Raif Efendi'nin Maria Puder'i

Raif Efendi'nin Maria Puder'i

Raif Efendi'nin Maria Puder'i

19.12.2012 - Ferit Genç
Raif Efendi'nin Maria Puder'i

Dünyada bana hiçbir şey; tabiattan melül bir insanın zorla gülmeye çalışması kadar acı gelmemiştir.(s:71)

Sabahattin Ali’nin 1943 yılında yazmış olduğu ve iki ayrı dünyaların insanı olan Maria Puder ile Raif Efendi’nin aralarında geçen aşk hikâyesini anlatmaktadır. Birde Rasim Bey vardır. Rasim Bey romanın başkahramanı olarak giriş yapsa da daha sonra olay esas kahramanları olan Maria Puder ve Raif Efendi arasında geçecektir.

Olayın gelişimi şöyledir. Anlatıcı olarak gözüken Rasim Bey işsiz bir şahıstır. Bir gün Ankara’nın sokaklarında yürürken karşısında eski sınıf arkadaşlarından Hamdi Bey ile karşılaşırlar. Ayaküstü yapılan kısa bir sohbetten sonra Rasim beye şirkette bir iş vermek için Hamdi Bey ertesi gün bürosuna gelmesi için davette bulunur. Ertesi gün şirkete giden Rasim Bey, Raif Efendi adında birisi ile aynı odada çalışmaya başlar. Raif Efendi çalıştığı şirkette bazı yazılı evrakların tercümanlığını yapmaktadır. Bir gün Raif Efendinin çevirmenliğini yaptığı bir kâğıdın memurlar tarafından unutulması üzerine Hamdi beyden azar işitir. Hamdi beyden azar işittikten sonra elinde bir kalemle bir kâğıda bir şeyler çizen Raif Efendi odadan çıkar. Bunun üzerine ne karaladığını merak eden Rasim Bey, Raif Efendinin masasına doğru gidip çizilen kâğıda bakar. Bu resimde başarılı bir insan tahlili gören Rasim Bey, Raif efendinin ne kadar yetenekli birisi olduğunu anlar ve o günden sonra Raif Efendi’ye daha farklı bir nazarla bakmaya başlar.

Bir gün ağır bir şekilde hastalanan Raif Efendi işe pek gidemez durumda olunca tercüme edilmesi gereken bir yazıyı Rasim Bey alıp Raif Efendinin evine götürür. O arada Raif Efendinin ailesini de daha yakından tanıma fırsatını bulur. Bu gidiş gelişler zamanlar sıklaşır ve Rasim Bey ile Raif Efendi arasında belli bir samimiyet oluşur. İlk önceleri kendi içine kapanık, hayatın varlığından yoksun olan Raif Efendi zamanla beraber oturup sohbete ederler. Bir Şubat günü çok ciddi bir hastalık geçiren Raif Efendi işe gidemeyeceğini tahmin ettiğinden Rasim Beye bürodaki bütün eşyalarını alıp eve getirmesini ister. Eşyaların içinde bir defter Rasim Beyin dikkatini çeker. Bu yüzden bu defteri okumak isteyen Rasim Bey olumsuz bir cevap ile karşılaşır fakat çok ısrar etmesi üzerine Raif Efendi bu ısrarını kıramayıp dileğini kabul eder. Bu defter aslında Raif Efendinin bütün hayatını anlatan günlüklerinden oluşuyor. Bu defter romanın ikinci bölümünü oluşturan öğedir.

Romanın ikinci bölümü Rasim Beyin aldığı defteri evine gidip okumaya başlamasıyla başlıyor. Defter, Raif efendinin 20’li yaşlarındayken babasının sabunculuk tekniğini öğrenmesi isteği üzerine Berlin’e gitmesiyle başlıyor. Küçüklüğünden itibaren sanata olan bir hayranlığından dolayı bir gün Berlin sokaklarında gezinirken bir sanat galerisini görür. Sanat galerisinden içeri girer ve karşısında bir sanatçının oto portresini görür ve tablodaki kadını hiç tanımamasına rağmen platonik olarak âşık olur. Bu tablo kendisine o güne kadar hiç hissetmediği bir duygu seline kapılmasına neden olur. Tabloya olan hayranlığı onun her gün sanat galerisine gidip saatlerce o tabloya bakmasına neden olmuştur. Öyle ki koca sanat galerisinde tek dikkatini çeken tablo Kürk Mantolu Madonna portresidir. O tablodaki portreye dalarken kendisine bakılan bakışları da göremez. Bu durumu fark eden tablonun sahibi Maria Puder Raif efendinin yanına gelip konuşmaya çalışır. Kısa suren bir sohbetten sonra kendisinin alaya alındığını düşünen Raif Efendi bir daha o sanat galerisine gitmez. Zamanla bir gün arkadaşlarla bir eğlenceden dönerken karşısında tablodaki Kürk Mantolu Madonna portresindeki kadını görür. İlkin gözlerine inanamayan Raif Efendi daha sonra onu gördüğü yere tekrar gelerek önceki gün gördüğü kadını yine görür. Ve zamanla tanışıp arkadaş olurlar. Bu arkadaşlık daha ilerisine gidip sevgili olmalarına sebep olur. Günler Raif Efendi ve Maria Puder için çok eğlenceli geçmektedir. Mutlu bir ikili oluşturan bu sevgililer böylece çok uzun bir sure beraber zaman geçirirler. Ta ki bir gün Maria Puder’in Raif efendiye güvenmemesi yüzünden kısa bir süre ayrı yaşamaya çalışırlar. Fakat bu duruma defa fazla dayanamayan Raif Efendi hemen Maria Puder’i aramaya başlar. Maria Puder’in hasta olduğunu duyan Raif Efendi belir bir süre hastanede Maria Puder’e refakatçilik yaptıktan sonra birlikte hastaneden dönerler. Yine bir süre daha birlikte zaman geçiren bu ikili. Bir gün Raif efendinin kaldığı otele bir mektup gelir. Mektubu gönderen eniştesi Raif Efendiye babasının öldüğü haberini bildirir. Türkiye’ye dönmekle dönmemek arasında kalan Raif Efendi Maria Puder’le konuştuktan sonra dönmeye karar verir.

Bütün işlerini hallettikten sonra Maria Puder’i memleketine getireceğine dair söz veren Raif Efendi Almanya’dan ayrılır. Belli bir süre düzenli olarak karşılıklı olarak mektuplaşırlar. Bir gün Maria Puder Raif Efendi’ye Almanya’ya geldiğinde kendisine çok güzel bir sürprizinin olduğu müjdesini verir. Aradan 10 yıl gibi bir zaman geçtikten sonra Raif Efendi Maria Maria Puder’den mektup alamaz olur. Kendisi mektup göndermeye devam ettikten kısa bir süre sonra gönderdiği mektupların adres yetersizliğinden dolayı geri geldiğini görür. O gün hayatta Maria Puder’in gibi birisine dahi güvenilmediğini anlayınca hayat anlayışı bir anda dönüşüverir. Bütün eski mutlulukları bir bir gözünün önünden geçiren Raif Efendi daha sonra başka birisiyle evlenir. Bu yılmışlık kendisinin peşini hiçbir zaman bırakmamıştır. Çoğu geceler sabahlara kadar yatmaz hep bir cevap bulma arayışı içerisinde bulunur. Ta ki bir Şubat gününde ekmek almaya giderken Almanya’dayken pansiyonunda kaldığı Maria Puder’in akrabasıyla elinde bir çocukla karşılaşır. Tren kalkmasına az bir süre kaldığı için yürümeye başlarlar. Kısa bir sohbetin ardından geçmişteki yaşanılan olaylara vurgu yapan ikili en sonda Raif efendinin sözü Maria Puder’e getirmesiyle başlar. Ona Maria Puder’in 10 yıl önce bir hastalığa yakalandıktan sonra bu hastalıktan bir çocuk dünyaya getirdiğini ve çocuğun babasının bir Türk olduğunu söyler annesine. Fakat annesi torununun babasının sadece bir Türk olduğunu bilmesine rağmen ne ismini biliyor ne de kendisine ulaşabilmesinde yardımcı olabilecek bir adres. Bu sohbet esnasında şok geçiren Raif Efendi kendisinden olduğunu anladığı çocuğa uzaktan uzağa bakakalır. Bir dakika sonra tren hareket eder ve Raif Efendi ikinci kısmını oluşturan deftere bu geçmişte yaşadığı anılarını yazar.

Defteri okuyan Rasim Bey o an Raif Efendinin ne derece zengin bir iç dünyasına sahip olduğuna kanaat getirir. Rasim Bey defteri geri götürmek için Raif Efendinin evine giderken Raif Efendinin ölüm haberini de aile fertlerinden duyar.

Ah Kürk Mantolu Madonna'm! Aradan gecen koskoca 10 yıl ve geriye senden kalan tek hatıram şuan tren vagonuna başını dayamış bol saçlı bir çocuk. Ne gözlerinin rengine bakabildim ne de ismini sorabilecek bir cesaret.

Yapı Kredi Yayınları
160 sayfa

Ferit Genç - 19.12.2012

,

32853

Ferit Genç Hakkında

Ferit Genç

89 yılında temmuz ayında dünyaya geldi. Bitlis doğumlu. Sosyoloji öğrencisi. 43 numaralı ayakkabısıyla 43 plakalı Kütahya sokaklarını arşınlayıp parmak uçlarıyla üşütür dünyayı. Soğuk espirilerin en hayır kısmında sağanak yağmurun ıslaklığıyla dokunur kancık bir klavyeye.

Neden hayallerinizi sürekli erteliyorsunuz diye iddalı düşünceleri sağlam bir temele oturduğunda ve iyi bir sigara içicisi durumuna geldiğinde ciğerlerinden bir himalaya fışkırtmaya çalışacak.

Yorumlar
  • Gülnaz Eliaçık 2012.12.19 15:25

    Kürk Mantolu Madonna, okuduğum en iyi kitaplardan biriydi kesinlikle.

  • mesut 2013.11.10 22:48

    Raif efendi karakteri adeta duygusal ikizim hic bir Roman karakterini bu kadar anlayamam

  • Bülent Eren 2016.10.20 17:36

    mektuplar 10 yıl sonra kesilmez. ifadenizde bir yanlışlık olmuş. adres yetersizliği yüzünden değil postaneden alınmadığı için geri gönderilmiştir.

  • Dilek 2017.03.02 21:03

    çok güzel yazılmış

  • Selçuk Kılıç 2018.11.27 20:20

    Evet 1 yıl sonra kesilir mektuplar. Bu arada 21. Yüzyılda yaşasalar Leyla’nın Evi romanındaki Yusuf ile Roxy gibi olurdu kaderleri sanırım

  • Nazmiye Demir 2020.03.05 12:11

    Harika bir kitap

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin