Patasana: Ahmet Ümit'ten Tarih Kokan Bir Polisiye

Patasana: Ahmet Ümit'ten Tarih Kokan Bir Polisiye

Patasana: Ahmet Ümit'ten Tarih Kokan Bir Polisiye

16.11.2012 - Misafir Köşesi
Patasana: Ahmet Ümit'ten Tarih Kokan Bir Polisiye

Abdullah Üstündağ Kitaphaber için kaleme aldı...

Ahmet ÜMİT, Patasana adlı romanında bize, Fırat nehri kıyılarında, güneşten daha sıcak ateşlerin yanıp küllendiği topraklarda, yerli ve yabancı arkeologlardan oluşan bir ekibin geç Hitit dönemine ait bir kentin kalıntıları üzerinde kazı yaparken açığa çıkardığı 2700 yıl önce yaşanmış bir öykünün parelelinde, 80 yıl önce işlenmiş üç cinayeti taklit edercesine aynı yöntem ve şartlarda arka arkaya işlenen gizemli cinayetlerin ve her şeye rağmen ekibi bir arada tutmaya çalışan Esra'nın hikayesini anlatıyor. Romanda karşımıza çıkan; deneyimleri, yaşam öyküleri ve değerleri birbirinden çok farklı karakterler üzerinden, Ermeni meselesi ve terörle mücadele gibi girift konuları tartışıyor, aşkın doğasını sorguluyor.

Roman iki ayrı zamanda, birbirine parelel ilerleyen iki ayrı hikayeden oluşuyor. Hikayeler, aynı topraklarda 2700 yıl arayla yaşamış iki insanın ağzından anlatılıyor. Biri arkeoloji ekibinin başkanı Esra, diğeri saray yazmanı Patasana.

ESRA

Boşanmayla neticelenmiş bir evliliğin yüreğinde bıraktığı yaraları sarmaya çalışırken, yeni bir ilişkinin kıyısında bocalayan Esra, bir alman ve bir Amerikalının da yer aldığı araştırma ekibinin sorumluluğunu taşımaktadır. Patasana'nın tabletleri 2700 yıllık mezarından birer ikişer çıkarılıp okunurken, ekibin kazı yaptığı alanın yöre halkının kutsal kabul ettiği bir mekânın çok yakınında bulunması, terör örgütünün bölgede varlık göstermek için halkın dini hassasiyetlerini istismar ederek çeşitli provokasyonlarda bulunabileceği endişesi ve ekibin üyeleri arasında zaman zaman ciddi tartışmalara yol açan düşünsel ve duygusal etkileşimin yarattığı gerilimi yönetmek Esra için her geçen gün biraz daha zorlaşmakta, yeni keşiflerin heyecanı yerini giderek artan huzursuz bir tedirginliğe bırakmaktadır. Sonunda kan dökülüp ilk cinayet işlendiğinde, tedirginlik yerini korkuya bırakırken, yüreğinde kuşku tomurcukları yeşermeye başlayan Esra da bu kaçınılmaz yol ayrımında, kazıya devam etmekle etmemek arasında bir tercih yapmak zorunda kalacaktır.

PATASANA

Kızılırmak kıyılarında doğup bütün Anadolu coğrafyası üzerinde yükselen ve pırıltısıyla asırlar boyunca Mısır ve Mezopotamya halklarının gözlerini kamaştıran Hitit Güneşi alçalıp yerini akşamın alacakaranlığında hızla büyüyen koyu gölgelere bırakmıştır. Görkemli imparatorluk devrinin cılız birer gölgesi olmakla birlikte, Hitit kent devletleri varlıklarını devam ettirmektedir. Daima kalbinin sesine kulak veren dedesi ve ömrünü krala ve devlete adamış babası gibi saray yazmanı ve kralın danışmanı olan Patasana, yasak aşkın zehrini tadan çılgın yüreğine zincir vurmak şöyle dursun, asil ruhunu da o zehrin insafına teslim ederek, önce umudun coşkusunu, sonra yenilginin çaresizliğini, sonra korkaklığın acısını ve en sonunda da, bir şehri haritadan silip bir halkı sürgüne ve köleliğe mahkum eden ihanetin alçaltıcı zilletini yaşamaya hüküm giyecek, suçlu yüreği pişmanlık ateşlerinde yanarken, kendi hikayesini anlatmaya şu satırlarla başlayacaktır:

"Ben zalimler çağında yaşayan bir alçaktım. Tanrıların korkak haline getirdiği bir alçak. Alçakların en acınacak olanı, en tiksinti vereni. Yüreğini dalkavukluk, aklını düşmanlıkla besleyen sinsi bir saray yazmanı. Bedenine sinmiş soylu nefretini, görkemli giysilerin yüzündeki derin acıyı, tunçtan daha katı bir mutluluk maskesinin ardına gizleyerek Hatti Kralı'nın emrine koşan iki yüzlü bir tören adamı. Sevdiği kadın, aşkı uğruna ölürken, kralına bağlılığın vakarıyla ellerini göğsünde kavuşturarak sessiz kalmayı seçen, yeryüzünün en onursuz erkeği. Erkeklerin yüzkarası. Aşkı için ölmenin yüceliği yerine, sarayın taş duvarlarında büyüyen kendi değersiz varlığının görkemli gölgesine sığınmaktan çekinmeyen sefihlerin en rezili.

Ben Kral Pisiris'in danışmanı, Hitit sarayının başyazmanı, büyük meclis Panku'nun değerli üyesi, ben soyluların en soysuzu Patasana. Yazdığı anlaşmalarla, mektuplarla ülkesinin yazgısını değiştiren ama kendi yazgısına söz geçiremeyen zavallı Patasana."

Patasana
Ahmet Ümit
Om Yayınevi
İstanbul, Ocak 2000
477 sayfa

Misafir Köşesi - 16.11.2012

,

11210

Misafir Köşesi Hakkında

Misafir Köşesi

2010-2017 yılları arasında destek vermiş arkadaşlarımızın yazıları... İlaveten alıntı olmadan ya da talepleri üzerine daha önce yayınlanan yazıları misafir ettiğimiz kalemlerin yazılarını bu profilde paylaşmaktayız.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin