Postmodernizme Edebiyattan Bakmak, Düşünce, Tuba YAVUZ

Postmodernizme Edebiyattan Bakmak yazısını ve Tuba YAVUZ yazılarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden okuyabilirsiniz.

Postmodernizme Edebiyattan Bakmak

22.11.2021 09:00 - Tuba YAVUZ
Postmodernizme Edebiyattan Bakmak

Bir edebi metne yaklaşmanın muhtemel yolları vardır. Evvela okur olarak yaklaşır, metni kişisel edebiyat donanımıza göre değerlendirebiliriz ya da sanat yapıtı bağlamında ele alıp teorik bir çerçevede inceleyebiliriz. Elbette bu ikinci değerlendirmeyi yapmak için metnin teorik ilkelerine hâkim olmak gerekir. Peki, edebiyat teorisi yahut daha yerli bir ifadeyle edebiyat kuramı nedir? Bir metne bilimsel veya sanatsal ilkeler doğrultusunda yaklaşacaksak kuram bilmemiz şart mıdır? Kuram bilince daha iyi mi yazar olunur? Çok iyi yazarlar aynı zamanda iyi kuramcılar mıdır? Yazımın başında sizi sorulara boğmak istemem hatta bu yazıda bu soruların cevabı da yoktur muhtemelen. Sadece İsmet Emre'nin "Postmodernizm ve Edebiyat" eserini okuduktan sonra benim kafamda beliren soruları ortaya atmaktı maksadım. Umarım bu yazı sonunda bu soruların yanıtı biraz netleşecek ve bu tür kitapları kimler, neden okumalı fikri de oluşacaktır.

İsmet Emre'nin postmodernizm kavramını ve edebiyata yansımasını geniş bir çerçevede izah ettiği bu eseri anlamak için evvelce konuya dair temel kavramların oluşmuş olması gerekir. Yani bir ön okuma yapılıp sonra bu metne geçilmesi gerektiği kanısındayım. Modernizm, postmodernizm, edebiyat, kurgu gibi bu işin temel tanımlamalarına vakıf olan okurlar için daha kolay okunur bir eser, aksi durumda işler zorlaşabilir.

Üst Anlatı Biçimi Olarak Postmodernizm

Postmodernizm, edebiyatımızda diğer kavramlardan farklı olarak sınırları henüz çizilmemiş muhtemeldir ki bundan sonra da çizilemez oluşu ile daha karmaşık bir yapıya bürünmüştür. Postmodernizmin köşeli değil elips bir yapısı olduğundan modernizmle hep yan yana, karşı karşıya ya da uç uca eklenerek tanımlanmaya çalışılmış. Modernizmden daha da evveline inilip anlamlandırmaya kalkışılmamış. Pek çok sorunla birlikte oldukça çetrefilli bir mevzu olarak günümüze gelmiş. İsmet Emre, kitabın başında bu zorluğu ve eserin amacını şöyle izah eder:

"Doğrusunu söylemek gerekirse üzerinde ayrıntıyla durulmuş bir konu olmadığı için postmodern anlayışın içine postmodern edebiyatı yerleştirmek de bir hayli zor oldu. Elimizde konuyla ilgili derli toplu bir çalışma yoktu. Üstelik postmodernistlerin post yapısalcılık adını verdikleri metodolojinin teorik tarafıyla ilgili malzeme bolluğuna karşın, işin pratiği ile ilgili bir çalışma bulunmaması da bu kitabın zorluklarından birini oluşturmuştur."(s. XII)

Girişte yapılacak çalışmanın zorluklarını ve ana hatlarını okurla paylaşan İsmet Emre, postmodernizme yapılan eleştirileri madde madde sıralamış. Yazarımıza göre postmodernizmin hemen yanında anılan postyapısalcılık kavramının da boşlukta kalan kısımları vardır. Genellikle birlite geçen bu iki kavramın şimdiye dek pek üstünde durulmamıştır. İsmet Emre bu açığa da değinerek şunu savunur:

"Özellikle edebi metin söz konusu edildiğinde modern düşüncenin yöntemi yapısalcılık; postmodern düşüncenin yöntemi ise post-yapısalcılıktır. Ancak sözün bu noktasında unu da belirtmekte yarar var: modernizm ne kadar akla dayalı, sınırları belli, kurallı, ilkeli, düzenli bir anlayış olarak kendini göstermişse, yapısalcılık da o kadar akla dayalı, mantıklı, belli ilkeleri bulunan bir çözümleme metodu olarak gelişmiştir; buna karşın postmodernizmin çoğunlukla irrasyonel, göreceli, serbest, kurallardan arıtılmış, tasnife sığmaz mantığı kendi çözümleme metodunu da üretmiş ve post yapısalcılık da yapısalcılığın aksine bütün metinlere aynı ölçütlerin uygulanabildiği; her metne aynı nesnellikle yaklaşan bir sistematiğe sahip olmaktan uzak durmuştur."(s.17)

Giriş bölümünde okurun kafasında genel sorunları ve sınırlılıkları gösteren yazarımız eseri dört ana bölüme ayırmış. Daha iyi anlaşılması bakımından biz de eseri bu dört bölüme göre inceleyeceğiz.

Birinci Bölüm: Postmodernizm

Posrmodernizmin kavramsal çerçevesi ile başlayan bölüm postmodernite, postmodernizm, postmodernizmin tarihi, edebiyatta postmodernizm gibi alt başlıklardan oluşuyor. Bu bölüm kitabın en yoğun kuramsal bilgilerin olduğu ve oldukça fazla alıntılarla bir okuma kılavuzu da çıkarılabilecek bölüm bana kalırsa. Barnhard, Habermas, Lyotard, Best ve Kellner,'a pek çok yazarın modernizm ve postmodernizm kavramına çizdikleri tanımları aktarır yazarımız. Bunu yaparken belli bir sistematiğe sadık kalır. Birbirlerinin karşıtı ya da devamı olan fikirleri art arda sunar. Böylelikle okura farklı kapılar açar.

Postmodernite ile postmodernizm birbirine karıştırılıp hatta birbirinin yerine kullanılması hatasını da bu bölümde aktarır. Bu karmaşayı yaşayan yazarlardan örnekler sunup her bölümde kendi fikrini ve çıkarımını derli toplu özetler. Bu kısımda İsmet Emre, daha evvel pek de üstünde durulmayan başka bir noktaya temas eder: Eleştirel Teorisyenler. Yazarımız Frankfurt Okulu mensuplarının postmodern sürece nasıl katkı sağladıklarını burada anlatır. Yine bölüm sonunda kendi fikirlerini derli toplu aktararak okurun bir çıkarımda bulunmasını kolaylaştırmıştır. İsmet Emre, bu ilk kısımda kavramları ve mevcut karmaşaları okurun önüne sermek istediğinden postmodern kavramının sosyal bilimler ve postmodern ilişkisine de değinir. Özellikle sosyolojik ve felsefi bağlamda postmoderni bir zemine koymaya çalışır.

İkinci Bölüm: Postmodernizm ve Edebiyat

Postmodernizmin edebi boyutu şüphesiz daha çok roman boyutudur. İsmet Emre de kavramın edebiyat bağlamında çerçevesini çizerken Marcel Proust, Robert Musil, Franz Kafka ve James Joyce etrafında şekillendirir. Özellikle James Joyce ile başlayan değişimin modern anlayıştan kopuş ve postmodern anlayışın müjdecisi olarak görülmesini izah eder. Postmodern edebiyatın temel sorunlarından "tür" meselesine değinen yazarımız, statik bir tür olmayışının güçlüğünden de bahseder. Postmodern metnin diğer sorunlarından olan metnin silikleşen öznesi ve yaratıcısının okur mu yazar mı olduğu sorunsalına değinir. Postmodern metnin tüm bu zorluklarının yanında çokça tartışılagelen "dil mekanizması" nı da bu bölümde ele alır.

"Dil hem sanat olarak edebiyatın hem de bilim olarak edebiyatın en vazgeçilmez malzemesidir.Postmodernizm roman türündeki tahribe dil ile başlamıştır dersek çok da abartılı bir ifade kullanmış olmayız."(s.102)

İsmet Emre kitabın birçok bölümlerinde farklı sorunları yahut çözümleri maddelendirerek okura sunuyor, bence okur açısından bu eseri kıymetli ve işlevsel hale getiren de bu yöntemi olmuş. Bu bölümde de postmodernist özne anlayışıyla ilgili olarak ileri sürülen görüşleri dört maddede toplamış. Oldukça çok tartışılan bu meseleyi böylelikle okura hap olarak sunmayı başarmış yazarımız.

İsmet Emre "Postmodernizm ve Edebiyat"in ikinci bölümünde montaj, pastij, ironi kavramlarını başlıklar halinde ele alırken postmodern metinin yapı unsurlarına (olay, zaman, şahıs ve mekân) tematik kurgu ve bakış açısına da değinmiş. Bu bölüm okur açısından postmodern metne nasıl yaklaşılmalı, neler aranmalı yahut ne olmaz gibi sorularına yanıt niteliğinde olmuş. Oğuz Atay ve Orhan Pamuk metinlerine de değinen İsmet Emre, postmodern romanın okunmasını yahut anlaşılmasını kolaylaştıracak kavram bilgilerini bu bölümde vermiş denebilir.

Üçüncü Bölüm: Postmodernizm ve Roman

Bu bölüme kadar okuru zihninde temel kavramlar şekillenmiş oluyor. Postmodenizm ve modernizm, post yapısalcılık, postmodern metin ve unsurları uzunca anlatmış farklı fikirleri de alıntılamıştı yazarımız. Üçüncü bölümde yazarımız konuyu biraz daha özele indirgeyip postmodernizmi sadece roman bağlamında ele almış. Bana kalırsa bu bölüm başlı başına bir kitap olabilir. İsmet Emre akademisyenliğinden gelen alışkanlıkla çalışmasını daha çok bilimsel temele dayandırmış. Bu bölümde her başlıkla konuyu adım adım derinleştiriyor yazarımız. "Dünya Romanını Etkileyen Bilimsel Gelişmeler" alt başlığı ile üçüncü bölüme giriş yapmış. Bu kısma gelene kadar esasen hiçbir kavramda sınırlar netleşmemiş ve okurun zihni kesinliğe ulaşmamıştı. Fakat başta belirttiğimiz gibi postmodernizm kavramının kendisi sınırsız hatta kesinliksiz olduğundan İsmet Emre'nin işi oldukça güçtür. Bu kısımda neden konuyu geniş aldığını da şöyle izah eder:

"Romanların art alanını oluşturan postmodernitenin hazırlayıcısı, ortaya çıkış nedeni olan modernizme giden yolun kültürel haritasını çıkarmaya çalıştıktan sonra modernite üzerine fikir yürütmek daha da kolaylaşacaktır."(s. 204)

"Batı Romanında Postmodernizm" alt başlığında İsmet Emre daha çok Kafka, Joyce, Proust ve Musil metinlerine değinir. "Türk Romanında Postmodernizm" başlığında ise Halit Ziya'dan, Yakup Kadri'ye; romanın değişim yaşadığı Oğuz Atay'dan Yusuf Atılgan'a kadar süreci getirir.

İsmet Emre muhtemeldir ki "Postmodernizm ve Edebiyat" eserini yazmadan evvel bu kavramlara dair yaşadığı tanım karmaşasını bu eserle evvela kendi içinde sonra okur bağlamında asgariye indirmek istedi. Bundandır ki tam bu noktada Türk romanının tarihini anlatan İsmet Emre, onar yıllık dönemlerle kronolojik bir sıra etrafından başlangıçtan 1980 sonrasına kadar adım adım, isim isim romanın gelişimini izah eder. Bu bölümler başta belirttiğim gibi çok titiz bir çalışma ve ciddi bir kaynak taraması gerektirdiğinden müstakil bir eser olması bile mümkündü.

Bugün postmodern romanı kavramanın geçmişten bağımsız olmayacağını hatta sadece modernizmle ilişkilendirilerek izah edilemeyeceği tezini de bu bölümle göstermek istemiş gibidir İsmet Emre.

Dördüncü Bölüm: Metin Tahlilleri

Edebiyat kuram kitaplarında genel sorun işin teorisini anlatıp "iyi de nasıl yapacağız?" kısmına değinilmemesidir. Bu eserin okura bu kadar geniş teorik bilgiler sunup bu bilgileri pratiğe nasıl döküleceğini göstermemesi büyük eksiklik olurdu. İsmet Emre de bu bakış açısıyla son bölümü metin tahlillerine ayırmış. Bu kısım Kafka'nın Şato romanının geniş bir tahlili ile başlıyor. Sonra Aylak Adam ve Tehlikeli Oyunlar romanı tahlil edilip kısa bir sonuç bölümüyle eser bitiriliyor.

Bölüm bölüm ele aldığımız İsmet Emre'nin "Postmodernizm ve Edebiyat" eseri özellikle bu alana ilgi duyanların, bu kavramların sınırlarını merak edenlerin, roman yahut öykü yazan ve metin tahlili ile meşgul olanların okuması gereken bir eser. Bu kadar hacimli olması, meseleyi çok geniş bir çerçeveyle ele alması, fazlaca yapılan alıntılar bir çırpıda okunmasına mani olsa da İsmet Emre'nin bilimsel bir metin oluşturma ciddiyeti eseri kıymetlendirmiş. Kitabın arkasındaki kaynakça yine bu alana ilgi duyanlar için işlerini kolaylaştıran bir yol haritası niteliğinde.

Postmodernizm ve Edebiyat
İsmet Emre
Anı Yayıncılık
2006, Ankara
380 Sayfa


Yazar: Tuba YAVUZ - Yayın Tarihi: 22.11.2021 09:00 - Güncelleme Tarihi: 23.11.2021 21:12

,

269

Tuba YAVUZ Hakkında

Tuba YAVUZ

1982 yılında Erzincan’da doğdu. Gazi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun olduktan sonra Ankara’da çeşitli kurumlarda çalıştı. 2008’den bu yana Edirne’de Milli Eğitimde öğretmen olarak görev yapmakta. İki çocuk annesi.

Türk Edebiyatı, Hece Öykü, Ihlamur, Balkan Türküsü, Poyraz gibi çeşitli dergilerde öyküleri yayımlandı.

2014’te “Sitare” öykü kitabı çıktı. (meserret yayınları)

Tuba YAVUZ ismine kayıtlı 14 yazı bulunmaktadır.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin