedir.

Küresel kapitalizm tasavvur ettiği gençlik kimliği üzerinden büyük bir tasarım gerçekleştirmektedir. Küresel kapitalizm; varoluşsal değerlerini yok eden, hazlarını doyurmayı temel ilke edinen, küresel sermayenin pazarı ve nesnesi haline gelen, yaşamında ahlaki bir çizgi ve sınır barındırmayan, toplumsal ilişkiler başta olmak üzere tüm sosyal ilişkilerinde “fayda”yı esas alan, dayatılan moda, müzik ve diğer kültür unsurlarını sorgulamadan alıp yaşayan bir gençlik hedeflemektedir.

Gençliğin dini- ideolojik tutumu tercihlerinde belirli olacaktır. Sürekli önüne konulan tercihleri kabul etmeye zorlayan oligarşik küresel sistemin oyuncağı haline gelmiş bir gençlikten bahsediyoruz. Bu tercihlerde gençliğin tercihini belirleyen; eğitim, sermaye sınıfı, küresel politikalar olmaktadır. Bu döngü öylesine hızlı hareket etmektedir ki kontrol etmek ve yönlendirmek için güçlü bir düşünce yapısına ve pratik alanlara ihtiyaç duyulmaktadır.

Gençlik, bir yandan kendisinden önce gelip geçen geleneğe yaslanmakta diğer yandan içinde barındırdığı değişimci iradeyle yeni ufuklara yol almaktadır. Gençliğin gelenek ve gelecek arasındaki bağlantı noktalarını sağlam temelleri dayandırması gerekiyor. Aksi halde bir yandan gelenekten kopmakta, kendi değerlerine yabancılaşmakta ve sonuçta gelecek için ümitvar bir tutum içine girmemektedir.

Türkiye ve dünyada Müslümanlar gençlerin karşı karşıya bulundukları sorumluluk sahaları ve imtihan alanlarına ilişkin duruşlarını gözden geçirmek zorundadırlar. Gençlerimiz dini anlamda temelsiz ideolojik gruplara yönlendirilip harcanmakta ya da küresel kapitalizmin gönüllü üyesi haline gelmektedir.

Müslüman bir gençliğin yetişmesi “sera” imkânları ve çerçevesi içinde mümkün olmayacaktır. Ne yazık ki sivil toplum örgütleri, tarikatlar, vakıflar, dernekler ve cemaatlerin çoğu gençliği “seracılık” mantığı içinde yetiştirmeyi bir yöntem olarak benimsemiş bulunmaktadırlar. Gençliğin önünde bulduğu imtihanlar, açmazlar, zorluklar, günahlar, krizler ile Müslümanların gençliğin önüne koydukları arasında uçurumlar bulunmaktadır. Her şeyden önce yalıtılmış, yabancılaşmış bir tavırla iman eden, direnen, arayan, arınan bir gençliğin inşa edilemeyeceğini bilmemiz gerekiyor.

Gençlikle ilişki kurduğumuz düzlemlerde gençlere alternatifler, tezler sunmaktan uzağız. İman ve ahlak bütünlüğünde Müslüman bir gencin kimlik arayışlarını karşılayacak bilgi, hikmet, ilim, teori, felsefe, değer, anlayış ve tecrübenin oluşması zorunluluğu vardır.

Boşluk kabul etmeyen varlık âleminde müzik, mekân, eğitim, moda, eğlence, sinema, tiyatro, edebiyat, resim, fotoğraf gibi alanlarda gençliğin taleplerini karşılayamıyoruz. Doğal olarak gençlik de bunu kendisine sunulan farklı alternatiflerden karşılamaktadır.

Türkiye gerçekliğinde “dindar gençlik” hedefinin realitede ne kadar karşılık bulduğu noktasında yapılan araştırmalarda olumlu göstergelere rastlayamıyoruz. Ancak insanın bütüncül olduğunu unutmadan ama dönemsel farklılıkları dikkate alarak yapılan değerlendirmeler medeniyet yürüyüşümüzün değerini ölçmeye fırsat vermektedir. Gençlik meselemiz bir dava hükmünde olup, bu davaya sahip çıkacak pratikler üretmeliyiz.

Dergimiz yeni sayısında Türkiye gündemi yanı sıra düşünce yazıları, kitap tanıtımları ve sinema yazılarıyla dolu bir sayıyla elinizde bulunmaktadır.

Dergiyi, derginin asıl sahibi olan siz değerli okuyucularımıza emanet ediyoruz.”

Bir sonraki sayıda buluşmak dileğiyle…

Alıntı - 12.12.2018

,

655

Alıntı Hakkında

Alıntı
Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin