Roman mı Şiir mi?

Roman mı Şiir mi?

Roman mı Şiir mi?

Roman mı Şiir mi?

Adı, soyadı

Açılır parantez

Doğduğu yıl, çizgi, öldüğü yıl, bitti.

Kapanır parantez

(...)

Diye devam eden Behçet Necatigil'in bu şiirini okuduktan sonra roman mı yoksa şiir mi diye düşünmeye başladım. Behçet Necatigil'in bu şiirinde beni bu soruya yönelten şey şuydu: "Bu şiir bir monografiydi ama içinde ne anne adı ne baba adı ne de edebiyat tarihlerinde gördüğümüz geçmiş zaman eki vardı. Şairin bütün hayatı bir çizgi içinde ele alması beni etkiledi." Sonra bu soruyu kendime sorar oldum:" Roman mı şiir mi?"

Şunu belirtmek isterim ki bu sorunun cevabı bende tamamen şiirdir. Çünkü roman yazmak için iyi bir okuyucu olmak, iyi analiz etmek ve edebiyatın tadını almış olmak yeterlidir. Bu özellikler sizde varsa sizde güzel ya da çirkin roman yazabilirsiniz. Güzel ya da çirkin dedim. Çünkü ortaya çıkmış bir metne sanat eseri gözüyle bakacak olursak o metne iyi ya da kötü demenin pek doğru olmadığını kanısındayım. Ortaya çıkmış bir edebi metin ancak güzel ya da çirkin olarak ifade edilmelidir.

Roman tekniklerine baktığımız zaman bir eserin roman olabilmesi için gerekli kurallar içinde yazılması gerekir ki o metne roman diyebilelim. Bir konuyu roman formatında yazmak yazarlar için oldukça zor olsa gerek. Belli başlı kurallar, iç içe geçmesi gereken ve sonra bir yerde bütünleşmesi gereken olay örgüleri hem yazarları zorlar hem de roman incelemesi yapan akademisyenleri zorlar.

Fakat bu şiirde böyle değildir.

Şiir yazmak için iyi bir okuyucu olmak ya da edebiyat camiasını bilmek yeterli olmaz. Şiir yazmak için maddenin ardına gizlenenleri görmek ve aklın bütün yetilerini kullanmak gerekir. Şâir'in belki bir tanımı olmaz ama bizce şair"görüneni herkesten farklı görebilen, anlatılanı herkesten farklı anlatabilendir."

İkinci yeni ile birlikte şiirlerin sayfa sayısı artsa da şiirler, romanlardan kısadır. Fakat romanda anlatılmak ve verilmek istenen ana temalar şiirlerde daha kısa ve daha etkili anlatılır ve ortaya konur. Örnek vermek gerekirse bir romancı bir gencin âşık oluşunu sayfalar doluşu kelimelerle anlatabilir. Ancak bir şair, bir gencin âşık oluşunu sayfalar dolusu kelimelere ağır basacak birkaç mısra ile anlatabilir:

(...)

Yedi düvelden korkmayan ben

Tir tir titriyorum senden

Diyerek anlatılmak isteneni daha etkili bir biçimde anlatabilir. Tolga Akpınar der ki: "Roman, Deneme, Hikâye gibi vardır ama şiir gibi insan yoktur. Yani somut ve soyut her meseleyi her edebi tarzda yazabilirsiniz ama hiçbiri şiir kadar etkili bir anlatıma sahip olamaz." İşte bu yüzden şiir, romandan önce gelir.

İbrahim Halil Sönmezgül - 12.11.2014

,

3810

İbrahim Halil Sönmezgül Hakkında

İbrahim Halil Sönmezgül

Türk Dili Edebiyatı Anabilim Dalı Yüksek Lisans öğrencisi

Yorumlar
  • Cemre 2018.04.16 18:21

    ibrahim halil sönmezgüle çok teşekkür ederim

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin