Primrose Sokağı’ndaki Adam

Primrose Sokağı’ndaki Adam

Primrose Sokağı’ndaki Adam

15.04.2016 - Ayşe Bağca
Primrose Sokağı’ndaki Adam

Harf Yayınları polisiye dizisinden çıkan James Renner imzalı Primrose Sokağı’daki Adam Yavuz Çelik çevirisiyle Türkiye’de okuyucusuyla buluştu. Kitap polisiye bir roman olmanın yanı sıra bir bilim kurgu olma özelliği taşıması bakımından oldukça dikkat çekici bir özelliği sahip. Amerikan polisiye ve gerilim romanlarıyla benzer özelliklerde yazılmış oluşuyla birlikte bir takım sınıflandırmalar yaparak incelemeye çalışacağız.

Olayların Geçtiği Mekân ve Sosyolojik İzlenimler

Birçok Amerikan polisiye film ve roman için seçilen mekânlar hemen hemen aynı bölge olduğunu görüyoruz. Elimizdeki romanda da şehir merkezinden ziyade daha kırsal bölgeler seçilmiştir. Konu edilen olayların başında cinayet ve tecavüz gibi olaylar gelmektedir. Bunun yanı sıra sistematik işkenceler de izleyici ya da okuyucuyu kendine çekmek konusunda başarılı olmuştur. Adı geçen kitapta olaylar yaşlı bir adamın ilginç bir şekilde öldürülmesinin öncesi ve sonrasındaki diğer olaylarla bağlantısıyla vücut bulur. Bir gazetecinin kız çocuklarını kaçırıp, işkenceyle öldüren bir katilin peşine düşmesi ve yargıya teslim etmesinin ateşlediği çok ilginç olaylarla devam eder. Aynı zamanda kadınları kaçırıp alıkoyan Brune’nin idamı ve onunla ilgili bilgilerin esrarengiz bir biçimde ilgilenen araştıran herkeste korkunç bir etki uyandırması olaylara fazlaca gerilim yüklüyor.

Yazar Renner kitabın başkahramanı olan David Neff gibi araştırmacı gazetecilik yapmaktadır. Aynı zamanda bir takım çözülmemiş cinayetlerin üzerinde araştırmalar yaparak raporlar hazırlamıştır. Renner, kitapta belirttiği suçlarla ilgili ince ayrıntılar vererek toplumdaki zafiyetleri de ortaya koymaktadır. Amerikan toplum yapısı ve ahlakı ile ilgili anlatımları da üzeri kapatılan ve özgürlükle anılan bir toplumun çözülmüşlüklerini yansıtıyor. Suçun doğma sebepleri, yıkılmış bir toplumsal mekanizma olan ailenin toplumdaki işleyişini özetler nitelikte.

Yazınsalda Polisiye ve Bilimkurgu

Oldukça hacimli bir kitap olmasına rağmen, okuru üzerinde kilitleyen ve sayfaların nasıl ilerlediğini fark edemediğiniz bir hikâye ile karşı karşıyasınız. Üst düzey bir akıcılık ve açıklıkla yazılan roman tipik polisiye romanlardan ustaca işlenmiş bilimkurgu yönüyle ayrıştığını söyleyebiliriz. Kitap basıldığı andan itibaren film hakları satın alınmış.

Yukarda da belirtildiği gibi yazar Renner’in roman kahramanı David Neff gibi araştırmacı gazeteci olduğunu söylemiştik. Bu bilgiler dâhilinde kitabın bir otobiyografi olduğunu düşünecek gibi oluyoruz, fakat bilim kurgunun kendini açık etmeye başlamasıyla bu fikrimizden vazgeçiyoruz.

Kitap genel anlamda iyi bir kurguyla yazılmış. Olayların bilim kurguyla açıklanmasıyla başlayan süreçte okuyucu için küçük bir tökezleme olabilir. Gerçekle çok bağdaştırılamayan ve karmaşıklaşan olaylar onlara doğru zihnimizi epey zorluyor. Kimi zaman çıkmaz bir noktaya sürüklenmekte mümkün.

Yakın zamanda ekranlara da taşınması muhtemel primrose sokağındaki adam, okuyucusunu ve izleyicisine şimdiden kendine bağlayacağını vadediyor. Çok satanlar listesinde macera, gerilim, polisiye severler için boy göstereceği kesin görünüyor.

İyi okumalar diliyorum.

Primrose Sokağı’ndaki Adam

James Renner

Harf Yayınları

475 sayfa

Ayşe Bağca - 15.04.2016

,

1153

Ayşe Bağca Hakkında

Ayşe Bağca

1983 Haziran ayında doğdu. Yüksek öğrenimi Cumhuriyet Üniversitesinde başladı ve şuan Anadolu Üniversitesi AÖF Sosyoloji porogramıyla devam ediyor. İlk yazıları 2001 yılında Yitik Düşler dergisinde yayınlandı. Zaman içerisinde çeşitli dergi ve edebiyat sitelerinde yazdı. Yolcu Dergisi ve Kitap Haber'le yoluna devam ediyor. Şiir yazdığına dair bazı rivayetler var.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin